İlkadım 455. Sayı Haziran 2026
Fitneyi Hiç Sevmiyoruz ama Hep Besliyoruz
Kıymetli Okuyucu,
İlkadım dergimiz 455. sayısıyla bir kez daha sizlerle.
Yıllar değişiyor, mevsimler geçiyor, aylarla birlikte yeni sayılarımız birbirini kovalıyor.
Değişim muhakkak belki ama değişmeyen hususları da gündem rüzgarlarıyla birlikte unutmamak ve ihmal etmemek gerekiyor.
Değişmeyen gündeme verilebilecek örnek çok ama biz ikisini zikredelim dilerseniz; cehalet ve zulüm.
Zulüm, mazlum ümmetin yıllardır en büyük imtihanlarından biri olma noktasında birinciliği kimseye bırakmıyor belki ama bir başka kavramla zirveyi paylaşıyor: Cehalet.
Cehaletin yani eğitimsizliğin olduğu yerde zulmün ikameti maalesef uzun ömürlü oluyor.
Zulümle mücadelede en etkili ama zaman ve sabır isteyen silah; eğitim/ilim.
Malumunuz olduğu üzere ilim ehlinin ölümü, alemin ölümüne denk tutuluyor. Konu bu kadar büyük ve ciddi…
Şehadeti övmek, şehitlerimizle övünmek, o fedakar mı fedakar insanları her vesileyle kahramanca anmak her zaman hakkımız.
Burada merak ettiğimiz ve düşünmek istediğimiz, vurguyu hak eden nokta şurası: Alimlerimizi de bu kadar gündem ediyor, özlüyor, örnek olarak sunuyor, haklarında ezgi ve marşlar besteliyor, şiirler yazıyor, anma geceleri organize ederek anlamaya çalışıyor muyuz?
Alimin mürekkebinin, şehidin kanından önde olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunu bilmek yetmiyor, nesillere bu mana ve mesajı hakkıyla taşımak da gerekiyor.
Müslümanların idaresindeki dernek ve vakıflara bu hususu bir vazife olarak hatırlattıktan sonra yeni sayımızın dosya konusuna geçebiliriz.
Kapak yazılarımızın konusu; fitne. Zulmün veletlerinden biri olan fitne. Panzehri ilim olan fitne…
Atilla Değirmenci, modern zamanların en yıkıcı virüslerinden olan ahiretsiz İslam hastalığı hakkında yazdı.
Halil Demirbaş, fitneyle mücadelede en etkili iki silahı gündemine aldı: Kur’an ve sünnete bağlılık.
Hüseyin Kahraman, batıla benzeme fitnesinde dikkat edilmesi gerekenleri ve bizleri bu çukura düşüren durumları sıraladı.
Muhammed Yasir, kimlerleysek ve kimleri izliyorsak onlara benzememizin kaçınılmaz olduğuna değinerek gözlerimizin önünde ve gündemlerimizin içinde olanlara neden önem vermemiz gerektiğinin altını çizdi.
Müjdat Selçuk Özdoğan, imkan arayanlar için imtihanın muhakkak olduğunu vurguladı.
Şevket Şayakdokuyan, mal sahibi mi yoksa malın sahibi mi sorusuyla benlik ve emanet bilincine dikkatleri çekmeye çalıştı.
Yazılarımızın hayırlara vesile olmasını diliyor, yazarlarımıza huzurlarınızda ayrı ayrı teşekkürlerimizi sunuyor, yeni sayımızda tekrar görüşebilmeyi ümit ediyoruz.
Allah’a emanet olun.