SEYAHAT SIHHAT ŞAHİT

SEYAHAT SIHHAT ŞAHİT

Kalplerimizi bir yörüngeye bağlayan o mukaddes Ev: Mekke.

Medine’den ayrılmanın nasıl hissettirdiğini anlayamadan yola koyulduk. İhram yasakları başladı. Namaz molaları vererek yaklaşıyoruz Ev’e… Bu yasakların bizi farz namazlardan önceki sünnetler gibi huzura hazırlağını düşünüyorum. Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz ayeti canlanıyor zihnimde.. İhrama girdikten sonra eksiksiz varmalıyız minik bir deri parçası yahut kirpik dahi etkili. Manen bir kalbi incitmeden bir ömüre yayılmalı düstur misali.

Herkes bir gün Ev’e dönermiş 8 yılın sonra insanın evi gibisi yok dedikleri Ev’e gidiyorum elhamdülilah. Söylerken içim sızlıyor o meşhur kule gözüktü. Nereye baksak Kabe’yi görmemiz gereken, Efendimiz’in kavmim çıkarmasaydı senden ayrılmazdım dediği Mekke…

Artık harem sınırlarındayız. Otele vardık hemen abdest tazeler gideriz diye düşünürken ramazanın son günleri yoğun trafik sebebiyle yollar kapanmış haberini alıyoruz. İftar edip heyecanla beklemeye başlıyorum ama servisler çalışmıyor. Bu sene bazı ülkeler hilali görerek ramazana erken başlamıştı. Bu günde kadir gecesi ihtimali ile Kâbe’de olmak istiyorum. Tur yetkililerine isteğimi iletince saate bakmaksızın bize eşlik edip yolları gösteriyorlar. Efendimiz’in doğduğu evden daha ileri de iniyoruz servislerden Gazze garajı deniyor. Adından geldiğini düşündüğüm bir meşakkati var Kâbe’ye ulaşmak için… Efendimiz gibi Babüsslam’dan giriş yapıyoruz. Kalbimin yıllardır aradığı kapı meğer burasıymış.

İşte onlar, cennetin sabretmelerine karşılık yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır.  (Fûrkan Sûresi, 75) ayetinin sevinciyle geçiyorum bu kapıdan hissiyatı tam olarak bu.

Ahmet hocamız (Allah razı olsun iyi ki yolumuz kesişmiş diyorum ilk günden beri aynı duyguyla) ilk kez görecek gibi beni Kâbe yakınına kadar yere bakarak yönlendirdi.  Ve işte o an; başımı kaldırdım kimdim ne için geldim unuttum Ev’deyim, tamamlandım sanki şimdiye kadar ne eksikmiş anladım. Şükür doluyum tekrar görebildiğim için böyle hissettiğim için. Tavaf boyunca hayretim ve hayranlığım sürüyor. Bütün zorlar kolay geldi hasbunallah ve nice zikirler döküldü dilimden. Hayatım ve gönlüm genişletildi sanıyorum. Mahşer yeri gibi kalabalık, bir daralıyor bir ferahlıyor tavaf. Onca insana rağmen Allah şah damarımızdan yakın hissediliyor. Tek tek dualarımıza icabet ediyor. Kullarından biri olma mütevaziliğini öğretirken parmak izimize kadar biricik olduğumuz da aşikar elhamdülillah. Say’a geçtik. Hz. Hacer’i anlamak onunla adımlamak… Dilimde aradığını bulanlardan olmak duası, Allah yardım etti kolaylıklar nasip etti annemle umremizi tamamladık. Ahmet hocalarla denk geldik ve otelimize döndük. Saatin kaç olduğu yorgunluğum hepsi uçup gidiyor aklımdan sahur vakti gelmiş namazı da kılıp dinlenmeye geçtik kafilemizin çoğu sabah yapacaktı umresini onlarla tekrar gitme arzusuyla ne kadar uyudum onlara yetiştim bilmiyorum ancak şimdi yazarken düşünebiliyorum. İsmail hocamızın rehberliğinde yine ilk kez görme heyecanıyla. Gönümde öyle bir yer ki Kâbe doyamıyorum yeniden yeniden gelmeyi isterim, istiyorum. Allah’ım ayrı koymasın beni ve tüm isteyenleri inşaAllah.. İlk kez gelen umre arkadaşlarıma eşlik etmek heyecanımı tazeliyor birlikte tavaf ettik. Onlar Sa’y yaparken ben de Kâbe’ye bakarak nafile ibadetlerle geçirdim. İçimiz huzur dolu en tatlı yorgunlukla otele dönüyoruz. Bir yandan ramazan ama açlık hiç aklıma gelmiyor her an şükür ediyorum. İkindi namazı niyetiyle kadınlara özel rehberimiz Faden hocamız ile hareket ediyoruz (Çok kıymetli bir hocaydı tevafuk edişimiz de şükürlerimden birisi). 8 yıl da o kadar şey değişmiş ki her yeri öğrenmek için gayret gösteriyorum. Bütün bu değişimlere rağmen kaybolurum yabancıyım hissi hiç yok sanki buralar da büyüdüm gibi bir cesaret ve aidiyet var içimde. Rehberimiz siyer okurken anlatılan boykot döneminden bahsediyor.  Efendimiz’in doğduğu ev ve arka tarafı boykot mahallesiymiş. Öylece geçip gidemiyor insan acılar ve sabırları Allah’a sığınıp birbirlerine tutunmaları canlanıyor zihnimde… Çok yoğun bir ramazan umresiydi namazdan sonra iftar için kendimize yer ararken teras kata götürüyor yol. Kâbe’nin çevresinin büyüklüğünden ve vakit yaklaştıkça rotanın görevliler tarafından sürekli yeniden oluşturulmasıyla ezan vaktine az kala topluca bir yer bulup oturabiliyoruz. İftariyelikler dağıtılıyor her şey çok bereketli ruhumuz doyuyorken madden açlığı gözümüz görmüyor. Yatsı namazı öncesi tavaf yapıyoruz benden yaşça büyüklere eşlik ediyorum bu tavafta çok güzel insanlardı. Epey molalı tavaf ettik ama durup Kâbe’yi seyretmenin mutluluğu bambaşkaydı. Burada son teravih kılınıyor son rekâtta imam uzunca ve gözyaşlarıyla dua etti. Çok kısa da olsa Mescid-i Aksa’dan da bahsetti kanayan yaramız fetih müjdeleri alalım inşaAllah.

Hem namazdayken hem namaz sonrası ‘Allah’ım ben ne sevap işledim de bana bunları nasip ettin’ diye geçirdim içimden iyi ki varsın Allah’ım Sen kendini övdüğün gibisin şükretmekteki acziyetimi bağışla…

Ramazan’da burada olmak nasibinin mutluluğu ile otele dönüyoruz. Dönüş yolları umre arkadaşlarımızla kaynaşmaya ve hayatlarımıza güzel anılar bırakmaya vesile oluyor,  hala tebessümle hatırlıyorum. Son sahura kalkıyoruz artık yolları öğrendik ve bireysel olarak gidiyoruz. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyor insan iftar vakti yaklaşırken barikatların kurulması ile oruç olduğumuz aklımıza geliyor. Kendimize yer bulup oruçlarımızı açıyoruz. Burada Ramazan’a doyamadık diye geçiyorum içimden

Türkiye ramazana bir gün sonra başladığı için bayram sonrası oruç tutmamız gerektiğini konuşurken Mekke’de hilalin gözükmediği ve bir gün daha oruç tutacağımız haberi geliyor. Elhamdülillah öyle bereketlendi ki umremiz yaşamaya doyamadım anlatmaya hiç doyamıyorum. Ziyaretlere çevre mescidlerinden başlıyoruz. Gazze durağının çok yakınında Sancak mescidi var buraya ilk kez geliyorum. Efendimiz’in Mekke’nin fethi günü sancağını dikip iki rekât namaz kıldığı yer Mescidi Raye adıyla da biliniyor. Rehber İsmail hocamız sancaktar olmanın öneminden bahsediyor. “Mümin olarak ayağa kalkarsak sancağı elimize alıp özümüze dönersek Dünya Müslümanları dile geldiğinde Allah bize fetih kapıları açacaktır”

Bir sonraki mescid Mescid-i Şecere (Ağaç Mescidi) Efendimizin mucize gösterdiği ve işareti üzerine yakınlardaki bir ağaç köklerini sürüyerek huzura gelmiş ve peygamberliğe şehadet etmiştir. Ağacın olduğu nokta daha sonradan mescid haline getirilmiş.

Biraz ileride Cin Mescidi var. Efendimiz’in (s.a.v.) sahabi Abdullah bin Mes’ûd ile birlikte gelerek cinlere Kur’an-ı Kerim okuduğu ve İslam’ı tebliğ ettiği yere sonradan mescid yapılmış. Mekke sokaklarında yürüyoruz. Biraz yokuş çıkarak Cennetü’l-Muallâ Mezarlığı’na varıyoruz.  Efendimiz’in “Ben Hatice’min sevgisi ile rızıklandırıldım.” dediği Allah’ın (cc) Cebrail Aleyhisselam ile selam yolladığı o mübarek insan Hz. Hatice’yi ziyaret ediyoruz.

İslam’a ömrünü adamak, eş olmak, yoldaş olmak ve nice güzelliği heybemize koyarak ayrılıyoruz. Efendimizin dedesi amcası evlatları sahabeler burada… Allah’ın selamı üzerinize olsun 🤲

Otele dönüyoruz. Bu sefer son sahuru yapıyoruz. Ramazan’ı en güzel uğurlayışım bu sene oldu. Etkisi 11 ay hatta bir ömür sürecek hissediyorum. Bugün Sevr Dağı ziyareti var. Tadilat olduğu için eteklerinde Efendimiz’i koruyan güvercinlerin torunları ile bir arada hicret yolculuğunu dinliyoruz. Bizim kafilemiz de çokça her yaştan çocuklar vardı. Güvercinleri besledik, çocuklarla kanat çırpışlarıyla zamanda yolculuk yaptık sanki… Bir sonraki durak Arafat. Hac mevsimi yaklaştığından dolayı belli bir mesafeden görebildik. Burası duaların kabul edildiği kulun Rabb’ine en güzel dönüşle döndüğü bir yalvarış ve af makamıdır. Ayrılırken duamız kabul edilmiş afla mazhar olmuş bir şekilde yine Rabbimize döndüğümüzü kalp ile tasdik dil ile ikrar ederek ihrama giriyoruz.

Ramazan yoğunluğunun üstüne bayramın cumaya denk gelişi Mekke’de tatil günün cuma ve cumartesi oluşuyla Arafat umremizi Bir nevi Hac tavafı yapar gibi bir kalabalık içinde gerçekleştiriyoruz elhamdülillah. Bayramın gelişi havadan bile hissediliyordu. Saatler geceyi işaret ediyor ama gündüzcesine sokaklar dolu tam bir bayram havası vardı. Gecesi böyle güzelken bayramın gündüzü ayrı güzeldi. Umre arkadaşlarımız ile bayramlaştık. Kâbe de herkes bayramlaşma halinde şekerler dağıtılıyor ikramlar yapılıyor. Öğlen sonunda tavaf öyle ferahladı ki cuma günü Kâbe’ye dokunmak nasip oluyor. Bayramım bayram oldu elhamdülillah insan bazen nasıl şükür edeceğini bilemiyor.

Hasretten vuslat’a, vuslat’tan bayrama eriştiğim bu seyahat Elhamdülillah ki devam edecek ve bereketlenecek anlatmak için kısa bir mola veriyorum. Buraya kadar ki kısımda duaların tam zamanında kabul edildiğini insanın dua ederken duasının içinde kendini bulabileceğini fark ettiğimi söylemeliyim. Tevafuklarla dolu iyi kalmanın iyilerle karşılaşmaya vesile olduğu bu nasipli yolculuk bana “Sizden herkes, ihtiyaçlarının tamamını Rabb’inden istesin; hatta kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar istesin.” hadisini hatırlattı.

Öyle ki Allah’tan istediğimiz her şey bir gün karşılık buluyor. Ruhumuz buna hazır olduğunda bayramı yaşayıp hissedecek o olgunluğa ulaşınca gerçekleşiyor. Zamanı gelmeden çiçek bile açmıyor. Sabırla yoğrulmuş dualar öyle güzel çiçek açıyor ki ben ne yaptım da bunlar nasip oldu diye hayret ediyor insan…

Sonraki yolculuğumuz bir sığınaktan rahmet kapısına dönen Nur inen Hira Dağı ile başlayacak inşallah.

Selam ve dua ile…

 Elif   ERGÜN

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.