KAPAK-Müjdat Selçuk Özdoğan – Önce İmtihan Sonra İmkân

KAPAK-Müjdat Selçuk Özdoğan – Önce İmtihan Sonra İmkân

“Elif, lam, mim. And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, “İnandık” deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanarlar? Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya koyacaktır.” (Ankebut, 1-3)

Günümüz Müslümanlarının en önemli sıkıntılardan birisi de kavramları bilmemektir. Bize ait kavramları başkalarının istediği şekilde anladığımızda ya da algıladığımızda o kavramı her zaman yanlış bir şekilde uygulayacağız demektir. İman da bu kavramlardan biridir. İman kavramının tanımını bize ait bir şekilde anamadığımız sürece iman, gerçek manadaki içeriğine ulaşamayacaktır. O zaman iman nedir? Mümin kimdir?

Terim olarak iman: Allah’tan alıp din adına tebliğ ettiği kesinlik kazanan hususlarda peygamberleri tasdik etmek ve onlara inanmaktır. Allah’ın varlığına, birliğine ve Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin tebliğ ettiği tüm hükümlere şüphe duymadan, kalp ile inanıp dil ile ikrar etmektir.

Mümin: İnanılması gereken bütün değerlere inanan, inandığı değerlere güvenen ve çevresine güven veren insandır.

İmtihan tonlarca toprağın içinden altını çıkarabilmektir.

İlk insan Hz. Adem yaratıldığı zamandan beridir ademoğlu imtihanlarla iç içedir. Hz. Adem şeytan ile şeytan da Hz. Adem ile imtihan edilmiştir. Samimiyetin ortaya çıkarılması için imtihan gerekliydi. Habil ile Kabil imtihan edildi. Günümüze kadar kıssasını bildiğimiz ya da bilmediğimiz peygamberlerin hepsi imtihan oldu. Peki, neden imtihan oldular? Ya da bizler imtihan olmasak olmaz mı? Bir elimiz yağda bir elimiz balda bir hayat yaşasak olmaz mı? Soruları çoğaltabiliriz.

Ankebut suresinin başındaki ayetler aslında sorularımızın cevabını içeriyor.

Mümin olup olmadığımızın, imanın bizde yerleşip yerleşmediğinin bir şekilde sınanması gerekiyor. Bunun adı imtihandır.

Şu yaşadığımız dünyada Gazzeli Müslümanları görüp de Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizin dinlerini yaşayamadığını okuyunca aslında bizim imtihanlarımızın pek de imtihan olmadığını anlıyoruz. Ya da o kardeşlerimizin talip olduğu cennet ile bizim talip olduğumuz cennet nasıl aynı olabilir ki?

Şunu açıkça ifade etmek gerekiyor ki dünyevileşmenin her tarafımızı sardığı bir ortamda nelerle imtihan olduğumuza bir bakalım Allah aşkına! Lafı bile edilmeyecek hususlarla imtihan edildiğimizi zannediyoruz. Gerçek manada imanımız ile ilgili bir imtihanla karşılaştık mı? Acaba böyle bir durumla karşılaşsak hemen nefsi mütaalarla bir çıkar yolu arayıp bulunduğumuz konumu, makamı kaybetmemenin yollarını mı arardık yoksa imanımız neyi gerektiriyorsa onu mu yapardık?

Varlıkla imtihan imtihanların en zoruymuş. Bunun muhasebesini hepimiz kendimiz yapalım. Var olan konforumuzu kaybetmeyelim diye nelerden hangi tavizleri veriyoruz acaba?

Hepimizin Bir Yasak Elması Var

Bizlerin zaafı neler ise onlarla imtihan olacağız. Para mı, borsa mı, araba mı, kadın mı, makam mı? Önemli olan imtihanımızın farkına varıp o imtihandan altın olarak çıkabilmek. Gerçek mana da inanan bir mümini hiçbir imtihan zorlamaz aslında. Mümin bilir ki mülkün sahibi Allah Teâlâ’dır. Benim üzüleceğim her şeyin sahibi Allah Teâlâ’dır. Benim olmayanlara niye üzüleyim ki? Yerde ve gökte olan her şeyin sahibinin Allah Teâlâ olduğunu bilen, buna inanan bir mümini tüm insanlık bir araya gelse üzemez. Ama tam tersi imani noktada sıkıntı yaşayan birini küçücük bir çocuk bile üzebilir. Aslında iman, tüm psikolojik sıkıntıların da tedavi yoludur.

Mümin olduğumuzu iddia ediyorsak farklı şekillerle imtihan olacağımızı bileceğiz. Başımız ağrımayacak, evladımızla sıkıntı yaşamayacağız, maddi olarak olumsuz durumlar başımıza gelmeyecek ama cenneti de isteyeceğiz sürekli. Öyle mi? O zaman Bakara 155. ayetin muhatabı hep bizim dışımızdaki müminler mi olacak? Ayet bize hiç inmeyecek mi? Ne diyordu Rabbimiz ayet-i celilede:

“Muhakkak ki ölüm tehlikesiyle ve açlıkla, dünya malının, canın ve (alın teri) ürünlerinin kaybı ile sizi sınayacağız. Ama zorluklara karşı sabredenlere iyi haberler müjdele.”

Ey iman iddiasında bulunan mümin! Senin imtihanın başkalarının imtihanının yanında aslında çok küçük. Hep kendi imtihanını gündeme getirip de gözünde büyütmeyeceksin. Senin imtihanın başkalarının imtihanının yanında aslında çok küçük. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem iki sevinci aynı anda yaşayamamıştır. Ama bizler tüm sevinçleri yaşayalım istiyoruz.

Kıssaları okurken okuduğumuz kıssalardaki olayların bizim de başımıza geleceği bilinciyle okuyacağız. Peygamberler o imtihanları nasıl kazandılarsa bizler onların yolundan giderek imtihanımızı kazanmaya çalışacağız.

Yakın tarihte çok zor şartlarda İslam’ı yaşamaya çalışan büyüklerimizi düşüneceğiz.

İslami hizmetlerde tembellik yapmayacağız.

Her imtihanın cenneti kazanmamız için bir nimet olduğu bilinciyle hareket edeceğiz.

Bizden öncekiler cenneti kazanmak için neler yapmışlarsa bizler de onların yolundan gitmeye çalışacağız.

Hiçbir fedakârlık yapmadan onlarla aynı cennete giremeyeceğimizi bileceğiz.

İmanın ne demek olduğunun, nelere iman ettiğimizin, iman etmekle hangi maddelerin altına imza attığımızın bilincinde olacağız.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.