GÖNÜL FREKANSIMIZDA BİR MÜMİNİN TATİLİ
Tatil deyince çoğumuzun aklına dinlenmek, gezmek, deniz, doğa ve biraz da günlük hayatın telaşından uzaklaşmak gelir. Aslında insanın buna ihtiyacı da vardır. Çünkü beden yorulur, zihin yorulur, gönül de bazen kalabalıklardan sessizliğe ihtiyaç duyar.
Fakat bir mümin için tatil, kulluğa verilen bir ara değildir. Sadece mekân değişir; Rabbimizle olan bağımız değişmez.
Mümin tatil yaparken dinlenir ama ölçüsünü kaybetmez. Eğlenir ama eğlenceyi hayatının merkezine koymaz. Gezer, yeni yerler görür, tabiatın güzelliklerini seyreder. Denize bakarken denizi, gökyüzüne bakarken gökyüzünü değil; bütün bu güzellikleri var eden Kudret’i de hatırlar. Belki tatilin en güzel tarafı biraz yavaşlamaktır.
Sabahı telaşsız karşılamak, aileyle aynı sofrada uzun uzun oturmak, çocukların anlattıklarını gerçekten dinlemek, bir ağacın altında sessizce oturmak, gün batımını seyretmek…
Bazen insanın ihtiyacı olan şey daha fazla eğlence değil, biraz daha fark etmektir.
Tatilde de namaz hayatımızın merkezinde kalır. Çünkü insanın Rabbine olan yolculuğu, bulunduğu şehre veya mekâna göre değişmez. Otelde de namaz vardır, sahilde de. Yolculukta da dua vardır, dinlenirken de şükür.
Hatta belki tatil, yoğun hayatımızın içinde ihmal ettiğimiz bazı güzellikleri yeniden hatırlamak için güzel bir fırsattır.
Biraz Kur’an okumak…
Biraz dua etmek…
Biraz tefekkür etmek…
Ve belki uzun zamandır kendimize sormadığımız bir soruyu sormak:
“Ben nereye yetişmeye çalışıyorum ve gönlüm nereye gidiyor?”
Tatil aynı zamanda aileyle gönül bağlarını güçlendirmek için güzel bir fırsattır. Telefonları biraz kenara bırakıp birbirimizin yüzüne bakmak, birlikte yürümek, birlikte gülmek, birlikte susabilmek…
Çünkü bazen en güzel tatil, gidilen yer değil; yanımızdaki insanlarla kurduğumuz bağdır.
Bir müminin tatilinde israfa, gösterişe ve sürekli tüketme telaşına da yer olmamalıdır. Her anı paylaşmak, başkalarının tatilleriyle kendi hayatımızı kıyaslamak, daha fazlasına sahip olma yarışına girmek insanı dinlendirmek yerine yeniden yorabilir.
Oysa tatil, başkalarına ne kadar güzel yaşadığımızı göstermekten önce, Allah’ın bize verdiklerinin ne kadar kıymetli olduğunu fark etmek için bir fırsat olabilir.
Belki güzel bir tatilin ölçüsü şudur:
Tatilden döndüğümüzde sadece tenimiz güneş görmüş değil, gönlümüz de biraz aydınlanmışsa…
Ailemizle bağımız güçlenmişse…
Zihnimiz sakinleşmişse…
Şükrümüz artmışsa…
Rabbimize karşı içimizde daha güzel bir yakınlık oluşmuşsa işte o zaman gerçekten dinlenmişiz demektir. Çünkü mümin için hayatın her anında bir anlam vardır.
Çalışırken kulluk, dinlenirken şükür, yolculukta tefekkür, aileyle geçirilen zamanda muhabbet vardır.
Mesele tatile çıkmak değil; tatildeyken gönlümüzü nereye bağladığımızdır mekân değişebilir, şehir değişebilir, manzara değişebilir ama gönlün frekansı değişmemeli.
Tatil, Rabbimizi unuttuğumuz bir mola değil; O’nun bize verdiği nimetleri yeniden fark ettiğimiz, kendimize ve sevdiklerimize yeniden yaklaştığımız bir nefes arası olmalı ve belki dönüş yolunda içimizden şöyle geçmeli:
“Rabbim, bana yeniden nefes almayı, şükretmeyi ve sahip olduklarımın kıymetini bilmeyi hatırlattığın için hamdolsun.”
Gaye ULUKAYA