KUR’AN İKLİMİ-Abdulkadir Yılmaz – Allah Kendi Yolunda Mücadele Edenleri Sever
“Allah, kendi yolunda birbirine kenetlenmiş, kurşunla perçinlenmiş müstahkem bir bina gibi saf bağlayarak mücadele eden kimseleri sever.” (es-Saff, 4)
İslâm, mü’minlerin cemaat hâlinde yaşamalarını, her hususta birbirlerini destekleyip yardımlaşmalarını ve âdeta tek bir saf gibi birlik ve beraberlik içinde, Allah yolunda gayret etmelerini emretmektedir. Müminler bu birlik ve beraberliklerinin tatbikatını beş vakit namazda camilerde gerçekleştirirler. Camide gerçekleşen ve ruhlara işleyen bu birlik ve kardeşlik duygusu, hayatın her alanına yansır. O zaman Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin: “Müminler bir vücudun organları gibidir…” hadis-i şerifinde olduğu gibi; duygu, düşünce, sevinç ve mutluluğu paylaşma, açken hep birlikte aç, tokken hep birlikte tok olmayı başarırlar. Dünyanın herhangi bir yerinde bir Müslümanın canı yansa hep birlikte bu acıyı hissederler.
Müminlerin dirilmesi namazla gerçekleşecektir. Namazın ikame edilmesi yani ayağı kaldırılması, İslam toplumunun ayağı kaldırılmasını sağlayacaktır. Burada şu gerçeği fark etmemiz gerekiyor; İslamî yönetimler yok olduktan sonra, ilk olarak cemaatle namaz kılma bilinci de yok oldu. Cemaatle kılınmayan namaz; birlik, beraberlik, kardeşlik ruhunu gerektiği gibi ikame edemedi. Müminlerin önce cemaatle namaz kılma alışkanlığı oluşturması gerekiyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, İslam toplumunu böyle oluşturmuştur. O’nun Medine’ye vardığında ilk yaptığı şeyin cami ve cemaat bilinci şuurunu oluşturmak olduğunu görüyoruz.
O, sadece mescidi yapmakla kalmamış müminlerin oraya gelmesi için çok sıkı bir disiplin oluşturmuştur. Cemaate gelmemek için izin isteyen âmâ sahabeye; “Ezanı duyuyorsan böyle bir ruhsata sahip değilsin.” uyarısı yapmıştır. Yine O (sallallahu aleyhi ve sellem), Ebu Hüreyre radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre şöyle buyurdu:
“Canımı gücü ve kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederek söylüyorum, içimden öyle geçiyor ki, odun toplamayı emredeyim, odun yığılsın. Sonra namazı emredeyim, ezan okunsun. Daha sonra bir adama cemaate imam olmasını emredeyim. En sonunda cemaate gelmeyen adamlara gidip onlar içindeyken evlerini yakayım.”(Buhârî, Ahkâm 52, Ezân 29; Müslim, Mesâcid 251-254. Ayrıca bk. Tirmizî, Salât 48; Nesâî)
Efendimiz böyle bir cemaat disipliniyle kısa bir sürede dünyaya hükmedecek sağlam İslam cemaatini oluşturmuştur. Tekrar ediyorum, bugün biz Müslümanlar olarak dirilmek ve ayağa kalkmak istiyorsak önce cemaatle namaz kılma bilincimizi diriltmemiz, ayağa kaldırmamız gerekiyor.
«Öyle erler vardır ki, onları ne ticaret ne de alışveriş Allah’ı zikretmekten, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.» (en-Nûr, 37)
Rabbimiz, her halükarda camiye, cemaate koşan müminleri bu şekilde övmektedir. Sahabe efendilerimiz, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemden aldıkları terbiye ile namaz kılmayı hep cemaatle kılmak olarak düşünmüşlerdir. Bu gelenek yüzyıllar boyunca da böyle devam etmiştir.
“Ey Âdem oğulları! Namaz kıldığınız, ibadet ettiğiniz her yerde temiz ve güzel elbiselerinizi giyin. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (Araf, 31)
“Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve sadece Allah’tan korkan kimseler gerçek manada îmâr edebilir. Doğru yola ermiş olmaları umulanlar işte bunlardır.” (Tevbe 18) Bu ayet-i kerime cami ve mescitleri bina olarak imar etmeye işaret ettiği gibi, asıl maksadın camiyi cemaatle süslemek, aslına uygun kullanımını sağlamak olduğu belirtilmiştir.
Maalesef bugün, İslami çalışma yapan kardeşlerimiz dahi cemaati ve camiyi ihmal etme noktasına gelmiştir. Camilerimiz özellikle gençlerimizi özlemektedir. Genç, dinamik, şuurlu cemaate hasret kalmaktadır.
Başta ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’mızın hürriyetine ve cemaatine kavuşmasını, buna da millet olarak bizi vesile kılmasını Rabbimizden niyaz ederken, Beytullah’ın birer şubesi olması dolayısıyla Allah’ın evleri mahiyetindeki camilerimizin gençlerle imar edilmesi en büyük arzumuzdur. Biz, Rabbimizin evlerini şenlendirelim ki Allah da bizim gönüllerimizi ve evlerimize şenlendirsin inşallah.