ZAMANI İSLAMA İNFAK ETMEK

ZAMANI İSLAMA İNFAK ETMEK

Hayatın akış hızı, modern dünyanın en büyük aldatmalarından biridir. Sürekli bir şeylere yetişme telaşı, “daha hızlı, daha çok, daha verimli” olma baskısı, bizi adeta bir girdabın içine çekiyor. Oysa ruhumuzun, kalbimizin ve zihnimizin derinden bir nefes almaya; yani yavaşlamaya ihtiyacı var.

Yavaşlamak, hayatı boş vermek veya tembellik etmek demek değildir. Aksine yavaşlamak adımlarımızı farkındalıkla atmak, zamanı tüketmek yerine onu inşa etmektir. İslam medeniyetinin zaman tasavvuru da tam olarak bu farkındalık üzerine kuruludur: Zamanı öldürmek değil, zamanla ihya olmak.

Müslüman için zaman, sadece akıp giden bir saat tıkırtısı değil, hesabın ve sorumluluğun merkezidir. Çoğu zaman kıymetini kaybettikten sonra anladığımız en büyük sermayemiz, elimizdeki “boş vakit”tir. İnsanlık olarak en çok yanıldığımız, hoyratça harcadığımız bu iki kavramı Peygamber Efendimiz (s.a.v.) çarpıcı bir benzetmeyle şöyle ifade eder:

“İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu iki nimeti değerlendirmede aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.” (Buhârî, Rikâk, 1)

Hadis-i şerifte geçen “aldanma” ifadesi, ticarette zarar eden, sermayesini ucuza kaptıran insanın durumunu anlatır. Boş vakit, elimizdeki en değerli ham maddedir. Onu hız çarklarının arasında eritmek yerine, yavaşlayıp tefekkürle, ibadetle ve faydalı amellerle işlemek gerekir.

Modern dünya bize “boş kalma, hep tüket” derken, Kur’an-ı Kerim bize bambaşka bir nasihat sunar: Planlı bir süreklilik ve yapıcı bir döngü.

İnşirah Suresi’nde Rabbimiz, hayatın koşturmacası ve yorgunlukları karşısında ruhumuzu nasıl dinlendireceğimizi ve zamanı nasıl güzel kullanacağımızı ayetlerle göstermiştir.

“Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.” (İnşirah, 7)

Bu ayet-i kerime, Müslümanın hayatında ruhu çürüten kalitesiz bir boşluğa yer olmadığının kanıtıdır. Bir işleri boşlamak veya vakti sosyal medyanın boş anlamsız haliyle öldürmek yerine. Bir hayırlı işten diğerine geçmek; zihni ve bedeni farklı bir güzellikle dinlendirmektir. Zira asıl dinlenme, tembellikte değil, meşgalenin temiz ve bereketli işlerle, meşgalelerle yer değiştirmesindedir.

Zaman bize verilmiş, geri dönüşü olmayan kutsal bir emanettir. Modern dünyanın bizi mecbur bıraktığı o anlamsız hız yarışından çekilip, “Bugün Allah için ne yaptın?” sorusunun dinginliğine sığınmalıyız. Ancak yavaşladığımızda vaktin bereketini, kalbimizin ritmini ve hayatın asıl gayesini duyabiliriz.

Unutmayalım ki, ahirette her saniyenin hesabı sorulurken, yavaşlayıp vaktini “salih amelle” ilmek ilmek işleyenler hüsrandan uzak olanlar olacaktır.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.