GÖNÜL DİLİ
Gönül hûn oldu şevkinden boyandım
Nasıl bilmem bu nirana dayandım
Ezel bezminde bir dinmez figandım
Cemalinle ferahnak et ki yandım
(Yaman Dede)
Dinimiz İslam da Gönül yaygın olarak “rahmet ve yumuşaklık” anlamlarında kullanılır. Tasavvufta da Allah’ın insana, iman ihsan ettiği maneviyat manasına gelir. İmanın ve küfrün merkezi kalptir. Kalp iman nuru ile dolduğunda gönül denir. Gönül insan gerçeğinin merkezidir. Yüce kitabımız, insanların inançlı-inançsız olmasını ayırırken bunu kalp açısından değerlendirir. Sevgisi olmak, duygusu olmak Allaha yakın olmaktır. Kalbin taşlaşmış ve mühürlenmiş olması da insanlık değerlerini kaybetmiş olan insanı tarif eder.
Rad Suresi 28. Ayette Rabbimiz şöyle buyuruyor. “Onlar, iman eden ve kalpleri Allah’ı zikretmekle huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur”. Hz. Peygamberimiz de bu hususta “Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza değil, kalplerinize ve yapmış olduğunuz amellerinize bakar” demektedir.
İbadet, insanın ruhunu diri kılan şeydir. Ruhun ve kalbin besin kaynağı kul olmak ve ibadet etmektir. Ramazan ayıda oruç ve ibadetler aracılığıyla maneviyatı derinleştirir, kişide huzur ve dinginlik sağlar. Sabır, empati ve öz disiplini geliştirir. Sosyal dayanışma, paylaşma ve şükür bilincini artırır. İçinde Kadir gecesinin bulunduğu bu Kur’an ayı gönlümüzün bol ikramlarla karşılaştığı mübarek zaman dilimleridir.
Yüce Allah’a ulaşmanın yolu insan gönlünü, kalbini kazanmaktan geçer. Yunus Emre : “Bir bahçeye giremezsen durup seyran eyleme. Bir gönül yapamazsan, yıkıp viran eyleme” diye ifade etmiştir. Bu yüzden Ramazan ayı insanların gönüllerine girebilmek için büyük bir fırsattır. Gönül köprüleri kurmak için namazlarda cemaatle buluşmak, mukabelelerde birlikte Kur’an-ı Kerim okumak, ihtiyaç sahiplerine kol kanat germek, zekat ve fitrelerle maddi ve manevi yardımlarda bulunmak çok kıymetlidir. “Allah katındaki değerinizi öğrenmek istiyorsanız, kendi katınızdaki O’nun değerine bakın.” diyor Mevlana Hz.leri. Gönlümüzün Allah ile dolması için ramazan ayı büyük bir imkandır.
Kalpleri halden hale çeviren Allah, bizlerin kalbini de yüzlerce sevdaya bağlamıştır. Ancak esas sevdaya bağlanmak yani kalbimizi Allah’a bağlamak en büyük kazançtır. “Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler.”
İnsanlarla ilişkilerimizde de ne yazık ki, eşimizin, çocuklarımızın, anne ve babalarımızın büyüklerimizin, yaşlıların, yakınlarımızın, arkadaş ve dostlarımızın bazen hiç yoktan sebeplerle gönüllerini incitebiliyor, onları üzebiliyoruz.
Yunus Emre ne güzel söylemiş:
Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil
Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil
Gönülleri incitmemek için davranışlarımızda, sözlerimizde nazik olmayı öğrenmek gerekir.
Bizim kültürümüzde gönül kavramı çok önemli yer işgal eder. Türkçede kalp yerine bazen yürek bazen gönül kelimeleri kullanılır. Sevgi ve aşktan bahsettiğimizde de kalp – gönül kullanılır. Yani gönülle yürek iç içedir.
Gönül nedir bilene gönül veresim gelir…
Gönülden bilmeyene hissiz diyesim gelir…
Aşk nedir, sevda nedir, bunu bilmek gerekdir.
(Saadettin Kaynak)
Yazımızı Neşet ERTAŞ ’ın şu dizeleriyle bitirelim,
Dost elinden gel olmazsa varılmaz
Rızasız bahçenin gülü derilmez
Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez
Gönülden gönüle gider yar oy
Yol gizli gizli yol gizli gizli