SOSYOLOJİK SİYER-Ömer Faruk Özcan – Toplumsal Huzur İçin Aksiyon Almak

SOSYOLOJİK SİYER-Ömer Faruk Özcan – Toplumsal Huzur İçin Aksiyon Almak

Yaşadığımız hayatta en çok istediğimiz ve hayal ettiğimiz kavramların başında huzur gelmektedir.

Mutlak mutluluk dünyada olamayacak bir istektir.

Kâinatın yaratılışında imtihan kavramı çok ama çok önemli bir kavramdır.

Zaman zaman unutsak da, bazen yaşayarak, bazen de sözle hatırlarız herkesin deneneceğini- sınanacağını.

Çocukluk ve Eylem

Her eylem yeniden diriltir beni

Nehirler düşlerim, göl kenarında diyen Mehmet Akif İnan belki de İnşirah suresinin son ayetlerinin şiirce tefsirini yapıyor bizlere ve çok büyük bir ufuk çiziyor.

Daha bebek denecek yaşta iken çocuklarımızı yalnızlaştırmak ya da karmaşık bir dünyanın (teknoloji ve sosyal medya) içerisine bırakmak onlara yapabileceğimiz en büyük kötülüktür.

İmkân olarak sunabileceğimiz en önemli alanlardan bir tanesi de çocukların arkadaşlarıyla dışarıda oynayabileceği, belki düşüp kalkacağı hatta zaman zaman küçük yaralanmaların dahi olabileceği aktiviteler yapabilmesidir.

Saçma sapan dijital âlem oyunlarının pençesine atılan evlatlarımız, kutu kutu pense oynayabilir, saklambaç, körebe, yakar top ve futbol maçlarıyla zamanını yorularak değerlendirebilir.

Zaman olacak, anneler, babalar çocuklarına eşlik ederek beraber oyunlar oynayabilecekler.

Kazananın önemli olmadığı, kazanırken hile hurda yapılmadığı, kimsenin hakkının yenmediği, zulüm ve işkencelerin olmadığı oyunlar yorsun çocuklarımızı.

Öyle çok koşsunlar, öyle yorulsunlar ki eve geldiklerinde ellerine telefon tablet almaya dermanları kalmasın.

Hem yorulsunlar hem de yoğrulsunlar.

Anneler, Babalar ve Eğitimciler Nasılsınız?

Her ne kadar cümlenin sonuna soru işareti koysam da bu bir soru değil.

Belki ağır bir şekilde hesap sormadır.

Anneler babalar sizden başlayalım, ya da bizden başlayalım.

Hani aşkımızın meyvesi hani yuvamızın huzuru dediğimiz çocuklarımızı nasıl yetiştirdiğimizi daha iyi ifade ile yetiştiremediğimizi çok net bir şekilde görüyoruz değil mi?

Sadece ve sadece çocukları öğretmenleri suçlamayla olmuyor bu iş değil mi?

Kendi hobilerimizden zaman kalıp da çocuklarımızla yeterince ilgilenemediğimizi yüksek sesle haykırmanın zamanı gelmedi mi?

Sevgili öğretmenlerimiz sadece ders anlatarak öğretmenlik yapılamayacağını, ailelerle beraber bizlerinde sınıfta kaldığımızı, karnemizin çok kötü olduğunu kendimize söylemenin zamanı gelmedi mi?

Devlete Hiç Eleştiri Yok mu?

Olmaz olur mu hiç.

Önlem alıyormuş gibi yaptığımız hiçbir çalışma bizim yüzümüzü ağartmadı ağartmayacak.

Gelecek tepkilere aldırış etmeden cesurca kısıtlamalar Ve yasaklamalar gelmek zorunda.

Hiçbir özgürlük güzelim çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin hayatlarını kaybetmesinden, daha önemli değil.

Çok duygusal yaklaşıyorsunuz diyenler çıkabilir.

Tabii herkes özgürdür söyleyeceğini söylemekte.

Fakat gerçekten ortamı yaşanabilir hale getirmek zorundayız.

Anneler, babalar ve öğretmenler daha özverili bir eylem haritasını takip etmek zorundayız.

Devlet ise televizyon ekranları, sosyal medya platformu başta olmak üzere, üzerine düşeni yapmak zorundadır.

Bir de eğitim sistemi var halletmemiz gereken.

O konuyu defalarca yazdığım için burada sadece başlık olarak koymam yeterli.

Çözüm: Allah’ın emrettiği gibi bir kul olma mecburiyetimiz vardır.

Peygamber Efendimizin yaşadığı gibi bir hayat yaşamak, hem bizi, hem de dünyayı değiştirecektir.

Haydi, Hep Beraber Eyleme

Yok, yok sokak eylemlerine, mitinglere, bağırmaya, çağırmaya değil.

Düştüğümüz yerden kalkmak için sağlam bir besmele çekelim.

Asrısaadet’te olduğu gibi imana sımsıkı sarılalım.

Salih ameller sarsın tüm dünyayı.

Samimiyet kuşatsın bedenimizi ve ruhumuzu.

Selamlaşalım iletişimde kalalım.

Çocuklarımızı dinleyelim onlarla dinlenelim.

Herkes ayrı ayrı takılmasın, birleşelim bağlanalım birbirimize beş G ile. (Güzellikle)

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.