KUR’AN İKLİMİ-Abdulkadir Yılmaz – Rabbim İlmimi Artır

KUR’AN İKLİMİ-Abdulkadir Yılmaz – Rabbim İlmimi Artır

“Yaratan Rabbinin Adıyla Oku!”

İslam’ın insanlığa seslenişindeki ilk söz: “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” Bu seslenişin gerçekleştiği döneme baktığımızda ismini cahillikten alan “cahiliye dönemi“ni görüyoruz.

Yine bu ilk inen beş ayete baktığımızda burada ilimle ilgili yedi terimin geçtiğini görürüz:

Yaratan rabbinin adıyla oku!

O, insanı alakadan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır.

Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini öğreten rabbin sonsuz kerem sahibidir.”

“Okumak, Okumak, Kalem, Yazmak, Öğrenmek, Bilmek, Öğrenmek”

Aslında İslam bu seslenişle cahilliğe, bilgisizliğe, ilimsizliğe, tembelliğe savaş açmaktadır.

İnsanları cahillikten kurtarmak istemektedir. Çünkü Allah-u Teâlâ, insanı ilimle yükselecek, ilimle hakikati kavrayabilecek, ilimle Yüceler Yücesi’ne ulaşabilecek bir kıvamda, özellikte yaratmıştır. Gerçekten de insanlık tarihine baktığımızda, ne zaman ki insanlık Rabbini tanımış, hakiki ilmi öğrenmiş, dünyayı cennet misali bir mekan haline getirmiştir. Ne zaman ki Rabbini unutmuş, tanıyamamış, bilmesi ve öğrenmesi gerekenleri öğrenememiş, o zaman da dünyası ve ahireti berbat olmuştur.

İslam’ın oku sözünün peşinden hemen, yaratan “Rabb’inin adıyla” gelmesi ilimden, okumaktan kastın, ilk ve asıl gayesinin Allah’ı tanımak, Allah’ın koyduğu ilmi yasaları, Allah’ın istediği şekilde tanımak olduğunu bize gösteriyor. Yoksa insanlık bazen Allah’ı tanımadan ya da yanlış tanıyarak ortaya koyduğu bilgilerle, insanlık hayatını daha tehlikeli bir hale getiriyor.

İslam’ın cahiliye dönemi diye isimlendirdiği o günün en büyük simgelerinden olan kişiye Ebu Cehil adına verdiği dönem, aslında ilim eksikliğinden değil Allah’ı tanıma eksikliğinden kaynaklanan bir cahiliye dönemidir. Yoksa, İslam’ın Ebu Cehil dediği kişi o dönemde “Ebul Hakem” olarak tanınmaktadır.

Günümüzde de cahiliye dönemivari, ikinci bir cahiliye dönemi yaşanmaktadır. Hatta bu cehalet ve vahşetin, ondan birkaç kademe daha ileri olduğunu görüyoruz. Hem bilginin hem de vahşetin daha fazla olduğunu görüyoruz, hissediyoruz ve yaşıyoruz. Bugün Gazze’de, Filistin’de, Doğu Türkistan’da dünyanın dört bir yanında zalimlerin çok gelişmiş teknoloji ve bilgilerle bu zulümlerini gerçekleştirdiğine şahit oluyoruz.

Yine, Amerika’daki “Ada Olayları” olarak duyduğumuz; çocuk istismarı, insan kaçakçılığı ve fuhuş ağına (Jeffrey Epstein’in Karayipler’de yaşanan skandalları) baktığımızda bunların dünyanın en meşhur üniversitelerinden mezun olmuş kişiler tarafından, büyük bilgi ve tecrübelerle gerçekleştirildiğini görüyoruz.

Öyleyse insan, ilk önce Rabbini tanımalı dinini öğrenmeli, dünyevi ilimleri öğrenmeli ve bu doğru bilgilerle dünyayı inşa etmeli ve kendini ahirete hazırlamalıdır.

Müslümana asla cahil olmak yakışmaz. Bugün üzülerek şahit oluyoruz ki, İslam âlemi cehalette daha ön sırada yer almaktadır. Müslümanlar hem Rabbini, dinini öğrenmekte zaaf gösterirken hem de dünyevi ilimlerde maalesef çok geri durumdadırlar.

Toplumu geliştirecek, ileri götürecek, dünyasını ve ahiretini cennet edecek şey dindir. Nitekim efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin; “Dünyayı isteyen ilme sarılsın, ahireti isteyen ilme sarılsın, hem dünyayı hem de ahireti isteyen yine ilme sarılsın.” (Buhari, İlim, 59.) sözleri bu gerçeği net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Müslüman’a, dinini öğrenememek, öğrenmemek, dünyevi ilimlerde cahil kalmak yakışmaz. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi, İslam’ın ilk emri peş peşe gelen vurgularla okumak, öğrenmek, ilim elde etmek ve bu ilmi dünyaya hakim kılmaya çalışmaktır. İlimle ilgili çok sayıda ayeti kerime ve hadis-i şerif mevcuttur. Ayeti kerimelerin bir kısmı şu şekildedir:

– De ki: Ey Rabbim! İlmimi artır. (Tâhâ Suresi:114)

– De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? (Zümer Suresi:9)

– Allah’tan kulları içinde ancak ilim sahibi olanlar korkar. (Fâtır Suresi:28)

– Kulları arasından yalnızca, anlama ve kavrama yeteneğine, yani vahiy bilgisine sahip olanlar Allah’tan gereği biçimde korkarlar. (Fâtır Suresi:28)

Rabbimiz’in bütün uyarılarına rağmen bir Müslümana cahil olmak yakışmaz. Şimdi, Bismillah, deyip gücümüz neye yetiyorsa, nereden başlayabiliyorsak, hemen çalışmaya başlayalım; Kur’an bilmiyorsak -hangi yaşta olursak olalım- hemen öğrenmeye başlayalım, Peygamberimizin hayatını en ayrıntısına kadar tanıyıp, O’nun hayatını çok çok okuyalım. Kur’an’ı anlamaya, özellikle yavrularımıza, ciğerparelerimize çok güzel Kur’an eğitimi yaptırmaya çalışalım. Onları, Rabbiyle buluşturmakla, onlara Rabbini sevdirmekle, peygamberini tanıtmakla, onun yolundan gitmeyi, onun izini takip etmeyi öğretmekle işe başlayalım. Bunu da hayatımızın sonuna kadar titizlikle devam ettirelim.

Bizlere emanet edilen yavrularımıza dinlerini öğretmek için onları iyi dini eğitim veren okullarla buluşturmalıyız.

Birinci tercihimiz, ilk gayemiz onlara dinini öğretmek olmalıdır. Yaz tatili döneminde de -sistemin elinden biraz kurtulmuşken- mutlaka Kur’an’la, İslami ilimlerle meşgul olmalarını sağlamalıyız.

Rabbim yâr ve yardımcımız olsun.

“De ki: Ey Rabbim! İlmimi artır.”

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.