SİZDEN GELENLER-Arif Arslan Kaynar – Mahşer Meydanında İbretlik Konuşma Sahneleri – 1

SİZDEN GELENLER-Arif Arslan Kaynar – Mahşer Meydanında İbretlik Konuşma Sahneleri – 1

Dünya Hayatında Birbirini Saptıranların Hesaplaşması

(Müstekbir Liderler ve Mustaz’af Tâbiler)

Kur’an-ı Kerim, mahşer meydanındaki en çetin hesaplaşmalardan birinin; dünyadayken güç, makam, imkân veya medya gücünü elinde tutan “Müstekbirler” (büyüklük taslayan liderler/önderler) ile kendi iradesini ve aklını onlara teslim etmiş “Mustaz’aflar” (zayıf bırakılmış kitleler) arasında yaşanacağını haber verir. En acıklı sahnelerden biri de budur. Çünkü iki taraftan biri diğerini kandırmış,ötekide körü körüne ona tabi olmuş yani aklını kiraya vermiştir.

Maalesef bu durum dünya hayatında her gün yaşanmakta, her ülkede ve her toplumda sürekli tekrarlanmaktadır. Hatta en acısı Müslümanlar arasında da vuku bulmaktadır.  Saptırıcı liderler kitleleri peşinden sürüklemektedir. Bunca ayetlere, hadislere ve ibretlik durumlara rağmen sürekli olarak tekrarlanmakta, geçmişten dersler ve ibretler çıkarılmamaktadır. İşte bu yazımızda dilimiz döndüğünce bu işin sonucunun ne kadar acı neticeleneceğini anlatmaya çalışacağız.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu durumun ahiretteki ilk adımı hakkında şöyle buyurmuştur:“Kıyamet gününde insanlar bir araya toplanır. Allah Teâlâ: ‘Her kim neye tapmışsa (dünyada kimin peşinden gitmişse) onun ardına düşsün!’ buyurur…” (Buhârî, Ezân 129; Müslim, İman 299)

İşte bu toplanmanın ardından taraflar arasındaki hesaplaşma sahne sahne şöyle gerçekleşir:

I. SAHNE: Yanıltıcı Önderler ve İlk Tartışma

İnsanlar mahşer alanında hesaba çekilirken, kandırıldıklarını anlayan kitleler ilk olarak kendilerini saptıran liderlere saldırırlar. Aslında bu durum, Efendimizin (s.a.v.) şu uyarısının bir tezahürüdür:

Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:“Benim ümmetim adına en çok korktuğum şey, (insanları saptıran) saptırıcı önderlerdir.”(Tirmizî, Fiten 32; Ebu Dâvud, Fiten 1)

Bu saptırıcı önderlerle takipçileri arasındaki ilk kavga Sebe’ Suresi 31-33 arasındaki ayetlerde şöyle aktarılır:

Tâbi Olanların Suçlaması (Sebe’, 31): “Siz olmasaydınız biz mutlaka iman eden kimseler olurduk!”

Burada Mustaz’aflar suçlarını üzerlerinden atmak yada hafifletmek için şunu kastetmekte idiler:“Bu elçinin kavminden olup da inkâra sapan, âhirete ulaşmayı yalan sayan, dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz hatırlı kişiler halka şöyle dediler: Bu da olsa olsa sizin gibi sıradan bir insan. Sizin yediğinizden yemekte, içtiğinizden içmektedir. Sizin gibi sıradan bir insana uyacak olursanız o zaman herhalde kaybedenlerden olursunuz”(Mü’minûn, 23/33-34).

Yani bizim bir suçumuz yok, biz akıllı, varlıklı, makam, mevki,  kariyer sahibi, sanatçı, sporcu, siyasetçi vb. kişilerin peşinden gittik. Onlar ne dediyse ve ne yaptıysa uyduk. Bize bu insanlar önder, lider gösterildi bizde körü körüne uyduk.

Liderlerin Kibirli Cevabı (Sebe’, 32): “Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi alıkoyduk? Hayır, siz zaten günaha meyilli suçlulardınız!”

Bu dünyada lider geçinen, aslında diğer insanlardan bir farkı olmayan bu zavallı güruh işin gerçeğini görünce hemen yan çizdiler. Milyonları peşinden sürükleyen bu sahtekâr kahramanların büyüleri bozuldu. İllüzyonları çöp oldu. Maskeleri düştü. Aslında birer zavallı oldukları ayan oldu.

Tâbi Olanların İtirazı (Sebe’, 33): “Hayır! Bizi alıkoyan, gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardı. Siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na ortak koşmamızı emrediyordunuz!”

Her türlü ahlaksızlığı, inançsızlığı,günahı, isyanı marifetmiş gibi zavallı ve benliği çalınmış kitlere sundunuz. Gece gündüz durmadan tuzaklar kurdunuz. Ama heyhat her şey bitti. Aynalar kırıldı ve gizlediğiniz çirkinlikler ortaya döküldü. Bu tartışmaların kendilerine hiçbir faydası olmayacak ve onlara şöyle denilecektir:

“Girin oraya! Artık sabretmişsiniz etmemişsiniz, sizin için fark etmez. Çünkü sadece yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz”(Tûr 52/26).

II. SAHNE: Çaresiz Yardım Talebi ve Liderlerin Küçülmesi

Tartışmadan sonuç alamayan kitleler, bu kez liderlerinden azabı hafifletmelerini isterler. Oysa dünyada böbürlenen o liderler mahşerde rezil bir haldedir. Resûlullah (s.a.v.) onların durumunu şöyle haber verir: “Müstekbirler (büyüklük taslayan liderler) kıyamet gününde insan suretinde karıncalar gibi haşrolunurlar. Zillet onları her taraftan kuşatır…”(Tirmizî, Kıyamet 47; Ahmed b. Hanbel, Müsned 2/179)

İşte bu çaresizlik içindeki liderlerin takipçileriyle olan konuşması İbrâhîm Suresi 21. ayette şöyle geçer:“Hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve zayıf olanlar, (dünyada) büyüklük taslayanlara şöyle diyecekler: ‘Biz dünyada sizin takipçilerinizdik. Şimdi siz, Allah’ın azabından azıcık bir şeyi olsun bizden savuşturabilir misiniz?’ (Büyüklük taslayanlar) Cevap verecekler: Eğer Allah bizi doğru yola erdirseydi biz de sizi doğru yola iletirdik. Şimdi sızlansak da sabretsek de bizim için birdir; kaçıp sığınacak hiçbir yerimiz yoktur!”

Eee, ne oldu? Dünya hayatında ağa idiniz, paşa idiniz, her şeye gücünüz yeterdi. Mallarınız, mülkleriniz vardı. Her şeyi siz bilirdiniz. Her derde çare biliminiz, teknolojiniz vardı. Sonuç koskoca bir yalan, bir serap, bir aldanış. Ey Müslüman kardeşim, kimlerin peşinden gittiğine bir bak. Yarın mahşerde bunlar senden bir şey savamaz. Senin adına konuşamaz. Senin adına bir şey ödeyemez. Sen neden bunların; bu zalimlerin, bu günahkârların peşinden gidersin. Güzellik, şöhret, mal, makam, kariyer, sanat, futbol, politika vb. adına.

III. SAHNE: Öncülerin Hali ve Bağların Kopması

Dünyadaki sapkın önderliğin ahirette insanı nereye sürüklediğinin en açık tarihsel örneği Firavun’dur:“Kıyamet gününde Firavun kavmine öncülük eder ve onları ateşe götürür. Vardıkları yer ne kötü bir yerdir!”(Hûd Suresi, 98)

Azap gözle görüldüğü an, dünyadaki tüm sahte ittifaklar dağılır. Kur’an bu kopuşu ve ardındaki pişmanlığı Bakara Suresi 166-167. ayetlerinde şöyle resmeder:

“Kendilerine uyulanlar, azabı görünce kendilerine uyanlardan kaçıp uzaklaşmışlar ve aralarındaki bütün bağlar kopmuştur. Uyanlar da şöyle derler: ‘Keşke bizim için (dünyaya) bir dönüş daha olsa da onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsak!”

Gel güzel kardeşim; zalimlerden, dinsizlerden, riyakârlardan, Müslüman görünümlü firavunlardan, karunlardan, insanlığını, inancını yitirmiş bu güruhtan bu kopuşu, bu dünyadayken, daha inanmaya ve kulluk etmeye zaman varken yapalım. Yoksa son pişmanlık fayda vermeyecektir.

IV. SAHNE: Kat Kat Azap Talebi ve Cehennem İçi Son Kavga

Tâbi olanlar kandırıldıklarını anladıklarında liderlerine karşı büyük bir kin duyarlar ve A’râf Suresi 38-39. ayetlerde belirtildiği gibi kat kat azap isterler:

“Sonra gelenler öncekiler için: ‘Rabbimiz! İşte şunlar bizi saptırdı; onlara ateşten kat kat azap ver!’ derler. Allah: ‘Her biriniz için kat kat azap vardır, fakat bilmezsiniz’ buyurur. Öndekiler de sonradan gelenlere: ‘Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz olmadı. O halde kazandıklarınıza karşılık tadın azabı!’ derler.”

Bu çatışma, cehennem ateşinin içine girildiğinde de Mü’min Suresi 47-48. ayetleriyle son bulur:

Tâbi Olanlar:“Şimdi siz ateşin azıcık bir kısmını olsun bizden uzaklaştırabilir misiniz?”

Liderlerin Son Cevabı:“Şüphesiz hepimiz onun içindeyiz! Allah, kulları arasında hükmünü vermiştir.”

Sonuç olarak Rabbimiz ve Peygamberimiz bize açıkça bildiriyor ki mahşer gününde ‘Filanca lider öyle söyledi’, ‘Çevrem/toplum böyle gerektiriyordu’, ‘Aklımı filancaya teslim etmiştim’ demek kimseyi azaptan kurtarmayacaktır.Dünyada insanları Allah’ın rızasından uzaklaştıran liderler de körü körüne onların peşinden gidenler de ahirette aynı azabın içinde eşitlenecek ve birbirlerine lanet okuyacaklardır.İsra Suresi 71. ayette buyurulduğu gibi: “O gün her insan topluluğunu kendi önderiyle çağıracağız.”

Öyleyse bugün sormamız gereken soru şudur: Bizim önderimiz kim? Mahşer günü kimin sancağı altında duracağız?”

Allah’ım bize katından sâlih, muttaki önderler ver. Bizi cehennem azabından koru.

Âmin, Ya Muîn.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.