GEÇMİŞİN SÖZLERİYLE KONUYA BAKIŞ: BİR ATASÖZÜ BİR DEYİM

GEÇMİŞİN SÖZLERİYLE KONUYA BAKIŞ: BİR ATASÖZÜ BİR DEYİM

Selamünaleyküm kıymetli okurlarımız. Ya da merhaba hello hola konniçiva veya annyonghaseyo yazsam karşılama için hepsinin farklı kültürlerde selamla olduğunu anlayacak kadar küreselleştik. Günlük konuşma dilimiz kadar yaşam biçimimizde aynileşti. Peki, dünyada sekiz milyar insanla aynı şeyleri yapmamı, aynı şeyleri giyinmemi, yememi, aynı şeylerle mutlu olmamı ve bunu göstere göstere yaşamamı isteyen küreselci ideoloji İslam’a ne kadar uyuyor? Bir Müslümanın dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan herhangi bir insanla aynı şekilde yaşaması mümkün mü? Herhangi biri gibi yaşamak ahireti kurtarır mı? Herhangi bir insanın zaman algısına sahip olmak, bu algıya göre üç ay boyunca tatil yapma anlayışı olabilir mi? Allah cc zamanı, boş vakit geçirme, zamanı öldürme, bol bol uyuma, yemek yeme ya da amaçsızsa saatlerce günlerce gezme ve çalışma, okula gitme zamanı diye bölmedi. Gece ve gündüz olarak yarattı. Gündüzü rızık arama, geceyi dinlenme kıldı. Gündüzü beşe böldü ki Onu hep zikredelim, hatırımızda tutalım. Biricik uyarıcımız ve yol göstericimiz Peygamber as hayatında da böyle bir taksimat göremiyoruz. E peki nedir bu çağın bize sunulan ya da dayatılan yaşam algısı, zaman algısı…

Seçtiğim atasözü: İşleyen demir ışıldar ve deyim: Dünyayı ayağına getirmek

Diyebilirsiniz ki seçilen atasözü konuyla alakalı mı? Bu soruyu cevaplandırmaya çalışalım. İşleyen demir ışıldar: Çalışan, üretken ve aktif olan kişinin zinde kalacağını anlatır. Bundan çıkarılacak anlam durağan şeyin paslanacağıdır. Pas tutmak kalp için amel için zihin için ise bunları işlevsiz hale getirmek, geriletmek bizleri zarara sokar. Biz deyince Müslüman şahsiyet aklımıza gelmeli. İçerik üreticisi bir doktordan şu cümleyi duymuştum “Okumadığınız her gün mutlaka gerilersiniz” belki ilk günler eksilme olmaz ama duraklamada gerilemenin başlangıcıdır. Peki, hiç mi dinlenmeyeceğiz tatil yapmayacağız sorusu… Elbet dinleneceğiz ama bu vakti zayi etme zaman öldürme şeklinde olmamalı. Öncelikle ekranla muhatap dinlenme anlayışımızı değiştirmeliyiz. Daha sonra yapılan işlerin ağırlığı gibi sıralamalar ve Allah cc. İnşirah suresi 7. Ayette bildirdiği gibi “O halde önemli bir işi bitirince hemen diğerine koyul” kodlarıdır. Tembellikle dinlenme arasındaki ayrımı yapmak da tatil anlayışının önemli noktalarından. Mübahlarda aşırılık olmadan orta yolu tutturmak işleyen demirin asgari seviyede de olsa işlemeye devam etmesi. Peygamber as şu hadisi şerifi istikrar sağlamakta zorlanan bizlere “Az da olsa devamlı olan ibadetin makbul ve sevgili olduğudur.”

Dünyayı ayağına getirmek deyimi: Birinin istediği şeyi elde etmek veya onun gönlünü hoş etmek için her türlü imkânı seferber etmek, büyük çaba göstermek anlamına gelir. Bana yaptığı çağrışım ise: Dünyanın farklı yerlerindeki imkânlara kolayca ulaşabilmeyi ve haberdar olabilmeyi anlatan bir deyim. Çağrıştırdığı anlam üzerinden yazacak olursak giriş bölümünde de bahsettiğimiz gibi küreselleşmek bunun sonucu olarak dünyanın bir mahalleye dönüşmesi küçülmesi. Buna hizmet eden sonuç mu sebep mi olduğuna karar vermediğim sosyal medya.

Bir yönüyle zihin dünyamızda dinlenme ve tatil anlayışımızı şekillendirdi. Bir sahil tatili, otel tatili yeni ve farklı bir şehre gitmeden bulunduğumuz şehir ve mekânda tatil yapmayacağız, mutlu olamayacağımızı aşılandı bize. Bu konuda farkındalığımız ister olsun ister olmasın. Bu sektörün büyüklüğü ve ulaşmanın kolaylığı tatil anlayışının yaygınlığı hakkında bilgi veriyor. Yine şu soru akla gelebilir; biz gitmeyelim yerimizi terk etmeyelim yeni yerler görmeyelim mi vesaire. Tabi ki bu dünya nimetlerine sırt çevirelim demiyorum ama tatil bizim günlük rutinlerimizi ve amellerimizi okumalarımızı durdurduğumuz dondurduğumuz bir zaman dilimine dönüşmemeli. Demir işlemeye devam etmeli. Eksilme ve gerileme olmadan. Üç adım ilerliyorsak normalde bu durumda bir adım ilerlemeli ama ilerlemeli. Dünyayı ayağımıza getiren sosyal medya biz malayaniye ve hep bir şeylere yetişmeye sevk ediyor. Örneklerle devam edelim. Hiç beni ilgilendirmeyen biri ya da bir konu hakkında bilgim oluyor e ne işime yarayacak hiçbir şeye. Diğer yönüyle yetişme; ev, kıyafet, teknoloji modasına yetişme. Bu viral olmuş onu almalıyım, yemeliyim, giyinmeliyim. Kitleler sürü psikolojisiyle aynı şeyleri yapıyor. Üzücü olansa zorlama olmadan severek ve isteyerek yapılıyor oluşu. Ahireti, maddi manevi bulunduğu konumu, yaratılış ve varlık amacını düşünmeden sorgulamadan yaşıyor. Çoğunluğun yaptığından uzak aynileşmemiş Müslümanın kalitesi tam burada önemli hale geliyor. Yönlendirilmeyen yönlendiren şekillendiren Müslüman. Az sayıya rağmen. “İslam garip başladı ve başladığı gibi yine garip hâle dönecektir. Gariplere ne mutlu!” (Garip kelimesi burada sayının azlığı olarak anlaşılmalı.) diyen Peygamber (sav) yine bizlere diğer inançlara sahip insanlara benzememe konusunda uyarısı da bu problemin formülü niteliğinde. Malik el Şahbaz’ın şu sözü konuyu tamamlar nitelikte: Bütün uyuyanları uyandırmak için tek bir uyanık yeter.

Gariplerden ve ideolojilere karşı uyanık olanlardan olma duası ile.

       Nursena KORKMAZ

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.