SEYAHATNAME– Ahmet Belada – Hudeybiye Burası mı?
Sabah namazı ve kahvaltımızın ardından 1981 yılından bu yana Mekke’de yaşamakta olan Necati Öztürk hocanın delaletinde gezi planımız vardı. Saat yedide çıktığımız gezimiz saat 14’te tamamlandı. Birbirine çok uzak olmayan yaklaşık yirmi ayrı yeri gezdik. Sırasıyla;
- İlk ziyaretimizi, İslam devletine giden yolun başlangıç noktası Akabe Biatları’nın yapıldığı yere yaptık. Burası aynı zamanda şeytan taşlanan, Mina’nın alt kısmıdır. Yerinin belirlenmesi için yapılan cami, çok bakımlı değil. İzbe halde. Abbasi halifelerinden Mansur tarafından yapılmış. Daha sonra Mekke ve Medine’de en çok hizmetlerde bulunan Osmanlı padişahlarından Sultan Abdülmecid tarafından tekrar yapılmış.


Zekeriya Güzeldal’la beraber Akabe Biatları’nın yapıldığı yerdeyiz.
- Ardından Ebrehe’nin Fil ordusunun konakladığı, konaklama esnasında Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib’le Ebrehe arasında geçen meşhur konuşmanın yapıldığı ve Ebrehe’nin helak olduğu mekânı gördük.
Rahmeti sonsuz, merhameti sınırsız Allah’ın adıyla!
Görmedin mi Rabbin ne yaptı fil sahiplerine!
Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
Üzerlerine sürü sürü kuşlar saldı.
Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atıyorlardı.
Derken onları, yenilmiş ekin yaprağı gibi kılıverdi.
- Muharseb mahallesi olarak adlandırılan ve ilk Müslümanların (Bilal-i Habeşi, Sümeyye, Ammar, Yasir, vs.) işkence gördükleri yeri gördük.
- Peygamberimizin Hira Nur Dağı’ndan, Hz. Hatice’nin de evden gelerek buluştukları, yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarının karşılandığı ve dua ettikleri yeri (İcabe Mescidi’ni), aynı zamanda Hz. Hatice’ye saygısından dolayı Veda Haccı esnasında Peygamberimizin çadırını kurup dinlendiği mekânı gördük.

- Hemen onun karşısında üzerine Mekke Belediye binasının yapıldığı Abbasi halifelerinden Cafer’in mezarının bulunduğu yeri gördük.
- Mekke’nin fethi esnasında ilk girilen hücum kapısının bulunduğu yeri gördük.
- Bu kapının biraz ilerisinde peygamberimizi dinleyip biat eden cinler adına yapılan Mescid-i Cin’i gördük.

- Mescid-i Cin’in biraz ilerisinde Peygamberimizin bir ağacı çağırarak gösterdiği mucize adına yapılan Mescid-i Şecere’yi gördük.

- Mekke’nin fethi esnasında Efendimizin banyo yaptığı Bir-i Tuva kuyusunu gördük.
- Ebu Leheb Mahallesi olarak anılan yeri gördük.
- Fahri Paşa Medresesi’ni ve İbn Ömer’in kabrini de gördükten sonra
- Hudeybiye anlaşmasının yapıldığı yere gitmek üzere yola çıktık.
- Yolda; Uhud savaşına giderken ve gelirken müşriklerin dinlendiği Seniyyetü’l Beyda’yı,
- Harem bölgesinin sona erdiği Tenim bölgesini,
- Bedir’de esir alınan Peygamberimizin damadı Ebu’l As’ın kurtuluşu için Peygamberimizin kızı Zeyneb’in hicretine izin verilmesi, izin verildikten sonra da maruz kaldığı eziyet sonunda karnındaki bebeğini düşürdüğü Yâc Vadisi’ni,
- Zeyd bin Desine ve Hubeyb’in Reci olayında esir alınıp asıldığı yeri,
- Efendimizin ikinci evliliğini yaptığı annemiz Meymune’nin köyünü ve defnedildiği yeri,
- Mekke’nin fethi esnasında büyük ateşin yakıldığı ve sembolik olarak yapılan Fetih Mescidi’ni gördük.
HUDEYBİYE
Dua ve telbiye getirerek, İslam açısından hatta insanlık tarihi açısından çok önemli bir yere sahip olan Hudeybiye’yi gördüğümde şaşkınlık ve hayretimi gizleyemedim. Mihmandarımıza; “Necati Abi, Hudeybiye burası mı?” dediğim de “maalesef” dedi.
Peygamberimizin önderliğinde niyetleri sadece Hac (Umre) yapmak olan Muhacir ve Ensar’dan 1400 civarında Müslümanın Mekke’ye giderken burada yollarının kesilmesi…
Birçok tahrik edici söz ve davranışa rağmen Peygamberimizin sükûnetini bozmaması, en sonunda Müslüman olarak İslam için çok ciddi yararlılıklar sağlayacak olan müşrikler adına Süheyl bin Amr isimli şahsın gelmesiyle görünüşte Müslümanların aleyhine fakat daha sonra tamamen lehine tahakkuk eden meşhur Hudeybiye Anlaşması’nın gerçekleştiği yerdir Hudeybiye.
Anlaşma sonrası Peygamberimizin; kurbanlarınızı kesip tıraşınızı olun talimatına rağmen mütareke maddelerinin ağırlığından sahabenin yerinden kımıldamaması, Efendimizin üzülmesi üzerine Ümmü Seleme annemizin; “Ya Resulullah, siz kalkın kurbanınızı kesip tıraşınızı olun, onlar da bunu yapacaklardır. Zira onlar anlaşmanın ağırlığı ve müşriklerin tahriklerinden dolayı şaşkın vaziyetteler. Yoksa size karşı geldiklerinden değil.” demesiyle Efendimizin gerekeni yapması ve bütün sahabenin aynı işi yapmalarını,
Bu arada, Hz. Ömer’in, eğer o zaman bana uyan bir grup arkadaş olsaydı başkaldıracağını söylemesini,
Müslüman olduğu için babası tarafından zincirle bağlı Ebu Cendel’in kaçarak oraya kadar gelip Müslümanlara sığınmasına rağmen anlaşmadan kaynaklanan husustan dolayı babası Süheyl’e tekrar iade edilmesi gibi sebeplerin sahabeye çok ağır geldiğini hatırladım.
Bütün bu olanlara rağmen Kur’an’da Cenab-ı Hakkın bu anlaşmadan kesin bir zafer olarak bahsetmesi aklıma geldi… Tüm bunların yaşandığı yer resimde gördüğünüz gibi…


Soldaki birinci resim Hudeybiye. İnşaat malzemelerinin içinde iki sütun olarak görülense altında Rıdvan Biatı’nın yapıldığı ağacın bulunduğu yer.
Hudeybiye, Mekke’ye 22 km mesafede. Sanırım hayretimi anlatmak için iki resim sizlere birçok şey ifade etmektedir…
Gezi sonrası Nevşehir kafilesine sohbete gittim. Kutsal mekânlarda insanın hemşerileriyle veya bir tanıdığıyla karşılaşması güzel oluyor. Sohbetten sonra da bazı dostlarla ikili muhabbetim oldu.
Bugün sabah namazından sonra tavaf yapamadığım için biraz üzülmüştüm. Akşam her zaman olduğu gibi Muhlis Bey ve Eyüp Cami İmamı Metin Bey’le Harem’e gittik. Akşam namazından sonra tavafımıza başladık. Son kısma gelmiştik ki yatsı ezanı okundu. Hemen Hicr-i İsmail’in yanı başında yatsı namazımızı eda edip yarım şavtımızı tamamladıktan sonra, ikinci bir tavafa başladık. Böylece sabah yapamadığımız tavafın telafisini de yapmış olduk.