KAPAK-Mehmet Derin – Zarurat-ı Hamseden Bir İlke: Mal Emniyeti

KAPAK-Mehmet Derin – Zarurat-ı Hamseden Bir İlke: Mal Emniyeti

Değerli kardeşlerim.Sizleri en kalbi duygularla selamlıyorum. Öncelikle Rabbim bütün İslam alemine sağlık, sıhhat, afiyet ve belalardan emniyet ihsan etsin ve bizlere de feraset nasip etsin.

Zarurat-ı Hamse, başka bir ifadeyle Zarurat-ı Diniyye, bireyin ve toplumun ayakta durabilmesi, rahatça yaşayabilmesi için korunması zorunlu olan temel beş ilkeye verilen isimdir. Korunması gereken bu ilkeler şunlardır: Akıl, Din, Can, Nesil ve Mal. Biz bu yazımızda mal emniyeti, malın korunması ile ilgili bilgiler vermeye çalışacağız.  

Öncelikle İslam Hukukunda mal kavramı nedir ona bakalım. Mal; “insanın tabiatı icabı kendisine bir ihtiyaç ve istek duyduğu ve lüzumu olduğunda kullanılmak üzere doğrudan saklanıp korunması mümkün olan şeydir.” (TDV İslam Ansiklopedisi Mal maddesi)

Mal dediğimiz, bizlere menfaati olan şeyler hem dünya hem de ahiretimiz için imtihan vesilesidir. Esas malın ve mülkün sahibi Allah’tır (cc). Bizler ise her ne kadar bizim için zannetsek de sahip olduğumuz her şeyin emanetçisiyiz.

Dinimiz İslam mal ve mülk edinmeye karşı değildir ama cimri ve müsrif kimselere karşıdır. Zenginlik; iyi huylu, kalender Müslümanlarda cennete giriş biletidir. Peygamberimiz (as) “Salih kimse için mal ne güzeldir”. (Buhari, el Edebül Müfred s. 299) buyurmuşlardır. Çalışmak, rızkını aramak ibadet sayılıp teşvik edilmiştir.

Lakin günümüzde zengin Müslümanlar salih kimseler mi bilemiyoruz. Muhakkak şuurlu zenginlerimiz vardır ama azınlıktalar. Bir yanda keyif içinde ultra lüks yaşayan insanlar varken diğer yanda ise savaştan, açlıktan ölen garipler var. Ey mal ve mülkün emanetçisi ve bu dünyada halife olan insanlar (yani en başta biz Müslümanlar), bu olumsuz durumların hesabını nasıl vereceğiz bir düşünelim.

Rabbimizin emrettiği mali ibadetler vardır; zekat, hac, kurban ve sadaka gibi. Yüce Yaratıcımızın bizlere bahşettiği, nasip ettiği paralarda, altınlarda veya değerli başka şeylerde fakirin, garibanın hakkı vardır. Kestiğimiz kurbanlarda etlik zihniyetinden öte Allah’a yaklaşmayı, ihtiyaç sahiplerine bir kısmını ulaştırmayı hedeflemeliyiz. Hac ibadeti de dahil bahsettiğimiz bu ibadetler paraya bakıyor. Rabbim helal, bol ve bereketli kazançlar ihsan etsin cümlemize ki bu ibadetleri hakkıyla yerine getirenlerden olalım.

İşte bu hayırlı işleri, ibadetleri yapmak için, garibanlara kol kanat germek için, ailemizi muhannete muhtaç etmemek için (daha bir sürü olumlu şeyler sayabiliriz) mala, paraya ve bunların güvenle korunmasına ihtiyacımız var. Helal yollardan kazandığımız alın terimizi korumak ve belki bu uğurda ölmek Resulullah’ın (as) hadisi mucibince şehitlik mertebesine yükselmek olarak sayılmaktadır (Buhari, Mezalim 33).

İslam hukukunda mal emniyeti dünyayı daha da yaşanabilir bir hale getirmeyi amaçlar. Yüce Rabbimizin kumar, faiz gibi işleri yasaklamasında, israfı ve cimriliği hoş görmemesinde insanların dünyada rahat yaşamasının amaçlandığını söyleyebiliriz.

Günümüz dünyasında malın korunması ne yazık ki zenginin korunması anlamına gelmektedir. Mal mülk sahibi zengin her platformda söz sahibi, her yaptığı iş meşru gibi bir anlayış göze çarpmakta. Bu öyle bir hal almış ki malın mülkün asıl sahibi unutulmuş, aradaki belki ciğeri beş para etmez zengine, iş verene kul köle olunmuş. Şu anda dünyada sözü geçen din nedir acaba? Hıristiyanlık mı, Yahudilik mi? (Müslümanlığı ne yazık ki yazamıyorum, dünyanın her bir yanında zulüm gördüklerinden, ötekileştirildiklerinden ötürü). İkisi gibi gözüküyor ama ne yazık ki kapitalizm şu anda dünyada en geçerli din, sistem, adına ne derseniz deyin…

Hal böyle olunca dünyada ne sıkıntı ne de mazlumların ahı biter. Ama bu devran da böyle sürüp gitmez. Elbette bu kahrolası düzene dur diyecek Allah’ın kulları ortaya çıkacaktır. Bizlerin de bu çarpık düzene mümkün olduğu kadar az bağımlı olmamız, zarurat-ı hamse kavramını öncelikle ailemize uygulamamız, onları; yakıtı insan ve taş olan cehennemden korumamız gerekmektedir.

Değerli kardeşler, şunu sakın unutmayalım ki bizler ve elimizin altındaki her türlü imkanlar birer aracıyız, vasıtayız. Düşüneceğiz, bizler malımızı, canımızı iyi yollarda mı, kötü yollarda mı harcıyoruz? Dışarıdan bize bakıldığında cimri, bağnaz, yalancı, vs. gibi kötü hasletler mi yakıştırılıyor yoksa arkamızdan Allah razı olsun mu dedirtiyoruz? Malı mülkü, dünyada iyi yaşayalım da başkası ne yaparsa yapsın zihniyeti ile biriktirip koruyorsak vay halimize. Bu zihniyetle yaşıyorsak Rabbim tez elden bizi doğru yoluna iletsin.

Hülasa-i kelam… İyi yaşanabilir bir dünya için İslam hukukunun olmazsa olmazı Rabbimizin bizlere rahmeti ve merhameti vesilesi ile koyduğu zarurat-ı hamse kavramlarına sıkı sıkıya bağlı kalmalıyız. Bu yazımızda işlemeye çalıştığımız mal emniyeti, malın korunması düsturunu iyi anlamalıyız. Malı, mülkü, parayı koruyoruz diye cimri; onları gereksiz bir şekilde ortaya saçıp da müsrif olmamalıyız. Allah rahmet eylesin Yunus Emre ne de güzel söylemiş:

Mal sahibi, mülk sahibi,
Hani bunun ilk sahibi?
Mal da yalan mülk de yalan,
Var biraz da sen oyalan!

Yüce Rabbimiz bizleri malın kölesi olarak ömür sürenlerden değil, kazandığımız helal rızıkları gereği gibi harcayan, dağıtan cömert kullarından eylesin. Selam ve muhabbetle…

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.