İLKADIM KİTAPLIĞI-M.Selçuk Özdoğan – Boşlukların Teorisi / Doç. Dr. Kasım Takım

Kıymetli İlkadım Kitaplığı okuyucularımız! Bu ay sizlerle Nobelyayınlarından çıkanDoç. Dr. Kasım Takım hocanın yayına hazırladığı Boşlukların Teorisi isimli kitabı inceleyeceğiz.
Darwin insanlığın yaratılışı ile ilgili bir teori ortaya atmış ve bu teori garip bir şekilde kendilerine bilim adamı denilen birçok kişi tarafından kabul edilmiş, hatta gerek üniversitelerde gerek lise müfredatında ders olarak okutulmuştur. Teori, tez, kanun kavramları öğretilmeden Darwin’in teorisi sanki kanun gibi insanlara dayatılmış ve çok ciddi de kabul görmüştür. Basit şekliyle, insanların maymundan geldiği teorisi üzerine kurulan ve bunu ispat etmek için kendi oluşturdukları iskelet kalıntılarını bilim dünyasına anlatan bir teori.
Müslüman bilim adamları ve gerçek manada bilim adamı olup farklı dine inanan bilim adamları da bu teorinin yanlışlığını ortaya çıkarmışlar, diğerlerinin maskelerini düşürmüşlerdir. Doç. Dr. Kasım Takım hocamız da evrim iddiasına karşı bilimsel bir meydan okumada bulunuyor.
“Bu kitap; Neo-Darwinizm’e karşı laboratuvar gözlemlerine dayanan, cesur bir bilimsel meydan okumadır.
Bu meydan okumada Darwinistik ateizme karşı teolojik argümanlar sunmak yerine, Neo-Darwinizmin’in temellerini bizzat bilimsel kanıtlarla sarsıyor. Richard Dawkins’in “Gen Bencildir” ve “Kör Saatçi” gibi eserlerinde öne sürdüğü, adeta bir inanç sistemine dönüşen iddialarını, yazar kendi laboratuvar deneyimleriyle çürütüyor.
Ateistlerin sıklıkla başvurduğu “boşlukların tanrısı“ argümanına karşılık bu eser “boşlukların teorisi”ne kimlerin sığındığını cesurca ortaya koyuyor. Yaratıcıyı reddetmenin aslında neleri kabul etmek anlamına geldiğini gözler önüne seren bu kitap; ezberleri bozarak evrim ve yaratılış tartışmalarına yepyeni bir soluk getiriyor.”
Kitabımızda yer yer bilimsel ifadeler yer alıyor. Sabırla okunduğunda gerçekten istifade edilebilecek bir kitap. Ama öyle hemen okuyayım, bitireyim tarzında bir kitap değil. Üzerinde epey emek harcandığı belli olan bir kitap. Bir proteinin meydana gelişini anlatıyor mesela. Bir keratinin rastgele ortaya çıkabilmesi için 10691 / 1018 =10673 /sn. Yani saniyede: 10673 kere amino asitler rastgele bir araya gelecek ki şu anda keratin proteini açığa çıkabilmiş olsun. Bu ise evrendeki atom sayısı hesaba katıldığında (1090), hem madde boyutuna hem de zaman boyutuna sığmayacak bir durumdur. O yüzden matematikçiler 1/1050’den fazla olan ihtimallerin olduğu ifadeleri imkansız kabul etmişlerdir.
Aslında mevzu şu: Rastgele oldu dedikleri maddeler içerisinde en küçük olanın bile kendi başına ya da rastgele olma ihtimali imkansız. Hele bu rastgele işini mutasyona düşünelim. Yazılım dünyasının bu kadar geliştiği bir dünyada bizlerin herhangi bir organının başka bir organa dönüşemeyeceğini anlamak zor olmasa gerek.
