HADİS İKLİMİ-Mahmut Aveder – Güzel Ahlak
Ebu Hüreyre’nin rivayet ettiğine göre, Resülullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Ben, (başka değil, sadece) (iyi), güzel ahlakı tamamlamak (uygulamak) için gönderildim.” (İbn Hanbel)
Enes b. Malik’in ifade ettiği üzere, Resülullah ahlak bakımından insanların en güzeli idi. Bununla birlikte Hz. Peygamber, ahlakını daha da güzelleştirmeye gayret ederek kötü ahlaktan Allah’a sığınırdı. O’nun namaza kalktığında yaptığı dua da bu amacını gerçekleştirmeye yönelikti: “… (Allah’ım!) Beni güzel ahlaka eriştir. Senden başka güzel ahlaka eriştirecek yoktur. Kötü ahlakı benden uzaklaştır. Senden başka kötü ahlakı benden uzaklaştıracak yoktur!” (Müslim)
Herkes kendi ahlakını beğenip başkalarının eksikliğini görürmüş. Rasulullah (s.a.v) dahi sürekli ahlakının güzelleşmesi için dua ediyorken bizlere ne oluyor ki? Kötü ahlaktan uzaklaşıp güzel ahlak ile donanmamız için bizim daha fazla duaya ihtiyacımızın olduğunu unutmayalım.
İslam ahlakının en belirgin yönleri, “hasbilik” yani hiçbir çıkar kaygısı olmadan sırf Allah rızasını gözetmek ve “ihsan” yani kendisi Allah’ı görmese de her an Allah’ın onu gördüğünün bilincinde olmak ve ona göre davranmaktır. Bu, İslam’da ahlak ve iman arasında sıkı bir ilişki olduğu anlamına gelmektedir.
Allah Teâlâ, “Rabbimiz Allah’tır.” deyip de dosdoğru olanları cennetle müjdelemiştir. Resulullah da “Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlak bakımından en güzel olanıdır.” (Ebu Davud) buyurarak iman ve ahlak birlikteliğine vurgu yapmıştır. Ayrıca ahlakı en güzel olanların, en hayırlı insanlar ve kendisine en sevgili kimseler olduğunu ifade etmiştir.
İslam ahlakında vicdan da göz ardı edilmemiştir. Şuurlu, iman sahibi bir kimse, vicdanına danışarak iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilir. Çünkü iyilik, kalbin kendisiyle huzur ve sükûn bulduğu; kötülük ise kalbi huzursuz eden şeydir (İbn Hanbel). Nitekim Hz. Peygamber, “İyilik güzel ahlaktır. Kötülük ise içini huzursuz eden ve başkalarının bilmesini istemediğin şeydir.” buyurmuştur (Müslim).
İnsanın fıtratı gereği yanıldığı ve hata ettiği zamanlar olabilmektedir. Böyle bir durumda Allah Resulü şunu tavsiye etmektedir: “Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Kötülüğün peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. İnsanlara da güzel ahlaka uygun biçimde davran!” (Tirmizi). Çünkü Allah Teâlâ’nın buyurduğu üzere, yapılan hayır ve hasenat, kötülükleri gidermektedir (Hud, 114).
Hz. Peygamber, “Kıyamet günü müminin mizanında güzel ahlaktan daha ağır bir şey yoktur. Muhakkak ki Allah söz ve fiilleri çirkin kimselere son derece öfkelenir.” buyurmuş (Tirmizi), ahlakını güzelleştiren kimseye cennetin en yüksek makamından bir köşk verileceğine kefil olduğunu belirtmiştir (Ebu Davud).
Ahlakla ibadetler arasında da sıkı bir ilişki vardır. İbadet, Allah’a karşı bir görev olmakla birlikte kişiyi ahlaki açıdan geliştirmeye yardımcı olmaktadır. Bu yüzdendir ki Kur’an’da namazın her türlü hayâsızlık ve kötülükten alıkoyma özelliğine vurgu yapılmıştır (Ankebut, 45). Aksi takdirde kişinin ibadeti, ahlakını güzelleştirmeye vesile olmuyorsa çelişkili bir durum söz konusudur. Nitekim Allah Resulü, namazı, orucu ve sadakasının çokluğuyla anıldığı halde komşularını diliyle inciten bir kadın hakkında kendisine sorulduğunda, onun cehennemde olacağını söylemiştir (İbn Hanbel). İman, ibadetler ve ahlak arasındaki bu denge ve birliktelik göstermektedir ki ahlaklı olmak, tek kelimeyle her şeyde tevhidi bulma çabasıdır.
Küçük yaşta verilen eğitim ve terbiyenin kalıcılığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Nitekim Hz. Peygamber, “Çocuklarınıza ikram ediniz ve onlara güzel terbiye veriniz.” (İbn Mace) buyurmuş, “Hiçbir baba, evladına güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermemiştir.” (Tirmizi) diyerek çocuk terbiyesine verdiği önemi vurgulamıştır.
Her işe Allah’ın adını anarak başlamak, yemeği sağ elle ve önünden yemek, bir şey içtiğinde kabın içine solumamak, başkasının evine izinsiz girmemek, selamı yaymak, selama daha güzeli veya aynıyla karşılık vermek, küçüklere merhamet, büyüklere saygı göstermek, insanların kusurlarını araştıran değil, örten olmak, namazı huşu içerisinde kılmak, kötü söz ve fiilleri terk etmek, sadakayı başa kakmadan, gönül kırmadan temiz ve güzel şeylerden vermek güzel ahlakın bazı örnekleridir.
Tüm bunlar Müslüman’ın zihnini inşa ederek ona şahsiyet kazandıran davranışlardır. Edebe riayet etmek, nefsi terbiye edip ahlakı güzelleştirdiği gibi hem Allah’ın rızasını, hem de toplumun sevgisi ve takdirini kazanmaya vesiledir.