HADİS İKLİMİ-Mahmut Aveder – Eş ve Baba Olarak Hz. Muhammed aleyhisselam

HADİS İKLİMİ-Mahmut Aveder – Eş ve Baba Olarak Hz. Muhammed aleyhisselam

Hz. Aişe’nin naklettiğine göre, Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur; “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi olanınızdır. Ben de aileme karşı en iyi olanınızım!” (Tirmizi)

Efendimiz (s.a.v) yirmi beş yaşına geldiğinde, ticaret kervanında çalıştığı Mekke’nin ileri gelen iş kadınlarından olan Hatice, ahlakı ve dürüstlüğüne hayran olup kendisine evlenme teklif etmişti. Bu teklifi kabul eden Hz. Muhammed (s.a.v), Hz. Hatice’yle on beş yılı peygamberlikten önce, on yılı da sonra olmak üzere toplam yirmi beş yıllık mutlu ve huzurlu bir evlilik yaşamıştı. İffetli bir eşle şefkatli bir yuva kuran ve bu eşinden çocuklara sahip olan Hz. Peygamber, çocukluğunda mahrum kaldığı aile ortamına kavuşmuştu. Hz. Hatice için sevgili bir eş, çocukları için de müşfik bir babaydı O.

Aile hayatında aradığı huzura kavuşan Peygamberimiz, Mekke’nin her türlü fenalığından uzaklaşmak üzere inzivaya çekilmiş, Hira Mağarası’na sığınmıştı. Vefakar hanımı O’nu yalnız bırakmamış, uzak bir mesafe olmasına rağmen kimi zaman tefekküre çekildiği bu mağaraya eşi için hazırladığı azığı bizzat kendisi götürmüştü. Bununla kalmamış, vahiy tecrübesinde eşini ilk teselli eden de O’na ilk inanan da o olmuştu.

Sevgi, saygı, güven ve destek. Aileyi ayakta tutacak en temel unsurlar. Resulullah’ın Hz. Hatice ile yaptığı evlilikte bunların hepsi mevcuttu. Elbette alemlere rahmet olarak gönderilen ve müminler için en güzel örnek olarak sunulan Allah Resulünün aile hayatı da tertemiz olacaktı. Bu durumu kendisi, mahlukatın en hayırlı ailelerinden birine mensup olduğu şeklinde ifade etmişti.

Allah Resulü, aile fertlerine samimi ve içten davranan, değer verdiğini hissettiren, sevinçleriyle sevinen, üzüntüleriyle üzülen bir aile reisiydi. Onlarla ilişkilerinde sevgi, saygı ve nezakete dayalı sıcak ve ahenkli bir üslubu benimsemişti. Müminlere aile hayatında huzuru bulacakları yolu göstermekteydi.

Sevgi, saygı, şefkat ve merhametin hakim olduğu bir aile ortamı isteyen Hz. Peygamber, eşleri ve çocuklarının makul isteklerini yerine getirmeyi ihmal etmezdi. Onlara değer verdiğini hissettirirdi. Nitekim bir bayram günü Hz. Aişe, Habeşliler tarafından oynanan kalkan ve mızrak oyununu izlemek istemiş, Allah Resulü de onu kırmamıştı. Onu arkasına almış ve samimi bir şekilde istediği kadar seyretmesini sağlamıştı. Bir yere gitmek istediğinde hanımından izin alması, ona verdiği değeri göstermesi açısından dikkat çekicidir.

Ailenin huzur ve saadeti, eşlerin birbirlerine karşı anlayışlı, dengeli, tutarlı ve orta bir yol izlemeleri ile mümkündür. Hayatın her aşamasında; acı ve tatlı zamanlarında, sevinç ve hüzün günlerinde aynı duygu ve heyecanı yaşayarak eşlerin birbirlerine destek vermeleri ve özel zaman ayırarak karşılıklı sohbet etmeleri, sonsuz bir mutluluk kaynağıdır. Bu yüzden Hz. Peygamber, aile fertlerinin farklı ruh hallerini, hassasiyetlerini, ahlak ve karakterlerini göz önünde bulundurur ve gerektiğinde susarak sorunların üstesinden gelirdi.

Hz. Peygamber aile fertlerine asla baskı yapmaz ve onlara karşı zor kullanmazdı. Aşağılayıcı ve can sıkıcı sözlere, azar ve dayak gibi onur kırıcı yollara başvurmazdı. Hz. Aişe’nin anlattığına göre; “Resulullah (sav), Allah yolunda cihad hariç eliyle hiç kimseye vurmadı. Ne bir kadına ne de bir hizmetçiye!” (Müslim). Aksine zaman zaman onları onurlandıran, ince davranışlarda bulunurdu.

Her ailede olduğu gibi, Resulullah’ın evinde de zaman zaman tartışmalar yahut eşlerinin birtakım olumsuz davranışlarından kaynaklanan sorunlar meydana gelebiliyordu. Resulullah bu durumlarda hep sabır ve sakinlikle hareket ederdi. Her şeyden önce onun muhabbet rüzgarı esen evinde meydana gelen aile içi gerilimler, konuşularak çözülürdü.

Sevgi dolu bir eş olan Allah Resulü, bir baba olarak da son derece müşfik ve merhametliydi. Çocukları mutlu etmeyi severdi. Kızı Hz. Fatıma yanına geldiğinde onun için ayağa kalkar, elinden tutar, onu öper ve kendi yerine oturturdu. Hz. Peygamber de Fatıma’nın yanına girdiği zaman Fatıma hemen ayağa kalkar, babasının elinden tutar, onu öper ve kendi yerine buyur ederdi.

Her konuda Müslümanlara ve tüm insanlığa örnek teşkil eden Allah Resulü, gerek eş gerek baba gerekse dede olarak aile hayatının nasıl olması gerektiğini yaşayarak göstermiş; “Ben, aileme karşı en hayırlı olanınızım.” (Tirmizi) sözünü yaşantısıyla doğrulamıştır.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.