SEYAHATNAME–Ahmet Belada – Allah Çağırmışsa Engel Yok

SEYAHATNAME–Ahmet Belada – Allah Çağırmışsa Engel Yok

Bugün ikindi vaktinde Kâbe’ye gittim. Namazımı eda ettikten sonra tavafa başladım. Bitirdim, akşam ezanı okundu. Akşam namazımı Kâbe’ye oldukça yakın bir yerde eda ettim.

Kur’an’ı indiği mekânda okumak bir ayrı oluyor. Hacca gitmeden önce mealiyle birlikte Kur’an’ı bitirmeyi hedeflemiştim. Çok az kısmı hariç bunu başardım. Üstelik elimde kalem, not alarak ve işaretler bırakarak. Tavafta, duanın haricinde bol bol Kur’an okudum.

Otele dönüp bir şeyler yiyip içtikten sonra arkadaşlarla tekrar Kâbe’ye gittim. Yatsı namazımızı kendi aramızda cemaatle eda ettikten sonra tavafımızı yapıp geri döndük. Döndükten sonra oldukça güzel sohbetimiz oldu.

Yapacağım faaliyetleri aksatmamak için dünkü rahatsızlığımdan dolayı bugün ilk defa sabah namazına gidemedim. Otelde cemaatle kıldıktan sonra bir müddet istirahat ettim. İyi de oldu. Ilık bir suyla duş aldıktan sonra irşat görevime gittim.

Bugün, Mekke’de bulunan, daha önce tanıştığımız, Mekke ataşemiz Süleyman Bey’i ziyarete gittim. Hac mevsimi sonunda görevi sona erecek olan Süleyman Bey, hadis konusunda oldukça başarılı bir arkadaşımız. Görev sonrası İstanbul Eğitim Merkezinde hocalık yapacak olmasına da sevindim. Kendilerine başarılar dilerim.

Ataşelikte Mekke başta olmak üzere kutsal mekânlar hakkında çok güzel bilgiler verdi. Ayrıca tecrübesine istinaden mevcut Suudi Arabistan siyaseti hakkında bilgilendirdi. Bu akşam da rutinimi bozmadım…

Yukarıda kısmen bahsetmiştim. Kendim geldim ama aklım eşimin gelemeyişindeydi. Her ne kadar gidecekmiş gibi ön hazırlığımızı yapmışsak da artık eşimin gelemeyeceğine, kendi değil ama ben büyük oranda inanmıştım. Çünkü Diyanet İşleri Başkanıyla muhatap olan bendim. Eşim her fırsatta; “Allah çağırmışsa kimse mâni olamaz. Daha ben ümidimi kesmedim.” der dururdu. Ben gelmeden bir gün önceydi. Başkan telefonla arayarak; “Ahmet hocam, yeni bir durum var. Eğer gerçekleşirse hazır mısınız?” dedi. Ben de; “Her halükârda hazırız. Yalnız ben yarın gidiyorum, o nasıl olacak?” dedim. Eve gelip bu durumu anlattım.

Nitekim ben ayrıldıktan sonra süreç olumlu bir seyir takip etmiş. İşlemlerin ardından benim gelişimden on gün sonra yani bugün eşim de geldi. Bu durumdan ikimizde çok mutlu olduk. Nasıl mutlu olunmaz ki, onun tekrar gidebilmesi için gene bir hayli bekleyecektik. Elhamdülillah. Benim için ayrıca güzel oldu. Üst-baş ve benzeri konularda eşimin varlığı ciddi bir avantaj sağladı. Allah razı olsun, bu işleri yaparken de ibadetlerini hiç aksatmadı.

Gece 04.30’da Lütfullah Cebeci hocamın hanımı ve kurumumuzdan bazı görevlilerle beraber Ankara Esenboğa Havaalanı’ndan hareket edip, 8.30’da Cidde Havaalanına, oradan da on 11.30 gibi kaldığımız otele geldi.

Cuma namazına müteakiben Lütfullah Cebeci hocamla birlikte umrelerini yaptırmak üzere Kâbe’ye gittik. Vazifelerini yaptıktan sonra bize göre her ne kadar normal elbiseleri ihram sayılsa da saçından bir miktar keserek rahat edebileceği kıyafetini giydi.

Hatun umresini yaptıktan sonra nerede binip nerede ineceğini, nasıl gelineceğini, nereden çıkılıp nasıl gidileceğini güzelce öğrettim. Otelimize döndükten bir müddet sonra hemencecik Kâbe’ye tekrar gitmiş. Doğrusu bunu beklemiyordum. Kaldığımız otel odası dâhil epeyce sağa-sola baktımsa da bulamadım. Öğrendim ki Harem’e geri gitmiş. Bulamayınca kısmen tahmin etmekle beraber bu kadar çabuk gidebileceğini de zannetmiyordum. Özlemini gidermek, daha çok ibadet etmek ve çevreyi daha iyi tanıması için bunu yapmış.

Akşam bizde daha önce birlikte hiç gitmediğim; Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis hocası Bünyamin Erul Bey, İslam Tarihi hocası İrfan Aycan ve Çanakkale MüftüsüArif Gökçe’yle birlikte gittik. Bünyamin Bey’in ön açıcı ve öğretici açıklamalarıyla birlikte güzel bir tavaf yaptık.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.