BAŞYAZI-Nureddin Soyak – O Her Şeyden Haberdardır

BAŞYAZI-Nureddin Soyak – O Her Şeyden Haberdardır

Öz ve söz uyuşmazlığına nifak denir, bu hal kendinde bulunana ise münafık. Rabbimiz cümlemizi küfür, şirk, nifak ve her türlü kalbi hastalıklardan korusun. Kalbi hastalıklar tedavi edilmezse, insan denen bu mükemmel şekilde yaratılmış varlık, esfel-i safiline sürüklenir. İnsan olmanın en önemli belirtilerinden biri de “İnsanlar hakkında hüküm verirken, kendi hakkında hüküm veriyor gibi davranabilmesidir.” Bunu başarabilen insan kalbi hastalıkların tasallutundan kurtulmuş demektir.

Rabbimiz buyurdu ki: “Kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını arttırmıştır.” (Bakara, 10)

İnsanlar genelde hastalıklarını gizlerler. İster maddi ister manevi olsun bir hastalıkla yaftalanmak hoşlarına gitmez. Maddi hastalıkları görmezden gelmek insanın maddesinin hasarına sebep olurken, manevi hastalıkları görmezden gelmek maneviyatının hasarına sebep olmaktadır. Akıllı insan hastalıklarını saklamak yerine tedavi eder veya ettirir. Maddi hastalıklar tedavi ediliyor veya ettiriliyor da manevi hastalıkların tedavisine yaklaşan hiç yok. Bu hastalıkları insanlardan saklamak belki mümkün fakat kalplerin ve her şeyin Halık’ı ve sahibi olan Rabbimizden saklamak asla mümkün değil. Günümüzde maddi hastalıklar gibi manevi hastalıklar da hızla yayılmaktadır. Mümin bu hastalıkların kendine bulaşmaması konusunda çok hassas olmalıdır. Bulaşınca da tedavi ettirmelidir.

Allah davasına hizmet yerleri, manevi hastalıkların tedavi merkezleri olmalıdır. Buralarda hizmete koyulan insanlar kendilerini her konuda emniyette hissetmeliler. Hizmet yerlerinde ilk yapılacak işlerden biri güvenin tesis edilmesidir. Güven tesis edilemeyen bir yerde hiçbir hayırlı iş gerçekleşemez. Üç kişi de olsa güvenin, ihlas ve samimiyetin tesis edildiği ortamlarda çok büyük hizmetler gerçekleşir. Çünkü Rabbimiz onlarla beraberdir. Sonra da muhabbetin tesisi şarttır.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurdular ki; “Size ümem-i kadim hastalığı sirayet etti: Bu, haset ve buğzdur. Bu kazıyıcıdır. Kazıyıcı derken saç kazır demiyorum. O, dini kazıyıcıdır. Nefsimi kudret elinde tutan Zat-ı Zülcelal’e yemin ederim, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yayın.” (Tirmizi)

Demek ki Allah rızası için Müslümanların birbirini sevmeleri imandandır. Sevginin inşası için de Müslümanların gönülden, samimi olarak muhabbetle selamlaşmaları gereklidir. Muhabbetin sırrı selamda gizlidir.

Rabbimiz buyurdu ki: “Acaba o bilmiyor mu ki kabirlerde bulunanlar çıkarıldığı ve kalplerdeki ortaya konulduğu zaman, işte o gün onların Rabbi kendilerinin her halinden mutlaka haberdardır.” (Adiyat, 9-11)

Kalplerin birbirine ayna gibi net bir şekilde açıldığı ortamlar emin ortamlardır. İnsanlar o ortamlarda rahat hareket ederler. Kalpler birbirine açıktır, nettir. Böyle ortamlar huzur ve mutluluğun, sıkıntı ve meşakkatin alabildiğine paylaşıldığı ortamlardır. Böyle ortamlarda mutluluğun paylaşılması da güzeldir. Meşakkatlerin paylaşılması da güzeldir. İlahi ferman belli olduktan sonra mutluluklar da güzeldir, meşakkatler de. Kalplerin içe kapandığı ortamlarda gözler açılır, kusur aramaya başlar, ayıp aramaya başlar, açık aramaya başlar. Dedikodu, gıybet, suizan, yalan ve iftiralar başlar. Artık o ortamlardan hayır gelmez.

Dünyadan ne istiyorsun? Ne bekliyorsun? Allah’ın rızasını kazanmaktan başka amacın ne? Bunun dışındaki bütün amaçlar, bütün hedefler, bütün emeller, bütün ameller boşuna, bütün gayretler beyhudedir.

Rabbimiz buyurdu ki: “Onlar bilmiyorlar mı ki Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.” (Bakara, 77)

“Şüphesiz yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.” (Âl-i İmran, 5)

Allah’a hiçbir şeyin gizli kalmadığını bilen mümin, nasıl olur da mümin kardeşleri aleyhinde gizli işler çevirir, kulisler yapar, tuzaklar kurar, mümin kardeşlerinin başarısından rahatsız, başarısızlığından mutlu olur? Allah feraset ve basiretler ihsan etsin.

Rabbimiz buyurdu ki: “Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenler hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur.” (Nisa, 114)

Rabbimiz gizli yapılabilecek sosyal faaliyetleri bizlere beyan buyurmuştur. Sadaka, iyilik yapma, insanların arasını düzeltme gibi insanların hayrına olan işler. Fakat gizli konuşmaların çoğunda hayır olmadığını da Rabbimiz beyan buyurmaktadır. Şöyle bir çevremize baktığımızda gizli konuşmaların, gizli görüşmelerin, gizli buluşmaların çoğunda hayır olmadığını görürüz. Hayırlı işler özellikle ilan edilmekte, reklam edilmektedir. Sanki gizli yapılması gerekenlerin aleni, aleni yapılması gerekenlerin de gizli yapıldığına şahit olmaktayız.

“Gizli konuşmaktan menedilip de menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi?” (Mücadele, 8)

Müslüman, bir Müslüman aleyhinde gizli konuşmaz. Ne sıkıntısı varsa gider, usulüne uygun olarak sıkıntısını dile getirir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, aynı ortamda aleyhte olmasa bile gizli konuşmaları menetmiştir. Çünkü bu hareket kalplere şüphe tohumları eker.

“Üç kişi olduğunuzda, iki kişi üçüncüden ayrı olarak fısıldaşmasın; çünkü bu onu üzer.” (İbn Mace)

İslam âlimleri, bundan hareketle iki kişinin, üçüncü bir kişinin bilmediği bir dille konuşmalarını da kıyas yoluyla bu yasağa dâhil etmişlerdir.

Hele hele bir Müslümanın aleyhinde gizli gizli konuşmak Müslümanın tavrı olamaz. Bu tavır müşrik ve münafıkların tavrıdır. Birbiri aleyhinde gizli konuşmaktan menedildikleri gibi Müslümanların günah, düşmanlık ve kendinden olan emir sahiplerine isyanı konuşmaları da yasaklanmıştır.

Rabbimiz buyurdu ki: “Ey iman edenler! Siz baş başa gizlice konuştuğunuz zaman, günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşmayın. İyilik ve takvayı konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakınınız.” (Mücadele, 9)

Hitap zahirde müminleredir ki ister mümin olsun ister münafık.

Rabbimiz buyurdu ki: “Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar?” (Zuhruf, 80)

Gizli konuşmaları yapanların, bundan Allah’ın haberdar olmadığını düşünüyorlarsa imanları; bundan Allah’ın haberdar olduğunu bile bile yapıyorlarsa akılları yoktur. Rabbimizin her halimize vakıf olduğunu bildiğimiz halde nasıl böyle davranabiliriz?

Rabbimiz buyurdu ki: “Doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz.” (Fussilet, 40)

İster imandan sapsın ister doğru işlerden sapsın, fark etmez. Her şey her hali ile Rabbimize malumdur. Mümin huzuruna toplanacağı Rabbini unutmaz.

Rabbimiz buyurdu ki: “İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar.” (Hud, 5)

Birbirine karşı kalbinde gizli düşmanlık beslenilen ortamlarda dostluktan, kardeşlikten, iyilik ve güzellikten bahsetmek mümkün müdür? Müslümanın gizli kapaklı işi olamaz. Kınayanın kınamasına aldırış etmeden hakkı söyler.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.