KUR’AN İKLİMİ-Abdulkadir Yılmaz – “… Fitne Adam Öldürmekten Daha Büyük Günahtır…” (Bakara, 217)
İslam huzur dinidir. İnsanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamak için gönderilen son ilahi kanundur, kıyamete kadar da bu özelliğini devam ettirecektir. Bundan dolayıdır ki insanların huzurunu kaçıracak, insanları mutsuz edecek, hayatlarını sıkıntıya sokacak, dünyalarını ahiretlerini cehenneme çevirecek her türlü karışıklığı, huzursuzluğu ve bunlara sebep olacak etkenleri yasaklamıştır.
Kur’an-ı Kerim’de otuz dört ayette fitne kelimesi, yirmi altı defa da türevleri geçmektedir.
Huzuru ortadan kaldıracak her türlü girişimi, İslam yasaklamıştır. Bunların başında ise fitne gelmektedir.
Fitne, dünyevi menfaatler veya bir grubun çıkarlarını üstte tutmak için ortalığı karıştırmak, insanlığın huzurunu kaçırmaktır.
Fitne çok büyük savaşlara, karışıklıklara, huzursuzluklara yol açacağı için İslam onu adam öldürmekten daha şiddetli, daha büyük bir günah olarak kabul etmiştir. Fitne ateşi yandığı zaman bunun önüne geçmek çok zor, hatta bazen imkânsızdır.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hayattayken her türlü fitnenin önüne geçmeyi başarmış, Müslümanlara mükemmel bir huzur ortamı bırakarak bu dünyadan ayrılmıştır. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer efendilerimizin döneminde de fitne engellenmiştir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Ömer efendimiz için: “Ey Ömer, sen fitnenin önündeki kalesin.” buyurmuştur. Hz. Ömer efendimizin vefatından kısa bir süre sonra Müslümanlar çok büyük fitnelerle karşılaşmış o fitnelerin etkileri günümüze kadar devam etmiştir.
İslam âlemine çok büyük acılar yaşatan bu fitneler, hala birliğimizi, beraberliğimizi engelleyen en büyük etken olarak varlığını devam ettirmektedir.
Bugün İslam ümmeti çok büyük acılar yaşamasına rağmen bir araya gelemiyorsa, ortak bir karar veremiyorsa bunun en büyük nedenlerinden biri aralarına atılan fitne tohumlarıdır.
Hâlihazırda dünyamızı saran huzursuzluk, acı ve gözyaşının en büyük nedeni de Yahudi fitnesidir. Yahudiler, tarih boyunca hep fitneci bir toplum olarak yaşamışlardır.
Bu fitneci yapılar bulundukları beldelerde, ülkelerde hep kargaşaya neden olmuşlar, ondan dolayı da sürekli sürgünler yaşamak zorunda kalmışlardır. Son bir asırdır ise, fitneleriyle tüm dünyayı bir oyun içinde oyalamaya, kan ve gözyaşına gark etmeye muktedir olmuşlardır. Yahudilerin ellerinden devlet ve silah gücü alınmadan, onların fitnesi bertaraf edilmeden de dünyaya huzurun gelmesi mümkün değildir. “Mazlumlar, zalimler kadar cesur olmadıkça zulüm sona ermeyecektir.” prensibi gereği, başta Müslümanlar olmak üzere dünya mazlumları cesaretlerini toplayarak fitnenin üzerine gidip bir an önce bu fitneyi ve onun kaynağı olan Siyonizm’i yok etmek zorundadırlar. Aksi halde, tüm insanlık fitnenin, ne büyük zulümlere ve ölümlere neden olduğunu seyretmeye devam edecektir.
Bizler de Allah’a teslim olmuş müminler olarak, fitneden uzak durmaya, fitneye neden olan gıybet, iftira, dedikodu, kıskançlık gibi kötü hasretlerden kaçınmaya gayret etmeliyiz.
Kâinattaki tek hakiki din olan İslam, bunları kökten yasakladığı gibi, fitneden fesattan korunmamızı işaret eden, kolaylaştıran Felak ve Nas sureleri ile bize hatırlatmalar ve çıkış yolları sunmaktadır. Fitneye fesada sebep olacak ortamlardan uzak durmaya, iyilerle beraber olmaya ve bu durumdan sürekli Allah’a sığınmaya devam etmeliyiz. Çünkü fitne, çok gizli bir şekilde ortaya çıkan, gizlice yayılabilen ve bulaşıcı özelliği olan bir şeydir.
Bundan dolayıdır ki, Allah bizlere her işimize Eûzü besmele ile başlamayı öğretmiştir. Yani şeytandan ve şeytanlaşmış varlıklardan sürekli Allah’a sığınmayı öğretmiştir.
Rabbim ümmeti Muhammed’e feraset, basiret, cihat ruhu, azim, gayret ve cesaret nasip etsin. Tarihte defalarca başardığı gibi, tekraren bu fitne ateşini söndürüp yeryüzünde İslam’ın sulh ve selametini, huzur iklimini hâkim kılmayı nasip etsin inşallah.