KAPAK-A.Baki Öncel – Ümmetin Yükünde Benim Hissem – 1

KAPAK-A.Baki Öncel – Ümmetin Yükünde Benim Hissem – 1

Ümmetten Haberdar Olmak

“Müminler ancak kardeştirler.” (Hucurât, 49/10)

Her sabah yeni bir güne uyanıyoruz. Evimiz, ailemiz, işimiz, okulumuz, geçimimiz… Günlük hayatın yoğunluğu içinde kendi sorumluluklarımızla meşgul oluyoruz. Bu telaş, çoğu zaman bizi iman bağıyla kardeş olduğumuz milyonlarca mümin kardeşimizin sevinçlerinden ve acılarından habersiz bırakabiliyor.

Kendimize şu soruyu samimiyetle soralım:

Bugün ümmetten ne kadar haberdarım?

Ümmetten haberdar olmak; sadece savaş görüntülerini izlemek, sosyal medyada dolaşan haberleri paylaşmak veya gündeme gelen olayları konuşmak değildir. Haberdar olmak; ümmetin sevincini kendi sevincimiz, hüznünü kendi hüznümüz bilmektir. Kardeşlik hukukunun gereği olarak, dünyanın neresinde olursa olsun bir müminin derdiyle ilgilenmeyi gönlümüzde bir sorumluluk olarak taşımaktır.

Ne yazık ki bilgi çağında yaşamamıza rağmen, bazen ümmet coğrafyasına dair bilgilerimiz birkaç manşetten ibaret kalmaktadır. Oysa ümmetin meseleleri sadece savaşlardan ibaret değildir. Bir yerde çocuklar eğitim imkânından mahrum kalırken, başka bir yerde aile yapısı zedelenmekte; bir bölgede açlık ve yoksulluk yaşanırken, başka bir bölgede cehalet, ahlaki yozlaşma ve kimlik bunalımı derinleşmektedir. Ümmetin yaraları farklıdır; fakat acısı ortaktır.

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmet bilincini şu çarpıcı benzetmeyle ifade etmiştir;

“Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet etmede ve birbirlerini korumada bir beden gibidir. Bedenin bir organı rahatsız olursa, diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle ona iştirak eder.” (Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66)

Bu hadis bize sadece merhameti değil, duyarlılığı da öğretmektedir. Bir beden, ayağındaki yaradan habersiz yaşayamaz. Aynı şekilde ümmet bilincine sahip bir mümin de kardeşlerinin yaşadığı sıkıntılara kayıtsız kalamaz. Çünkü kardeşlik, aynı inancı paylaşmanın ötesinde, aynı sorumluluğu taşımaktır.

Peki ümmetten haberdar olmak için ne yapabiliriz?

Her şeyden önce güvenilir kaynaklardan ümmet coğrafyasındaki gelişmeleri takip etmeliyiz. Doğru bilgi, doğru bakış açısının ilk şartıdır. Sadece felaket haberlerini değil; eğitim faaliyetlerini, ilmî çalışmaları, iyilik hareketlerini ve ümmete umut veren güzel gelişmeleri de öğrenmeliyiz. Çünkü ümmeti tanımak, sadece acıları görmek değil; ümmetin yeniden ayağa kalkması için verilen gayretleri de fark etmektir.

Haberdar olmak, bizi sorumluluğa götürmelidir. Öğrendiğimiz her bilgi vicdanımızda bir karşılık bulmalı; dualarımıza, infakımıza, eğitim çalışmalarımıza, çocuklarımızın yetişmesine ve hayatımıza yön vermelidir. Bilgi, amel ile buluşmadığında eksik kalır.

Belki bugün elimizden büyük işler gelmeyebilir. Ancak ümmetten haberdar olan bir kalp, zamanla ümmet için çalışan bir ele, ümmet için düşünen bir zihne ve ümmet için çarpan bir yüreğe dönüşecektir.

Yazımızı, kendimize yönelteceğimiz bir muhasebe sorusuyla bitirelim:

Bugün ümmet coğrafyasında yaşanan hangi gelişmeden haberdarım? Bu bilgi, hayatımda hangi davranışı değiştirdi?

İşte bu soruya vereceğimiz samimi cevap, ümmet şuurunun gönlümüzde ne kadar yer ettiğini gösterecektir.

Muhasebe Notu

Bu ay kendime şu soruyu soruyorum:

“Ümmet için bugün hangi sorumluluğumu yerine getirdim?”

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.