CİHAD DERSLERİ-Prof. Dr. Mustafa Ağırman – Gazze’ye Yardım

Üç yıldan beri Filistin’de, özellikle de Gazze’de, dünyanın gözü önünde, bütün insanları utandıran ve bütün Müslümanları yere baktıran bir vahşet devam ediyor. Savaş değil, bir vahşet devam ediyor. Bütün insanların vurdumduymazlığı ve bütün Müslümanların ilgisizliği bu vahşetin devam etmesini sağlıyor. Konuyu dert edinen ve içi yanan Müslümanlar, ancak gıda desteği sağlıyorlar; dert edinmeyenler ise gününü gün etmeye devam ediyorlar. Bir kısmının da bu olup bitenlerden hiç haberleri bile yok. Onlar da bu dünyada insan ve Müslüman diye yaşıyorlar.
Saygıdeğer okuyucularım! Dert, bizim derdimizdir. Mesele, bizim meselemizdir. Sıkıntı, bizim sıkıntımızdır. Şehidler, bizim şehidimiz; yetimler, bizim yetimimizdir. Yardım etmeye devam edeceğiz. Boykotu asla aksatmayacağız. Cihâdı ve Filistin dâvâsını, Mescid-i Aksâ’nın kurtuluşunu devamlı konuşacak ve gündemi canlı tutacağız. Safları sıklaştıracağız. Şimdi gelin, hep birlikte Yüce Allah’a ve O’nun elçisine kulak verelim; kulak verelim de biraz kendimize gelelim. Rabbimiz, şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Eğer siz, Allah’a (yani Allah’ın dinine) yardım ederseniz O da size yardım eder ve ayaklarınızı sâbit kadem eyler.”[1]
“İyilik ve takvâ (Allah’ın yasaklarından sakınma) üzerinde birbirinizle yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun; çünkü Allah’ın cezası kesindir”[2]
“Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o, yetimi kakar. Yoksulu doyurmaya teşvik etmez. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar gösteriş yapanlardır; hayra da mâni olurlar.”[3]
Hz. Peygamber Efendimiz de şunları buyurur:
“Kim, Allah yolunda cihada gidecek bir gâziyi teçhiz eder, cihad için gerekli olan ihtiyaçlarını karşılarsa, âdeta cihad etmiş gibi sevap kazanır. Cihada giden gâzinin arkada bıraktığı âilesine güzelce bakıp onların ihtiyaçlarını karşılayan kimse de sanki cihad etmiş gibi sevap kazanır.”[4]
“Hz. Enes b. Mâlik (r.a.)’dan rivâyet edildiğine göre, Eslem kabilesinden bir delikanlı Hz. Peygamber Efendimizin huzuruna gelerek şöyle dedi:
‘Ey Allah’ın Elçisi! Ben, savaşa katılmak istiyorum fakat savaş için gerekli olanlardan hiçbir şeyim yoktur.’ Hz. Peygamber Efendimiz, o gence şöyle dedi:
‘Filan kişiye git. O, savaşa gitmek üzere hazırlanmıştı fakat hastalandı.’ Delikanlı da o kişiye gitti ve şöyle dedi:
‘Rasûlullah (s.a.v.), sana selam söylüyor ve savaş için hazırladığın malzemeleri bana vermeni söylüyor.’ Bunu üzerine adam, hanımına şöyle dedi:
‘Hanım! Hazırladığım savaş malzemelerinin hepsini bu delikanlıya ver; onlardan hiçbir şey geriye bırakma. Allah hakkı için, onlardan hiçbir şey bırakma ki, berekete nâil olalım.”[5]
“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve onu düşmana teslim etmez. Din kardeşinin ihtiyacını karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar. Müslümandan bir sıkıntıyı giderenin Allah da kıyâmet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Bir Müslümanın ayıbını örtenin, Allah da kıyâmet gününde ayıplarını örter.”[6]
“Bir kimse, bir müminden dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah da kıyamet gününde o müminin sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse, darda kalana kolaylık gösterirse, Allah da ona dünya ve âhirette kolaylık gösterir. Bir kimse, bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da onun dünya ve âhiretteki ayıplarını örter. Mümin kul, din kardeşinin yardımında olduğu müddetçe, Allah da o kulun yardımındadır. Bir kimse, ilim elde etmek için bir yola girerse, Allah da ona cennetin yolunu kolaylaştırır. Bir cemaat, Yüce Allah’ın evlerinden bir evde toplanıp Allah’ın kitabını okur ve onu aralarında müzâkere eder, anlayıp kavramaya çalışırlarsa, üzerlerine sekînet iner ve kendilerini rahmet kaplar. Melekler, onları kuşatır; Yüce Allah da onları kendi katında bulunanların arasında anar. Amelinin kendisini geride bıraktığı kişiyi, nesebi öne geçiremez.”[7]
Saygıdeğer okuyucularım! Darda kalan din kardeşimize yardım etmek dinimizin en önemli prensiplerinden biridir. Biz, darda kalanın dinini, ırkını, kim olduğu sorup araştırmadan hemen onun yardımına koşan soylu bir geleneğin çocuklarıyız. “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.” diyen bizim peygamberimiz değil mi? Biz, peygamberimizin bu güzel sözünü nasıl duymazlıktan geliriz? Biz, sadece Gazze’ye değil, dünyanın neresinde olursa olsun, zulüm altında inleyen aç ve sefillerin imdadına koşmalıyız. Öyle ise haydin, Gazze’den başlayalım.
[1] Kur’ân-ı Kerim, Muhammed sûresi, 47/7.
[2] Kur’ân-ı Kerim, Mâide sûresi, 5/2.
[3] Kur’ân-ı Kerim, Mâûn sûresi, 107/1-7.
[4] Buhârî, Cihâd, 38; Müslim, İmâre, 135.
[5] Müslim, İmâre, 134.
[6] Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.
[7] Müslim, Zikir, 38; İbn Mâce, Mukaddime, 17.
