SÖZ MEYDANI-İbrahim Çiftçi – Kendi Başına Gelin Güveyi Olmak: Özel’in İşi

SÖZ MEYDANI-İbrahim Çiftçi – Kendi Başına Gelin Güveyi Olmak: Özel’in İşi

Halk arasında çok meşhur bir söz vardır: “Kendi başına gelin güveyi olmak.” Bir işi kendi başına tasarlayıp olmuş kabul ederek sözlerine, davranışlarına devam etmek. Kendi tasarladığının, başkalarının o konuda ne düşündüğüne bakmadan tasarladıklarının, üzerine yaşamaya devam etmek. Bu şekilde davranan kişi, kuruluş, devlet var mı? Olmaz olur mu? Türkiye’ye bakalım. Özgür Özel denilen bir kişi var. Takip edebildiğim kadarıyla birçok şeyi tasarladı. O tasarılarının üzerine yeni tasarılar geliştirdi. Avrupa’nın olurundan sonra beklenmeyen bir anda Genel Başkanlığa aday oldu. Beklenmeyen bir şekilde çok seçim kaybetmiş ama hiç kurultay kaybetmemiş Kemal Kılıçdaroğlu’nu devirdi. Ekrem İmamoğlu, Ö. Özel’i, Özgür Özel de E. İmamoğlu’nu keşfetmişti. İkisi ekipleriyle beraber bir takım oluşturdular. Bu takımın liderleri tasarılarını ortaya koydular. CHP’nin ara dönem genel başkanları hariç hiçbir genel başkan olaysız, şaibesiz seçilmemiştir. İsmet İnönü’yü deviren Ecevit’in genel başkan olması, Ecevit’in genel başkanlığı bırakması, Deniz Baykal’ın seçimi, Kılıçdaroğlu’nun seçimi ve en sonunda Özel’in seçimi.

Parti içinden, kendisine muhalif Ecevit PM’de çoğunluğu ele geçirince İ. İnönü, istifa etmek zorunda kalmıştır. Bülent Ecevit genel başkan olmuştur.

12 Eylül sonrası bütün partiler gibi CHP de kapatıldı. Turgut Özal’ın siyasi yasakları kaldırmasıyla tekrar açılan CHP’ye Bülent Ecevit’in katılmaması sebebiyle Deniz Baykal, genel başkanlığı kazandı. İlk katıldığı seçimde barajı aşamayan D. Baykal istifa etmiş, tekrar seçilmiş ve 2010’da FETÖ’nün kaset kumpasıyla istifa ettirilmiş ve yerine beklenmedik bir şekilde K. Kılıçdaroğlu seçilmiştir. Görüldüğü gibi CHP genel başkanları normal seçilmiyor. Hepsinde tuzaklar, oyunlar var. Özgür Özel’in seçimi de normal bir seçim zannedilmişti. İkinci turda Kılıçdaroğlu aleyhine farkın büyümesi dikkat çekmişti.

Sonra mahkeme süreci başladı. Bizzat CHP’liler kurultayda delege satın alındığını iddia ederek mahkemeye başvurdular. Mahkeme kararının ne olacağını en iyi bilenler de Ö. Özel ve İmamoğlu idi.

Bu arada çok hızlı hareket eden bir CHP genel başkanı vardı. “Ortada fol yok, yumurta yok.” 2028’e üç sene varken erken cumhurbaşkanlığı seçimi diye tutturdu. Olmadı, CHP adayı olarak Ekrem İmamoğlu’nu lanse etti. Ve kendi teşkilatının da bu adaylığı onayladığını söyledi. Sonra güya halka sordu ve 15 milyon imza ile İmamoğlu’nun desteklendiğini açıkladı. Evet ortada fol yok, yumurta yokken yani cumhurbaşkanlığı seçimi yokken bu aday işi nereden, neden çıktı? Neden Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekibi kendi başına gelin güvey oluyorlar? Sonra anlaşıldı.

CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde büyük yolsuzluk iddiaları var. Daha dava açılmamışken, “ortada fol yok, yumurta yokken” bu telaşın sebebi anlaşılmıştı. Henüz hiçbir başlangıcı, hatta belirtisi, elle tutulur bir seçim belirtisi yokken telaşlı bir şekilde varsayımlar, tasarılar üzerine bina edilen bir hareketti bu.

Kurultayda yapılanları bildikleri için, her şeyin ortaya çıkacağı ve sahtekarlıkla genel başkanlığı nasıl kazandığı belli olur korkusu, endişesiyle bağırıp çağırmaya başladılar. Her yanlışlarını doğru gibi anlatıyorlar. Haksız insanlar çok gürültü çıkarır, kargaşaya sebep olurlar ki yaptıklarını kaybettirsinler. İki seneye yakın bir zamandır mecliste, meydanlarda, salonlarda hep bağıran, çağıran ve halkı isyana teşvik eden bir CHP lideri. Tek hedefleri de Tayyip Bey’di. Her şeyin ama her şeyin sebebi de oydu.

Dokunulmazlık zırhına bürünüp, diktatör dedikleri zatın şahsına, aile efradına, yönetimine ve devlete demediğini bırakmadı. En ağır hakaretleri yaptı, yurt dışına şikayet etti. Şikayetine kulak vermediler diye Avrupa devletlerine kızdı. Kendi anlayışına uymayanlara da her şeyi söyledi.

Bu memleket bizim. Biz bu milletiz. Kaybolmuş olsa bile bir ahlakımız, töremiz var. Ahlaki olmayan davranış ya da kişilere iyi bakmayız. Dedikodusunu da yapmayız. Deriz ki “sabah olsun, her şey aydınlansın.” Ama her türlü ahlaksızlığı, hırsızlığı, vurgunu iftira diye reddeden bir anlayış.

İBB’nin say say bitmez para trafiğinde itirafçılardan bir ikisi dese ki (dediler) “ben itirafımı zorla yaptım.” Adam CHP kanallarında göklere çıkarılıyor. Daha önce demediklerini bırakmadıkları bu kişiler aklanıveriyor. İBB ve onun iştirakleri ve yandaş belediyeler büyük, çok büyük, çok çok büyük yasal ve ahlaki olmayan bir para trafiğinin içindeler. Bu paraların bir kısmı kurultayı kazanmak için delegelere, bir kısmı oy toplamak için çıkarcı seçmenlere nakdi veya ayni dağıtılmış, bir kısmı ahbap çavuş ilişkisi içinde olunanlara verilmiş. Bir kısmı da kendileri tarafından iç edilmiş. Yani kurduk diye övündükleri, kurucu partiyiz dedikleri Cumhuriyet döneminin en büyük parti yolsuzluğunun içindeler. İSKİ yolsuzluğu bile bunun yanında çok küçük kaldı.

Şimdi sıralayalım.

  1. 2025 başlarında dillendirilen adaylık meselesi, 2025 sonbaharında takvime bağlandı.
  2. Ö. Özel, Mansur Yavaş ve bazı sağduyulu CHP’lilerin çok erken olması sebebiyle karşı çıkmalarına rağmen aday belirleme kararından dönmedi. Çünkü acelesi vardı.
  3.  CHP genel başkanı adaylığı ön seçimi takvimini 21 Şubat son başvuru olarak açıkladı.

İmamoğlu CHP’nin 23 Mart 2025’te yapacağını açıkladığı önseçime tek aday olarak girdi.

  •  CHP’li üyelerin hepsi sandığa koştu ve adaya oy verdi(!).

İmamoğlu tek aday olarak kazandı. 23 Mart 2025’ten önce ve sonra İmamoğlu sanki seçim varmış gibi meydan ve salon toplantıları yapmaya başladı.

  • 19 Mart’ta gözaltına alındı. Her zamanki gibi suçlu Tayyip Bey’di. Özel, milleti ayağa kalkmaya davet etti. Tayyip karşıtı herkes katıldı. Özel, Türkiye Cumhurbaşkanına demediği bırakmadı. Ama millet ayağa kalkmadı.
  • Diploma sahteciliği mahkeme kararıyla tescillendi ama bunu yapan üniversite yetkililerine bir şey yapılmadı.
  • İBB ve yandaş belediyelerle ilgili yolsuzluk, rüşvet… soruşturması başladı. Somut ve net suçlamalarla gözaltılar yapıldı. Mahkeme süreçleri olayın organize olduğunu gösterirken Özel, meydanlarda gece gündüz bağırmaya ve kendilerinin yanında olmayan herkese hakaret ve küfürlere başladı.
  • Bu konuşmalar ve gelişen olaylar gösterdi ki Ö. Özel’in bir acelesi var. Çünkü kurultayı nasıl kazandığını en iyi kendisi biliyor. Erken seçim kararı alır, seçimi kazanırsa neler olacağını bile planlarken “Mutlak Butlan” kararı çıktı.
  •  Mahkeme diyor ki; “Müştekilerin ve tanıkların ve de mesajların beyanıyla kurultayda delegeler para, makam, iş… vaadiyle satın alınmıştır.” Bunun sonucunda, Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı haksızca elinden alınmış, Ö. Özel satın alınan delegelerin oyuyla genel başkan olmuştur.
  • Bu sebeple Genel başkanlığı kurultayın iptali ile düşmüştür. Bundan sonraki süreç rüşvet veren-alanların ortaya çıkmasıdır. Bu da Özel’in ve İmamoğlu’nun bitişidir. Bunların hepsinden haberi olan Özel ve ekibi yukarıdaki planları alelacele yapmış ve en iyi yaptığı şeyle, meydanlarda küfür, hakaret, tehdit… ile işi kapatmak istemiş, İmamoğlu’nu aday yapmıştır.

Şimdi soralım. Normal seçime üç sene varken ve kendi içlerinde bile “çok erken” denilmesine rağmen CHP İmamoğlu’nu niçin aday yapmıştır? “Ortada fol yok, yumurta yok” iken “civciv çıkartma” kararı alınmıştır.

Kurultay sonrası alelacele kararların nedeni en büyük kurultaydaki şaibe miydi? Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı havasına sokulması ve girmesi İBB ve etrafında dönen vurgunların ortaya çıkması korkusu muydu?

Bunun için olmalı ki bu ikili ve ekibi “Kendi başlarına gelin güveyi oluyorlar.” Erken seçim yapıyorlar, seçimi İmamoğlu kazanıyor ve yukarıdan beri saydığım her şey Tayyip Erdoğan’a yıkılarak tertemiz olacaklarını sanıyorlar. Buna “Yangından mal kaçırmak” derler. Ama olmadı. Şimdi tüm pisliklerin ortaya dökülme zamanı. Kalın sağlıcakla.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.