TEKNOLOJİNİN YOL ARKADAŞLIĞINDA DENGE ARAYIŞI

TEKNOLOJİNİN YOL ARKADAŞLIĞINDA DENGE ARAYIŞI

​            İnsan, doğası gereği sosyal bir varlıktır. İletişim kurma biçimleri de tarih boyunca dumandan güvecine, mektuptan e maile birçok araçla şekillenmiştir. Günümüzde bu araç sosyal medyadır. Artık sosyalleşme süreci, fiziksel mekânların sınırlarını aşmış dijital platformlara anlık mesajlaşma uygulamalarına ve sosyal medya ağlarına taşınmıştır. Teknolojinin bu yol arkadaşlığı, sosyal bağlarımızı güçlendirme potansiyeli taşıdığı kadar, fark edilmeyen duvarlar örme riskini de barındırmaktadır. Bu yeni sosyalleşme düzeninde maddi ve manevi sağlıklı kalabilmek için belirli önceliklerin gözetilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.

​            Sosyal etkileşimde teknolojinin en büyük açmazlarından biri telefona bakarak yanındakini ihmal etmedir. Fiziksel olarak bir arada olan insanların, göz teması kurmak yerine ekranlarına gömülmesi, iletişimin derinliğini yok etmektedir. Teknolojik cihaz, bir iletişim köprüsü olmalı; kişiyle aradaki bir engel haline gelmemelidir.

​            ​Sosyal medya platformları bize “yüzlerce arkadaş” ve “binlerce takipçi” sunar. Ancak bu sayısal çokluk, çoğu zaman yüzeysel bir etkileşimden öteye geçmez. Gerçek sosyalleşme, sayılardan ziyade kurulan bağın niteliğiyle ilgilidir. Nezaket sultanı Efendimiz (sav), davranışıyla muhatabını kırmak bir yana, en küçük bir burukluk duymasını bile önler ve ona özel olduğu hissini verirdi.

            Efendimizin üç kişi iken ikisinin kendi aralarında fısıltı şeklinde konuşmasını yasakladığı hadisindeki üçüncü kişiyi bugünün dünyasında dijital platformlar temsil etmektedir. Elindeki telefonundan sanal âleme açılan kişi yanındaki ile irtibatı koparmış ona nezaketsizlik yapmış gerçek sosyaliteden uzaklaşmış sahte bir âleme dalmıştır. Oysa dijital dünya da toplumsal yaşamın bir parçasıdır. Kişi bu âlemin verdiği gerçeklikten uzaklık algısı ile cesaret bulmuş, ekran arkasında olmanın avantajı ile insanlara yüz yüze söyleyemeyeceği kadar sert veya nezaketsiz olma cüretini bulmuştur.

​            Yazılı ve görsel iletişimin yanlış anlaşılmaya çok müsait olduğu unutulmamalıdır. Jest mimik ve ses tonundan yoksun bir mesajın karşı tarafta nasıl bir duygu uyandıracağı önceden tartılmalıdır. Dijital nezaket, sosyal bir sorumluluktur.​Teknoloji aracılığıyla sosyalleşirken karşımıza çıkan “mükemmel hayatlar” illüzyonu, bireylerde yetersizlik hissine veya kıyaslama tuzağına yol açabilir. Herkesin en mutlu, en başarılı ve en gezgin halini paylaştığı bu vitrin gerçeklikten kopuktur. Dijital mecraların birer “seçilmiş anlar galerisi” olduğu bilinciyle hareket edilmelidir. Başkalarının hayatlarıyla kendi gerçekliğimizi kıyaslamak yerine teknolojiyi kendimizi geliştirecek sosyal gruplara dâhil olmak için kullanmak daha sağlıklıdır.

​            Sonuç olarak teknoloji, doğru kullanıldığında mesafeleri kısaltan ve yalnızlığı gideren muazzam bir yol arkadaşıdır. Ancak bu arkadaşlığın kölesi değil, rehberi olduğumuz sürece sosyal bağlarımız güçlenir. Sosyalleşirken teknolojiyi bir amaç değil, bir araç olarak konumlandırmak; ekranların ışığının, gözlerimizdeki ışıltıyı gölgelemesine izin vermemek gerekir. Unutulmamalıdır ki; en gelişmiş yazılım bile, samimi bir el sıkışmanın veya içten bir gülümsemenin yerini tutamaz.

            Sosyal medya bize “Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fenalıktan alıkoyan bir cemaat olsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” (Ali İmran:104)  ayeti ve  “Sizden kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle değiştirsin (o kötülükten nefret etsin gönlüyle razı olmasın.)   ki bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim) hadisinde olduğu gibi iyilik ve güzelliklerin yol göstericisi olmalıdır.

            Şiddetin, saygısızlığın, itaatsizliğin, imansızlığın, iffetsizliğin, isyanın, uyuşturucunun ve Şeytanların yolu olan her türlü ahlaksızlığın rehberi olmamalıdır. Bizi ahiret gününde  “O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: “Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran’dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor der.” (Furkan:27-29)

            Sosyal medya arkadaşlığımız ibretler içeren ayetler gibi olmalı, ömrünü boşa geçirmiş pişmanların sonlarından örneklerle yol göstermeli keşkelerle dolu bir hayata sürüklememelidir.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.