KAPAK-Hacı Topuz – Toplumsal Vahdet Tevhid ile Olur

KAPAK-Hacı Topuz – Toplumsal Vahdet Tevhid ile Olur

Vahdet, birlik olmak demektir. Bu birlik her Müslüman’ın gerek fert gerekse grup olmak üzere ümmetin birliği için elinden gelenin en iyisini yapması ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesiyle olur. Bu toplumsal birlikteliği (vahdeti) sağlarken hatasız insan aramadan, bütün Müslümanları olduğu gibi kabul etmek gerekir. Her Müslümanı vücudun organları gibi görüp, onlardan herhangi biri eksik olduğu zaman vücudun tamamlanamayacağı unutulmamalıdır.

Müminler tevhid mücadelesini yapabilmek için vahdet (birlik) içerisinde olmalıdırlar. Bugün Müslümanlar İslam’ın tevhid mücadelesini tüm cihana duyuramıyorlarsa bunun sebebi vahdetin (birliğin) olmamasındandır. Nasıl ki tevhid için şirkten uzak durmak gerekiyorsa vahdeti sağlamak için de tefrikadan uzak durmak gerekir. Tevhid nasıl ki Allah’ın (c.c.) bir olduğunu ifade ediyorsa vahdet de birleşmeyi ifade eder. Nasıl ki Allah’ın (c.c.) bir ve tek olduğunu kabul etmeden tevhidi iddia etmek doğru olmuyorsa tefrika içerisinde de vahdeti oluşturmak mümkün değildir.

Müslümanlar olarak Allah’ın (c.c.) koyduğu haram ve helallere uymamız gerekir. Her Müslüman hayatını Allah’ın koyduğu kurallara uygun olarak yaşarsa o zaman ortak bir yaşam tarzı ortaya çıkar. Bu da aynı duygu ve düşünceleri paylaşan bir topluluğun oluşmasını sağlar. Bu konuda en iyi örnek üsve-i hasene olan Peygamber Efendimizdir. Bizler de Müslümanlar olarak Peygamber Efendimizi iyi örnek alırsak aynı hayat tarzını yaşayan bir ümmet olma şuurunu elde ederiz. O zaman diğer Müslümanlardan ve bütün yaratılmışlardan haberdar olur; bir olmanın ve beraber yaşamanın ne kadar önemli olduğunu anlamış oluruz. Bu birlikteliği sağlayamadığımız zaman ise paramparça olmuş bir ümmet ortaya çıkar. Bugün Müslümanların yaşadığı her yerde Müslüman kanı akmaktadır. Bütün bunlar var iken barış olan İslam dinine mensup Müslümanlar olarak aramızdaki birlik ve beraberliği sağlamak zorundayız. Aramızdaki çatışma noktalarını gidermeli ve ortak noktaları ortaya çıkararak birleşmeyi sağlamalıyız.

Allah c.c. Âl-i İmran Suresi 103. ayetinde; “Hepiniz toptan Allah ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın, onu hayatınıza hakim kılın, ihtilafa ve tefrikaya düşüp fert fert, grup grup parçalanıp ayrılmayın.” buyurarak Müslümanların birliği için önemli olan şeyin bölüp parçalanmaması gereken din kardeşliğinden geçtiğini vurgulamıştır. Müslümanlar da bu çağrıya kulak vererek bir ve beraber olmalıdırlar.

İnsanlar zaman içerisinde kendilerini aileler, kabileler gibi ayrıştırarak farklı yaşam tarzını benimseyen topluluklar ortaya çıkarmışlardır. Allah c.c. ise kullarını mutlu etmek ve aralarındaki çatışmaları ortadan kaldırmak için emir ve yasaklardan oluşan ilahi dinler göndermiştir. Bu ilahi dinlerin sonuncusu da İslam dinidir. İslam dini insanları mutlu edecek haram ve helalleri belirleyerek ortak yaşam tarzı oluşturmuştur.

Peygamber Efendimiz; “Birbirinizle üstünlük yarışı içerisine girmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, Ey Allah’ın kulları; kardeş olun.” buyurarak müminlerin bir ve beraber olmalarını, kardeş olmalarını, din kardeşliği noktasında birleşmeleri gerektiğini vurgulamıştır.

Cahiliye toplumunda insanlar üstünlüğün soysop, makam ve zenginlikte olduğunu düşünerek sosyal hayattaki tavırlarını ona göre belirliyor,yani soylu ve zenginler itibar görüyor, fakir ve kimsesizler ise eziliyordu. İslam dini ise üstünlüğün takvada (Allah’ın c.c. emirlerine bağlılıkta) olduğunu söylemiştir. Aslında insanların yaradılış itibarıyla Hz. Adem ve Hz. Havva’nın çocukları olduğunu, asıllarının da toprak olduğunu vurgulamıştır. Farklı kabile ve soylara ayrılmanın imtihan gereği olduğu Hucurat Suresi 13. ayette şöyle anlatılmaktadır:”Ey insanlar; biz sizi bir erkek ve bir dişiden (Adem ile Havva’dan) yarattık. Birbirinizle tanışmanız için sizi farklı kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah katında en değerli olanınız en muttaki olanınızdır. Burada bütün insanların Hz. Adem ile Havva’nın çocukları olduğu ve Hz.Peygamber’in(sav.) hadisinde de belirtildiği gibi”Asıllarının toprak olduğu” bildirilmiştir.

Allah c.c. isteseydi tüm insanları aynı renk ve aynı ırkta yaratırdı. Fakat insanların birbiriyle tanışmasını istediği için farklı yarattığını buyurmuştur. İnsanlar bu farklılıkları sayesinde birbirlerine bilgi ve kültür aktarımı yaparak faydalı olmuşlardır.

Sonuç olarak bütün Müslümanlar, aralarındaki farklıkları bir zenginlik olarak görüp tevhidde birleşerek vahdeti sağlamalıdır. Dünyaya barış ve huzurun gelmesi ancak buna bağlıdır.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.