KAPAK-Nurullah Çakmak – Nesil Emniyetinde Dijital Ebeveynlik

Günümüzde dijital teknolojilerin hız kazanmasıyla birlikte televizyonla hayatımıza giren ekran tanışıklığı; masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar, tabletler ve akıllı telefonlar sayesinde taşınabilir hâle gelerek neredeyse her anımızı kuşatmıştır. Türkiye’de 1993 yılından itibaren kullanılmaya başlanan internet, erişim imkânlarının genişlemesiyle birlikte bilgi alma, iletişim kurma ve etkileşim sağlama noktasında vazgeçilmez bir unsura dönüşmüştür. Yaşanan bu dijital devrim; yüz yüze yürütülen iletişim biçimlerini sosyal medya kanallarıyla tamamen dijital ortama taşımış, tüketici alışkanlıklarını baştan aşağı değiştirmiş, film seyretme, müzik dinleme, oyun oynama, sağlık, eğitim ve kamu hizmetlerinin çevrim içi platformlara uyum sağlaması, mobil bankacılık faaliyetleri, vb. günlük hayatımızın içinde olan birçok faaliyet ekran ile sürekli haşır neşir olmamıza neden olmuştur.
Bir yandan dijital teknoloji; çocukların bilgiye kolayca ulaşmasını, farklı yollardan öğrenmesini, arkadaş edinmesini ve içlerindeki potansiyeli ortaya çıkarmasını sağlayarak harika fırsatlar sunuyor. Diğer yandan ise internette zorbalığa uğrama, özel hayatın gizliliğini kaybetme, kötü içeriklerle karşılaşma, ekrana bağımlı hale gelme ve kişisel bilgilerin çalınması gibi tehlikelerle çocukların beden, ruh ve sosyal sağlığını tehdit edebiliyor.
Türk Dil Kurumu’na göre “bağımlı” kelimesinin anlamı şöyledir; başka bir şeyin istemine veya gücüne tabi olarak özgürlüğü olmayan, bir kişiye ya da şeye maddi/manevi yönden aşırı bağlı kalan ve zararlı alışkanlıklara müptela olan kimsedir. Bugün geldiğimiz noktada ekran bağımlılığı; sigara, alkol, uyuşturucu vb. gibi bağımlılıkların önüne geçmiştir. Alkol, uyuşturucu madde, kumar gibi zararlı alışkanlıklar edinmek için ortam, arkadaş faktörü, aile içi sorunlar, vb. dış faktörlere ihtiyaç varken ekran ise elimizin altında sürekli ulaşılabilir haldedir. Diğerleri gibi yadırganabilecek, ayıplanabilecek, müdahale edilebilecek bir şey de değildir. Şu halde nesillerin inşa süreci planlanırken ekranları yok saymak mümkün değildir.
Bu anlattıklarımız çerçevesinde karşımıza dijital ebeveynlik kavramı çıkıyor. Dijital ebeveynlik, anne ve babaların çocuklarının telefon, tablet, bilgisayar, televizyon ve internet gibi dijital araçları kullanırken gösterdikleri tutum ve davranışları ifade eden güncel ve giderek daha fazla önem kazanan bir kavramdır. Günümüzde çocuklar dijital teknolojilerle çok küçük yaşlarda tanışmaktadır. Hatta ne yazık ki çocuk yemek yerken problem çıkarmasın, anne ya da baba arkadaşı ile sohbet ederken çocuk bölmesin, anne ya da baba eve yorgun geldiğinde çocuk ses çıkarmasın gibi nedenlerle çocuklar, bizzat ebeveynleri tarafından ekran ile tanıştırılmaktadır. Bu nedenle ebeveynlerin yalnızca çocuklarına teknolojik araçlar sunmaları yeterli değildir. Aynı zamanda bu araçları bilinçli, güvenli ve dengeli bir şekilde kullanmaları konusunda çocuklarına rehberlik etmeleri de büyük önem taşımaktadır.
Dijital çağda çocukların sağlıklı gelişimini destekleyebilmek için ebeveynlerin belirli dijital yeterliliklere sahip olmaları büyük önem taşımaktadır. Bu yeterlilikler genel olarak dijital okuryazarlık, dijital güvenlik ve dijital iletişim olmak üzere üç temel boyutta ele alınmaktadır. Dijital okuryazarlık, ebeveynlerin dijital teknolojileri bilinçli, eleştirel ve amaç odaklı kullanabilmelerinin yanı sıra çocuklarına da bu alışkanlığı kazandırabilmelerini ifade eder. Dijital güvenlik, çocukların çevrim içi ortamda karşılaşabilecekleri zararlı içerikler, siber zorbalık, kişisel verilerin kötüye kullanımı ve benzeri risklere karşı gerekli önlemleri alabilmeyi ve güvenli internet kullanımını desteklemeyi kapsar.
Dijital iletişim ise ebeveynlerin çocuklarıyla teknoloji kullanımı konusunda açık, güvene dayalı ve sürdürülebilir bir iletişim kurmalarını, onların dijital deneyimlerini rahatça paylaşabilecekleri bir aile ortamı oluşturmalarını ve ihtiyaç duyduklarında rehberlik ederek destek olmalarını ifade etmektedir. Bu üç yeterlilik birlikte değerlendirildiğinde, dijital ebeveynlik yalnızca teknoloji kullanımını denetlemekten ibaret olmayıp, çocukların dijital dünyada bilinçli, güvenli ve sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmelerini destekleyen kapsamlı bir ebeveynlik yaklaşımı olarak öne çıkmaktadır.
Eğitim ile ilgilenen sivil toplum kuruluşlarına da burada düşen birincil görev ebeveynlere bahsi geçen dijital yeterlilikleri kazandırmak olmalıdır. Yine öncelikle ebeveynlere ekran bağımlılığı, internet ve türevi bağımlılıklarla ilgili eğitimler verilmelidir. Dijitalin içerdiği risklerden ve güvenle kullanmanın yollarından bahsedilmelidir. Bilinçli ailede yetişen çocuklar da bu anlamda bilinç kazanarak ilerleyebileceklerdir. STK’lar için bu alandaki ikincil görev de ailelerinden temel alan çocukları ve gençleri dijital yeterlilik alanında eğitmek olacaktır.
Sonuç olarak, dijital çağın sunduğu imkânlardan en verimli şekilde yararlanabilmek, beraberinde getirdiği riskleri doğru yönetebilmekle mümkündür. Çocukları ekranlardan tamamen uzak tutmak ne gerçekçi ne de sürdürülebilir bir yaklaşımdır. Asıl hedef, teknolojiyi bilinçli, kontrollü ve amaç odaklı kullanan bireyler yetiştirebilmektir. Bu hedefe ulaşmanın yolu ise öncelikle dijital farkındalığı yüksek ebeveynlerden geçmektedir. Ailelerin bu konuda desteklenmesi, eğitimlerle güçlendirilmesi ve sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları ile kamu kuruluşlarının iş birliği içinde hareket etmesi, sağlıklı nesillerin inşasında önemli bir rol oynayacaktır. Unutulmamalıdır ki çocuklar, kendilerine söylenenden çok gördüklerini örnek alırlar.
Bu nedenle dijital dünyada bilinçli çocuklar yetiştirmenin ilk şartı, dijital dünyayı bilinçli kullanan ebeveynler olmaktır. Ekranların hayatımızın ayrılmaz bir parçası hâline geldiği günümüzde, nesillerin geleceğini belirleyecek olan unsur teknolojinin varlığı değil, onu hangi bilinç ve sorumluluk anlayışıyla kullandığımızdır.

