KONFOR KONFOR DİYEREK YAŞADIĞIMIZ BU ÇAĞDA: “HEPİMİZ ÖLECEK YAŞTAYIZ”

KONFOR KONFOR DİYEREK YAŞADIĞIMIZ BU ÇAĞDA: “HEPİMİZ ÖLECEK YAŞTAYIZ”

Bir tür olarak garip bir simülasyonun içindeyiz sanki. Asla yetinmiyoruz, hep daha fazlasını istiyoruz ve ne hikmetse hep mağduruz, hep şikâyet ediyoruz. Doymak bilmeyen bir nefis, sürekli daha fazlasını arzulayan azgın bir iştah… İşin trajik tarafı, bütün bu ihtiras ve enerjimizin sadece şu fani dünyaya dönük olması. Oysa merhum Bülent Parlak tek cümlede özetlemişti kaçırdığımız gerçeği: “Hepimiz ölecek yaştayız.”

Ama ölüm de hesap da trend topic değil bizim gündemimizde. Varsa yoksa dünyanın geçici lezzetleri, hazları, “görüntülenebilir” anları… Toplumca son derece bulaşıcı bir “tüketim pandemisine” yakalandık. Adım başı kafe, her köşe başında restoran, sürekli bir yeme-içme ve harcama sarmalı. Kime dokunsanız geçim sıkıntısından dert yanıyor. Ama dürüst olalım; yaşam tarzımızı tamamen dışarıda yemeye, sürekli bir şeyleri “tüketmeye” kurguladıysak, ortada ekonomik bir krizden önce bir “şuur krizi” var demektir.

Elbette dinimiz hayatı bize zindan etmiyor. Allah’ın (cc) helal kıldığı sınırlar içinde tatil yapmak, alışveriş etmek, gezip görmek meşru ve doğaldır. Asıl problem; gezmeyi, yemeyi ve tüketmeyi hayatın gayesi amacı haline getirmekte. Dünyada mekân da bitmez, lezzet de… Peki, yanı başımızda Gazze’de soykırım yaşanırken, çocuklar katledilirken bizim tek gündemimizin deniz-kum-güneş tatili veya mekân keşifleri olması kalbimize ağır gelmiyor mu? Bir yanda haz peşinde koşan bizler, diğer yanda insanlık imtihanı veren Gazze… Bu çelişkiyi hangi konfor alanı örtebilir?

Netice itibarıyla bir yazı daha geride bıraktık. Kimimiz memleket yollarındaydı, kimimiz sahil kenarlarında. Herkes kendi imkânınca bir mevsimi daha tüketti. Şimdilerde okulların açılmasıyla yeni bir maraton başladı. Öğrenciler, veliler, öğretmenler bir koşturmaca içinde. Rabbim evlatlarımıza zihin açıklığı versin; onları bu tüketen, uyuşturan çağın içinde kendi değerlerine sahip çıkan, imanı ve şuuru diri nesiller olarak yetiştirmeyi nasip etsin.

Çünkü bu çağda çocuklarımıza vereceğimiz en radikal ve kıymetli hediye; tüketim çılgınlığına direnebilecek bir kalp ve dünyadan daha büyük hayalleri olan bir Müslüman kimliğidir.

Kübra ABLAK

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.