SİZDEN GELENLER-A. Baki Öncel – Ümmetin Gençlerine Karşı Sorumluluğumuz

“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et…” (Nahl, 16/125)
Her nesil, kendinden sonrakine sadece bir dünya değil; aynı zamanda bir inanç, bir ahlak ve bir medeniyet mirası bırakır. Bugün ümmetin geleceği hakkında konuşuyorsak, aslında gençler hakkında konuşuyoruz. Çünkü yarının âlimi, öğretmeni, mühendisi, doktoru, imamı, yöneticisi ve anne-babası bugünün gençleri arasından yetişecektir.
Kendimize şu soruyu samimiyetle soralım:
Ümmetin gençleri için ben ne yapıyorum?
Gençlik, sadece biyolojik bir dönem değildir. Gençlik; idealizmin, arayışın, heyecanın ve istikamet kazanma mücadelesinin yaşandığı en önemli hayat safhasıdır. Bu dönemde atılan sağlam temeller, bir ömür boyu insanın karakterini şekillendirir. Aynı şekilde bu dönemde oluşan boşluklar da uzun yıllar telafisi güç yaralar açabilir.
Bugün gençlerimiz yalnızca ekonomik veya eğitimle ilgili problemlerle karşı karşıya değildir. Dijital dünyanın sınırsız etkisi, bilgi kirliliği, kimlik bunalımı, yalnızlık, tüketim kültürü ve rol model eksikliği onları sessiz fakat derin bir kuşatma altına almaktadır. Bu tablo karşısında gençleri eleştirmek kolaydır; onları anlamaya çalışmak, dinlemek ve onlara rehberlik etmek ise sorumluluk ister.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), gençlere güvenmiş, onları dinlemiş, görev vermiş ve sorumluluk yüklemiştir. Nitekim şöyle buyurmuştur:
“Yedi sınıf insan vardır ki Allah onları, hiçbir gölgenin bulunmadığı günde Arş’ın gölgesinde gölgelendirecektir… Bunlardan biri de Rabbine kulluk ederek yetişen gençtir.” (Buhârî, Ezân, 36; Müslim, Zekât, 91)
İslam tarihine baktığımızda, daha genç yaşlarda büyük vazifeler üstlenen nice sahabeyi görmekteyiz. Bu bize gösteriyor ki gençler, ümmetin sadece geleceği değil; bugünün de en değerli emanetidir.
Gençlere yapılacak en büyük yatırım, onların kalplerine iman, zihinlerine ilim ve hayatlarına güzel ahlak kazandırmaktır. Bunun yolu ise sadece nasihat etmekten geçmez. Onlarla vakit geçirmek, onları dinlemek, sorularını önemsemek, güven vermek ve örnek bir hayat ortaya koymak gerekir. Çünkü gençler en çok söylenenleri değil, yaşananları takip ederler.
Her Müslümanın bu konuda yapabileceği mutlaka bir şey vardır. Bir öğretmen, öğrencisine umut olabilir. Bir anne ve baba, evini güven ve merhamet iklimine dönüştürebilir. Bir iş insanı, staj ve burs imkânı sağlayabilir. Bir yazar, kalemiyle gençlerin ufkunu açabilir. Bir emekli, tecrübesini gençlerle paylaşabilir. Bir komşu bile mahallesindeki bir gencin elinden tutarak onun hayatında unutulmayacak bir iz bırakabilir.
Unutmayalım ki ümmetin gençlerini sadece tehlikelerden korumak yetmez; onları büyük ideallerle buluşturmak da gerekir. Hedefi olmayan bir genç, başkalarının hedeflerine hizmet etmeye mahkûm olur. Bu nedenle gençlerimize meslek kazandırmanın yanında dava şuuru, sorumluluk bilinci, merhamet, adalet ve ümmet tasavvuru da kazandırmalıyız.
Belki hepimiz büyük projeler gerçekleştiremeyebiliriz. Ancak bir gencin elinden tutmak, onu dinlemek, ona güvenmek ve duasında yer vermek; bazen yıllarca sürecek büyük hizmetlerin başlangıcı olabilir. Nice büyük hizmetler, bir gence uzatılan samimi bir el ile başlamıştır.
Yazımızı yine kendimize yönelteceğimiz bir muhasebe sorusuyla bitirelim:
Hayatımda duasına ortak olduğum, elinden tuttuğum, yetişmesine katkı sunduğum kaç genç var?
Belki de ümmet adına yapacağımız en kalıcı yatırım, bir gencin gönlüne dokunmak ve onu Allah’ın rızasına yönelen bir hayat yolculuğunda yalnız bırakmamaktır.
Muhasebe Notu
Bu ay kendime şu soruyu soruyorum:
“Bugün bir gencin imanına, ahlakına veya geleceğine katkı sağlayacak hangi adımı attım?”
