BAŞYAZI-Nureddin Soyak – Az Kalsın Seni Şaşırtacaklardı

Yol Rabbimizin yoludur. Yol Resullerin yoludur. Bu yolun dışında yol arayanlar, bu yolun dışında yol gösterenler, bu yolun dışındaki yollara gidenler, yolunu şaşırmış şaşkınlardır.
Rabbimiz buyuruyor ki: “Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz.” (Bakara, 198)
İnsanlara yol çizmek, onlara emirler, yasaklar belirlemek insanların haddine değildir. İnsanlara yol göstermek, onlar için kurallar koymak âlemlerin Rabbi olan Allah’ımıza aittir. Dün de bugün de yarın da yanlış yollara gidenler ve bunları takip edenler olacaktır. Bunlar kendi gittikleri yolun en doğru yol olduğu kanaatine sahip olacaklardır.
Rabbimiz buyuruyor ki: “Yolun doğrusunu göstermek Allah’a aittir.” (Nahl, 9
Rabbe imanda, Rabbin yoluna tabi olmada samimi olanlar, Allah ve Resulünün gösterdiği yoldan başkasına tabi olmazlar. İnsanları kendi indi mütalaaları ile oyalamayıp menzili maksuduna ulaştıracak Allah’ın yoluna iletirler. Rabbimizi ve Resulünü sevenlerin takip edeceği yol da yine Rabbimiz tarafından beyan buyurulmaktadır.
“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmran, 31)
Müminlerin örneği ve önderi, âlemlere rahmet olarak gönderilen, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizdir. Allah’ın dinine hizmette Resulleri örnek almayanlar, Resullerin usul ve yöntemlerine uymayanlar hedeflerine ulaşamazlar.
Bugün insanları çıkar ve menfaatleri bir araya getirirken, çıkar ve menfaat hesapları ile insanlar birbirine kenetlenirken, ellerinde Kur’an ve Sünnet gibi sahih ve sağlam kaynaklar bulunan Müslümanlar bir araya gelemiyor ve parça bölük oluyorlarsa şu ilahi emre tabi olamadıklarındandır:
“İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip onun yolundan ayırır. İşte bunları Allah sakınasınız diye emretti.” (En’am, 153)
Eğer bugün İslam coğrafyasında mezhebi ve meşrebi kaygılarla Müslümanlar kadın, çocuk ve yaşlı demeden katlediliyorsa bu parçalanmaların neticesidir. Bu da İslam adına cihad olarak ilan ediliyorsa burada dinden ciddi sapmalar var demektir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hayattayken başlayıp vefatıyla hareketlenen, Hz. Ömer ve Hz. Osman radıyallahu anhüm şehadetleriyle alevlenen fitnelerin temelinde, münafıklar bulunmaktadır. Bunların oyununa gelen Müslümanlar parça parça olmuşlar. Bunlardan bazıları da Allah ve Resulünün yolundan bile ayrılmışlardır. Dine hizmet için yola çıkan Müslümanlar uyanık olmalı, fitnecilerin oyunlarına gelmemelidir.
“Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, lanet etmiş ve büyük azap hazırlamıştır.” (Nisa, 93)
“Allah ve Resulünün çağrısına uyun.” (Enfal, 24)
“O ümmi peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.” (A’raf, 158)
Rabbimiz ısrarla kendisinin ve Resulünün çağrısına uyulmasını isterken, bazı cahiller peygamberi ve onların varisleri olan âlimleri devre dışı bırakarak cahilane bir şekilde dini anlamaya ve anlatmaya çalışmaktadırlar ki bunlara karşı çok dikkatli olunmalıdır.
“Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost ne bir yardımcı vardır.” (Bakara, 120)
“Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.” (Nahl, 43
İlimsiz, cahilane bir şekilde Allah’ın dinine hizmet olmaz. Cahillere bu fırsat verilirse hem saparlar hem de saptırırlar. Müslüman toplum içinde anarşi ve çatışma meydana gelir. Samimi ilim sahipleri bu tür sapmaların önüne geçmek için bütün gayret ve çabalarını yılmadan ve usanmadan ortaya koymalıdırlar. Allah yolunun davetçileri kim olursa olsun hakikati açıkça söylemekten çekinmez.
“Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim.” (Meryem, 43)
“Ey kavmim! Siz bununla yalnız imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmandır. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin.” (Ta-Ha, 90)
“Bunları, din adamları ve bilginleri günah söz söylemekten ve haram yemekten sakındırsalardı ya! Yapmakta oldukları şey ne kötüdür.” (Maide, 63)
“İnsan kendini yeterli gördüğü için azar.” (Alak, 6-7)
Resullerin nurlu yolunu takip etmeyenlerin dine hizmet iddiaları büyük bir yanılgıdır. Çünkü onlar her zaman din yolunun haramileri olmuştur. Kaş yapayım derken göz çıkarmışlardır. Kendi yollarının en doğru olduğu iddiasıyla ortaya çıkanlar, hem Allah’ı hem de peygamberi unutmuş, unutturmuş; kendilerini ön plana çıkarmışlardır. Rabbimiz kullarını değişik şekillerde imtihan etmektedir. Bu imtihanların başarıyla geçilebilmesi için ilahi ve nebevi metoda sıkı sıkıya bağlanılmalıdır.
“Onlara ‘Allah’ın indirdiğine uyun!’ denildiğinde; ‘Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!’ derler. Peki, ama ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı?” (Bakara, 170)
Bugün kendilerine Kur’an ve sünnetten delil getirilen bazı kimseler, Kur’an’ın teviline sığınırken, hadis-i şerifleri de kolayca inkâr edebilmektedir. Atalarının yolunu, yöntemini benimseyenler sadece geçmişte değil, günümüzde de cahil atalarının yolunu takip etmektedirler. Yanlışlarını sağlam delillerle çürütseniz dahi inatla, önder kabul ettikleri kişilerin yanlışlarını savunmaya devam etmektedirler.
“Ben size, babalarınızın üzerinde bulunduğu dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı, dedi. Onlar; ‘Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz.’ dediler.” (Zuhruf, 24)
İnkâr sadece dinin asılını, esasını inkâr şeklinde ortaya çıkmıyor. Dinin yanlış anlaşılması ve anlatılması şeklinde de ortaya çıkmaktadır. Nitekim peygamber efendimiz ve ashabından sonra inanç ve ibadet alanında sonradan ortaya çıkan, aslı ve dayanağı olmayan fırkalar ortaya çıkmıştır. Ehl-i sünnet, dinin temel zaruri bilgilerini inkâr etmeyen bid’at ehli grupları “dalalet ehli” olarak değerlendirmiştir. Mümin, Allah ve Resulünün gösterdiği dosdoğru yolda gitmeye gayret edecektir.
“Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı, işte o zaman seni dost edinirlerdi.” (İsra, 73)
Bu ayetlerin inişinden sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah’ım! Göz açıp kapayacak kadar bir süre bile beni nefsime bırakma “ diye dua etmiştir. (Ebu Davud)
Allah’ın peygamberini şaşırtmaya kalkışanlar bizlere neler yapmazlar? İlahiyatçı da olsa indi mütalaalarını din gibi sunanlardan uzak durmalıyız.
Resulünün duası ile; “Rabbimiz kalbimizi dini üzere sabit kılsın.”
