MEFKURE-Zeki Soyak – Bütün Faziletler Sendedir

MEFKURE-Zeki Soyak – Bütün Faziletler Sendedir

Kalben ve zihnen kargaşa yaşayan fert ve toplumların çeşit çeşit kargaşalar içinde çalkalanması çok tabii bir sonuçtur.

Çeşitli inanç, fikir ve düşünceler arasında git-gel yapan, kendi inancı, medeniyeti, tarihi hakkında tereddütler yaşayan ve hatta yer yer bu değerlere karşı savaş halinde olan bir toplumun istikrar bulması mümkün değildir.

Nasıl kargaşa yaşanılmasın, nasıl huzursuz, kararsız, güvensiz bir toplum haline gelinmesin ki, bütün kötülükler, çeşit çeşit ahlaksızlıklar rağbet görüyor, teşvik ediliyor, çağdaşlık kabul ediliyor. Tüm faziletler, gerçek değerler kınanıyor, toplumdan sökülüp atılmak isteniyor. Bir kısım şer odakları, mevcut ortamdan da istifade ederek hayasızca saldırıyor, iftiralar yağdırıyor.

Kişinin inanması, inancının gereğini yapması, yaratanına karşı kulluk vazifesini en iyi bir şekilde yerine getirmek için çalışması, işte gerçek insanlık, gerçek medenîlik de budur.

İnanan insanlar, sınır tanımayan hayâsızca saldırılar karşısında yer yer zaafa düşüyor, inancımızı, inancımızın icabı olan yaşantımızı savunmada zorlanıyoruz. Dolayısıyla saflarımızda gevşemeler oluyor. Bir kısım yazar-çizerler de güya Müslümanları rahatlatmak için yeni düşünceler, yeni içtihatlar, aydın din adamı serlevhaları altında çok çirkin tavizler veriyor. İslâmî hakikatleri tahrife yol açacak fetvalar veriyor, gülünç duruma düşüyorlar.

Kendine güvenini yitirmiş fertler ve toplumlar ümidini kaybeder, yenilgiyi kabul eder, neticede tarih sahnesinden silinip giderler.

Bugün Müslüman milletler olarak bu acı gerçeği yaşamaktayız. Batı’nın ve içimizdeki Batı hayranı, saldırgan yobazların görülmemiş iftira, yalan, hile ve tuzakları karşısında kendimize, medeniyetimize, değerlerimize karşı güven kaybına uğratılmış, yer yer tereddütler içine düşmüş durumdayız.

Hiçbir ferdin, hiçbir toplumun Allah’ın dinini korumak gibi bir iddiası olamaz. Dinin koruyucusu Allah Teâlâ’dır.

Dolayısıyla İslam’ın çağlar üstü hakikatleri, Kur’an ahkâmı, kıyamet sabahına kadar bâki kalacak, hiçbir fâni onu yok etmeye imkân bulamayacaktır.

Allah’a ve O’nun dinine karşı savaş açan her ahmak, sonunda helak olup gitmiş, akıbetleri aklıselim sahibi olan herkes için ibret olmuştur.

Öyleyse bize düşen, bir Müslüman olarak inancımızı korumak, İslam’ı öğrenmek, yaşamak, bu inancı, hayatbahş kulluk vazifelerimizi gönülden gönüle taşımaktır. İslam’a ve Müslümanlara saldırılar karşısında ses yükseltmek, savunmaktır. İnsanların bu behîmî hayattan kurtulup, İslam’ın berrak, arı duru hakikatleri ile tanışıp, kabul edip, insanca yaşamalarını dünya ve ukba saadetlerini sağlamaktır. Bunun için durmadan, dinlenmeden, bıkmadan, usanmadan, büyük bir coşku, büyük bir heyecan ile çalışmaktır.

Bir Müslüman olarak biz kendimize, değerlerimize güvenmezsek, başka kim kendine güvenebilir ki?

Biz ki, yoktan var eden, Malikü’l-Mülk olan, Rahman, Rahim, Allah Teâlâ’ya inanıyoruz. O’nun Habibim dediği bütün mahlûkatın en şereflisi Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme ümmet olmuşuz.

Allah Teâlâ’nın yüce kelamı, kıyamet sabahına kadar hükmü baki, Allah Teâlâ’nın koruması altında olan Kur’an-ı Kerim gibi bir kitaba sahibiz.

Ey Müslüman! Sen ne mutlu, ne bahtiyar bir kulsun. Sahip olduğun değerlerin farkında ol. Gözünü, bayağı insanların, inançsızlık, ahlaksızlık çöplüğünden çevir, onların imrenilecek hiçbir değeri, hiçbir fazileti yok. Bütün faziletler sendedir. O faziletleri gör, anla, tâbi ol.

Nefsine değil, sahip olduğun bu büyük faziletlere güven ve ona sahip çık.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.