KAPAK-Şevket Şayakdokuyan – Mal Sahibi mi, Malın Sahibi mi?

KAPAK-Şevket Şayakdokuyan – Mal Sahibi mi, Malın Sahibi mi?

Malla imtihan insanlığın en eski fitnelerinden biri. Habil ve Kabil’den istenen kurbanla başladı ve kıyamete kadar sürecek. Mal / para yanlış kullanıldığında haksız kazanca, cinayetlere, savaşlara, toplumsal huzursuzluğa, cinnete ve olabilecek her türlü olumsuz duruma sevk edebileceği gibi; doğru kullanıldığında hem dünya hayatınızı anlamlandırır hem de ahireti kazandırır.

Para en hızlı karakter testidir. Çünkü seni değiştirmiyor, içinde neysen onu büyütüyor. Doğru kanalize etmezsen cimriysen daha cimri, cömertsen daha cömert oluyorsun. O yüzden imtihan deniyor. Benim mal ile imtihanım nasıl diyorsanız ayetler ve hadisler ışığında kendimizi bir test edelim:

Kazanma Şekli – Kaynağı: Helal mi, haram mı? Alın teri mi, başkasının hakkı mı? Bu arada takılan çoğu kişi aslında parayı değil nefsini kontrol edemiyor. Malı ihtiyacın çok daha ötesi, yığmacasına sevmek… “Malı da pek çok seviyorsunuz…” (Fecr, 20)

Kolay para geldiğinde bazı insanlar “bir kereden ne olacak” deyip çizgiyi esnetiyor, imtihan da tam olarak burada başlıyor.

Miras: “Mirastan ne gelse helal-haram demeden alabildiğine yiyorsunuz.” (Fecr, 19)

Rabbimiz mirasçının hakkını kitabında vermiş olmasına rağmen maalesef bir kısım insan başka kanunlarla pay ediyor; bir kısım insan da kız çocuğunu görmezden gelip malını erkek çocukları arasında paylaştırıyor.

Kumar, hırsızlık: “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda hırsızlık, rüşvet, faiz ve kumar gibi meşru olmayan yollarla yemeyin. Karşılıklı rızaya dayanan bir ticaret yapmanız ise elbette meşrudur…” (Nisa, 29)

Faiz: “Ey iman edenler! Kat kat faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.” (Âl-i İmran, 130) “Eğer faizcilikten vazgeçemezsiniz, artık Allah’a ve resulüne savaş açtığınızı, onların da size savaş açtığını bilin…” (Bakara, 279)

“Faiz yiyenler, Kıyamet günü kabirlerinden başka türlü değil, ancak şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkacaklardır. Bunun sebebi ‘Alışveriş de tıpkı faiz gibidir.’ demeleridir. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır.” (Bakara, 275)

Yukarıdaki ayetler ve daha onlarcası faiz konusunda bizi uyarırken günümüzde ev, araba, ihtiyaç ve hatta bayram kredisi adı altında insanlar bu dehşet verici faiz günahının içine çekiliyor. Unutma ki gözünü dünyaya kapattığında bankadaki rakam da malın da mirasçılara kalıyor. Bedelini ödemek ise sana düşüyor.

Yetim malı: “Yetimlerin mallarını haksız olarak yiyenler şüphesiz karınlarına ancak ateş dolduruyorlar. Zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir.” (Nisa, 10)

Ticaret: “Ölçü ve tartıya hile karıştıranların vay haline!” (Mutaffifin, 1)

“Ey iman edenler, mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak karşılıklı rızanıza dayanan ticaret böyle değildir.” (Nisa, 29)

Ticaretin Allah’ın kurallarına göre yapılması gerektiği vurgulanırken, bir hadis-i şerifte bunun mükafatı şöyle belirtilmiştir: “Doğru sözlü, dürüst ve güvenilir tacir; peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.” (İbn Mâce, ticaret 1)

Sahip Olma Şekli: Sahip olduğun dünyalıklara “Benim” mi diyorsun, “Emanet” gözüyle mi bakıyorsun? “Ben kazandım, benim” dersen mal seni esir alır. Korku, cimrilik ve gösteriş başlar. “Bunu Allah verdi, ben vekilim” dersen mal sana hizmet eder.

Allah resulü aleyhisselam: “Sizi çokluk mahvetti. İnsanoğlu malım, malım der! Halbuki yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin, sadaka verip gönderdiğinden başka neyin senin?” buyuruyor (Müslim, Zühd 3-4). Unutulmamalı ki Müslüman paraya amaç değil, Allah’a yaklaştıran bir araç gözüyle bakar.

Harcama Şekli: Kazandığım para nereye gidiyor? İhtiyacına mı gidiyor, israf mı oluyor? Kendine mi, ailene mi, başkalarına mı gidiyor? Gösteriş için mi, gereklilik mi? Allah Resulü aleyhisselam: “Sadaka vermekle mal eksilmez.” buyuruyor (Müslim, Birr 69). İnsan verdikçe “benim” bağı kopuyor. Para arttıkça genelde insanlar ikiye bölünüyor. Ya cimrileşiyor ya da savurganlaşıyor. Dengeyi korumak oldukça zordur.

Paranın harcanması gereken yerleri şöyle anlatır Rabbimiz: “Ey iman edenler! Size, elem verici azaptan kurtaracak bir ticareti göstereyim mi? Allah’a ve Resulüne iman edersiniz, Allah yolunda mallarınızla ve canlarımıza cihat edersiniz…” (Saf, 10-11)

“Gerçekten Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak edenler kesin olarak zarara uğramayacak bir ticaret umabilirler.” (Fatır, 29)

“Resulüm! Sana, Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Sevap kazanmak için harcayacağınız şeyleri öncelikle ananıza, babanıza, akrabalarınıza, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara verin. İyilik olarak ne yaparsanız Allah onu mutlaka bilir.” (Bakara, 215)

Kur’an’da 32 defa emir kipiyle geçen zekât hakkında Allah Resulü aleyhisselam şöyle buyurur: “Allah, zekâtı ancak mallarınızın kalan kısmını temizlemek için farz kıldı…” (Ebu Davud zekât 32).

Bir başka hadis-i şerifte ise: “Zekât, (kişinin Müslümanlığının) bir delilidir.” buyrulmuştur (İbn Mace, taharet 5).

Doğru harcanan mal ve paranın insana kazandıracağı mükâfatlar anlatılırken riya konusunda da uyarılar vardır: ” ve onlar mallarını gösteriş olsun diye infak ederler…” (Nisa, 38)

“Onlar zekâtı vermezler. Ahireti de zaten büsbütün inkâr içerisindedirler.” (Fussilet, 7)

Yokluğunda veya Varlığında Aynı mısın?

Para yokken “zengin olursam şunu da yaparım” demek kolay. Asıl mesele, beş binin varken de beş milyonun varken de aynı insan mısın? Paranın varlığında da yokluğunda da aynı kalmak, insanın kendi ile yaptığı en sessiz anlaşmadır. Cebin boşken verdiğin sözü, cebin doluyken de hatırlamaktır. İmtihan çoğu kez küçükken başlıyor. Büyüyünce düzeltirim yok. Küçükken düzgün olan büyüyünce de sağlam kalır.

Sonuç olarak mal imtihanını kazanmak için öncelikle parayı “kimlik” değil “emanet” bilmeli, ona ahireti kazandıracak bir araç olarak bakmalıyız. Kazancımızı helal yoldan edinmeli ve “verme kaslarımızı” çalıştırarak zekât / sadakayı ihmal etmemeli, doymayan gözün fitnesinden korunmak için “yeter” demeyi öğrenmeliyiz. Hesap gününün bilincinde bir hayat yaşayan, dünyadayken verdiklerinin ahirette karşısına çıkacağını unutmayanlardan olabilmek duasıyla.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.