SİZİ CENNETE SÜRÜKLEYECEK DOSTLAR EDİNİN
Ebu Hureyre’den nakledildiğine göre “Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin” (Tirmizi,”Zühd”,35; Ebu Davud,”Edeb”,19) buyurulmaktadır hadis-i şerifte. Hal, sirayet eder. Arkadaşlar birbirini hem düşünce hem de davranış bakımından etkiler. Furkan suresinde Rabbimiz, kıyamet günü gerçeklerle karşılaşan kafirlerin “Yazıklar olsun bana! Keşke falanı dost edinmeseydim, and olsun Kur’an bana geldikten sonra beni ondan saptırdı” (Furkan,25/28-29) diyerek pişmanlıklarını ifade edeceklerini beyan eder.
Dünyada edinilen yanlış dostluklar, yanlış tercihler hem bu dünyayı hem de ahireti ziyan eder. Dünya ve ahiretimizin şekillenmesinde mühim yer teşkil eden dost seçiminde Rabbimiz “Müminler, müminleri bırakıp inkâr edenleri dost edinmesin.”(Al-i İmran, 3/28) uyarısında bulunmuştur. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “İyi arkadaşla kötü arkadaş misk taşıyan kimse ile körük üfüren kimse gibidir, misk taşıyan ya sana onu ikram eder yahut sen ondan miski satın alırsın ya da ondan güzel bir koku duyarsın. Körük üfüren kimse ise ya elbiseni yakar ya da ondan kötü bir koku duyarsın.” (Müslim,”Birr”,146; Buhari,”Sayd”,31) hadis-i şerifinde arkadaşın hayatımızdaki belirleyici rolünü vurgular.
Tevbe suresinde “Ey iman edenler, Allah’tan hakkıyla sakının ve sadıklarla beraber olun.” (Tevbe, 9/119) ayetinde Rabbimiz “sadık olun” demiyor çünkü iman etmiş kişi zaten sadıktır. Bu sadakati devam ettirebilmek için “sadıklarla beraber olun” diyor. Demek ki imanı muhafaza edebilmek, istikamet üzere kalabilmek kendimizle birlikte çevremizin de iyi olabilmesine bağlı. Bizi cennete sürükleyecek sadık dostlar edinebilmenin yolu da başta kendimizin bu yolda olmasından geçiyor. Biz arkadaşlarımız için sadık dost olabilirsek Allah da karşımıza böyle dostlar çıkaracaktır inşallah. Kendimiz ve evlatlarımız için, Allah’ın rızasını kazanmak adına bir araya gelmiş vakıflar, sivil toplum kuruluşları, cemiyetler etrafında toplanmak; çalışmalara katılmak hem bizim hem çocuklarımızın hem de başka insanların kurtuluşu için çabalamak hepimizin “hakkı ve sabrı tavsiye edenler” (Asr, 103/3) safında yerini alması için önemli adımlar olacaktır.
Hazreti Ömer’in “Yanlış yaptığımızda bizi uyarmazsanız sizde, uyardığınız halde dinlemezsek bizde hayır yoktur” sözü dost olmanın iki yönlü gerekliliğini ne güzel vurgular.
“Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir”(Tevbe 9/128) ayet-i kerimesinde Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) örnekliğinde dostluğu görürüz. Dostumuzun sıkıntıya uğraması bize ağır gelmeli, onun dünya ve ahiret huzuru için çaba harcamalı, dertlenmeliyiz demek ki. Ya da etrafımızda bu minvalde dostlarımız olmalı, çizgi bu olmalı.
Kişi sevdiği ile beraberdir” (Buhari, Edeb 96; Müslim “Birr”,50) hadis-i şerifi gereğince cehennemine şahitlik ve ortaklık edeceğimiz insanlarla değil cennet bahçelerinde dostluğumuzu devam ettirebileceğimiz insanlarla dünyamızı zenginleştirmeliyiz.
Kaynakça
*Hadislerle İslam, Diyanet İşleri Başkanlığı
*Siyerden Hayata, Muhammed Emin Yıldırım
*okumayabak.com
Kamile TURUNÇ