LA HAVLE-Abdullah Gülcemal – İnkar (Münkir Mantık)

LA HAVLE-Abdullah Gülcemal – İnkar (Münkir Mantık)

      Nemrutlar İbrahim’i ateşte yakmak ister.

      Firavun merdivenle göklere çıkmak ister.

      Zâlimlerde mantık bu, sahibini unutur;

      Ebrehe, ordusuyla Kâbe’yi yıkmak ister!

            *“Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr ederse; şüphesiz derin bir sapıklığa düşmüştür.” Nisâ: 136

            *“Artık onlara şefâatçilerin şefâati fayda vermez. Öyleyken bunlara (müşriklere) ne oluyor ki (hâlâ) öğütten yüz çeviriyorlar? Aslandan ürkerek kaçan yaban eşekleri gibi!” Müddessir: 48-51

            *“Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklarda kalmış sağırlar ve dilsizlerdir.” En’âm: 39

            *“Rablerini inkâr edenlerin işleri, fırtınalı bir günde, rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer; yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. İyiden iyiye sapıtma işte budur.” İbrahim: 18

            *“Bu dünyada kalbi kör olan, ahirette de kör ve daha şaşkındır.” İsrâ: 72

            *“İnsanların inancı yoksa acaba ne işe yararlar? Bir araç, bir güç kaynağına bağlanmazsa yol alabilir mi?” diyor Konfüçyüs.

            Allah’ın mülkünde otur. O’nun verdiği envaiçeşit nimetleri ye. O’nun yerden çıkardığı tertemiz soğuk kaynak sularını iç. O’nun verdiği havayı teneffüs et. O’nun muhtelif sıcaklık derecesinde yerin binlerce metre derinliğinden çıkardığı termâl kaplıcalarında tatil yap. O’nun güneşiyle ısın. O’nun rüzgarıyla serinle. O’nun verdiği çiçekleri kokla. Sonra da O’nu inkâr et, O’nun varlığından habersiz yaşa.

            Cehaletin en kötüsü, en koyusu ve en düşündürücüsüdür.

            Rahman ve Rahîm olan Allah, insanı kendi yaratılışının dışında yarattığı ne varsa, onlar üzerinde derin düşünmeye, tefekkür etmeye, ibret almaya, imâna dâvet ettiği hâlde, münkir insan sürekli O’ndan kaçmaktadır.

            O’ndan kaçan insan, O’na inanmayan insan, hiçbir ümidi olmayan yalnız insandır.

            İnkârcılar hiç köprü kurmaz, hep duvar örerler. Ördükleri duvarların ardında da yine kendileri kalırlar.

            Bir tabiat bilgini olan Faber der ki:

            “Her devrin delice arzuları vardır. Bana göre inkâr da delice bir heves olup, zamanımızın hastalığıdır. Benim derimi yüzüp soymak, Allah’a inancımı soyup ortadan kaldırmaktan daha kolaydır.”

            Peyâmi Safâ’nın ifâde ettiği şu hakikat, bir münkiri derin bir tefekküre sevk edip, küfrün karanlığından kurtulmasına vesile olur mu bilmiyorum:

            “Allah’ı körü körüne inkâr etmek kolaydır ve çok kârlı görünür: İnsanı hesap vermekten, sorumluluktan, vicdan azabından, ceza korkusundan kurtarır. Fakat Allah’ı metafizik, felsefî ve ilmî delillerle inkâr etmek, isbât etmekten daha zordur.”

            Gön gözüyle, gönül gözü farklıdır. Gön gözüyle bakanlar her şeyi maddede ararlar. Dolayısıyla akılları gözlerindedir.

            Gönül gözüyle bakanlar; ufukların ötesini görür, gönül kulağını verenler cemadâtın tesbihatını duyar da şükürle secdeye varırlar.

            “Görenedir görene; köre “ne”dir, köre “ne?” diye, ne de güzel söylemiş gönül gözüyle görenler!

            Bir profesör; “ Anatomi okuyup da Allah’a inanmayan insana şaşarım.” diyor.

           Bir başkası: “Bunca insan kestim (ameliyat ettim), şu Müslümanların inandığı ruhu göremedim.” diyor. Biri öyle, biri böyle! Evet, görenedir görene.

              Aşk eri Mevlâna’mız der ki:

            Her iki cins arı da aynı yerden gıda alırlar,

   Fakat birinde zehir, diğerinde bal hâsıl olur.

            Her iki cins ceylan da, ot ve su ile beslenir,

            Fakat birinden gübre, diğerinden ise saf misk hâsıl olur.

            Her iki cins kamış da aynı yerden sulanır.

            Fakat biri boş olur, diğeri şeker ile dolar.

            Bunlar gibi yüz bin misâl bulabilirsin,

            Fakat her iki şey yetmiş yıllık yol kadar birbirinden farklı ve uzaktır.

             Biri yer ahmak olur, O’ndan (Allah’tan) uzak düşer,

              Diğeri ise yer, baştan ayağa Allah’ın nûru ile dolar.”

               Rabbim; Sen bizim kalbimizin nûrunu artır. Artır ki, Sana selîm bir kâlb ile gelebilelim Rabbim!

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.