TALAK SURESİ

TALAK SURESİ

Vahyin mucizevi, aydınlatıcı, şifa dağıtan, dünya ve ahiret saadeti veren gücüne her zamankinden daha çok muhtacız. Her dönem insanının yaşadığı sıkıntı ve sorunları bizler de yaşıyoruz. Bizler de Rabbimizden yardım dileniyoruz. Sorunların kaynağını ve bu sorunların çözümünün nerede olduğunun da farkındayız. O halde neden çözmüyoruz/çözemiyoruz? Elimizin altındaki hazineyi bulmak, ona yönelmek, onu başımızın tacı yapmak neden zor geliyor bizlere? Ortada bir gerçek var. Bir kitap okunmayı bekliyor, bir kitap yaşanmayı bekliyor, bir kitap dokunmayı bekliyor, bir kitap saadet dağıtmayı bekliyor, bir kitap bizleri adam etmeyi bekliyor… Rabbim her daim kendisine yönelenlerden eylesin bizleri… ve yolunda say edenlerden eylesin…

Talak suremiz, Medine’de inmiştir. Mushaftaki sıralamada altmış beşinci, iniş sırasına göre doksan dokuzuncu sûredir. İnsan Sûresi’nden sonra, Beyyine Sûresi’nden önce nazil olmuştur. Talâk “boşama” yoluyla evliliğin sona erdirilmesini ifade eden bir terimdir.

Genel konusu bu olduğu ve ilk âyetinde aynı kökten gelen fiiller kullanıldığı için sûre bu adı almıştır. Aile kurumunun dinî, ahlâkî ve hukukî temelini oluşturan nikâh akdinin ve evlilik birliğinin keyfi biçimde sona erdirilemeyeceği temasına ağırlık verilerek böyle bir zorunlulukla karşılaşıldığında uyulması gereken başlıca hükümler işlenmekte, bu arada iyi niyet ve hakkın kötüye kullanılmaması gibi bazı temel ilkelerin altı çizilmekte; aile ilişkilerinin sağlıklı yürüyüp yürümemesinde çoğu zaman etkili bir role sahip bulunan harcamalar konusunda ölçülü olmanın önemine dikkat çekilmekte; meşru, mâkul ve dengeli olmayan, sonunda Allah’ın buyruklarına isyan etmeye varan isteklerin toplumların perişan olmasına ve medeniyetlerin çökmesine yol açabileceği îma edilmekte; her halûkârda olup biten her şeyin, evrendeki bütün varlıkları yaratan Allah’ın gücü ve bilgisi dışında kalamayacağı hatırlatılmaktadır.(1)

Başka bir tefsirimizde suremizin konuları şu şekilde verilmiştir:

1- Birtakım şer’î hükümlere, dinî prensiplere ve İslâmî fetvalara yer veriliyor.

2- Halk arasında adaletin gözetilmesi; aile, toplum, kavim ve milletlerin ancak adaletle, hakkaniyetle ayakta durabilecekleri konu ediliyor.

3- İddet (şer’î bekleme süresi) açıklanıyor ve bu arada boşanan kadının ve çocuğunun nafakası belirleniyor.

4- İlâhî buyruklara uymayanlara ve onlara inanarak uyanlara verilecek mükâfat ve cezaya dikkat çekiliyor, yönlendirici bilgi veriliyor.

5- Yedi göğü ve yedi kat yeri yaratanın emir ve hükümlerinin gökten yere indirildiği ve Cenâb-ı Hakk’ın ilminin her şeyi kapsayıp kuşattığı haber veriliyor.(2)

Her evlilik diyemesek de çoğunluğu iyi niyetlerle başlar. Kimse dişiyle, tırnağıyla kurduğu yuvasını dağıtmak, bozmak istemez. Velev ki olumsuz sonuçlandı. Bunun da bir hukuku vardır. Bu hukuk Allah’ın insanlara lütfudur. İslam’da mağduriyet yoktur. Kimse heva hevesine göre başkasını yok sayama Hakları gasbedemez. Boşanmadaki mağduriyette cinsiyetin önemi yoktur. İnsan israfının yapıldığı en önemli alanlardan biri boşanmadır. Bir zamanlar kardeş olan bu insanlar bir anda patlamaya hazır bombalara dönüşmektedir. Büyük laflar edip bu nasıl olabilir, demem/diyemem/dememeliyiz. En az zararla tarafları bu çukurdan çıkarmaya gayret göstermeliyiz. İşin içinde bir de çocuklar varsa durum daha da hassas bir hal almaktadır.

Nikâh akdinde; din, ahlak, hukuk olmalıdır. Bu üç temel, anayasa kişiye göre değişmemelidir. Evlilik bir hukukla başlar, biteceği zaman da bir hukukla biter. Dinin, ahlakın, hukukun olmadığı bir akit zulme kapı aralar. Dinimiz bize içkiyi nasıl yasaklıyorsa zulmü de yasaklıyor. Ahlakın olmadığı yerler, kötülüğe davetiye çıkarır. Hukuk, kişiye ve güce göre değişmez. Allah’tan korkan bir insan sınırlara riayet eder, zulmetmez, hesaptan korkar Allah’a sığınır.

Suremizin   ilk 7 ayetinin meali şu şekildedir:

“Rahman ve rahîm olan Allah’ın adıyla…

1. Ey Peygamber! Kadınları boşayacağın zaman iddetlerini gözeterek boşayınız ve bekleme sürelerini iyice hesap ediniz. Rabbiniz Allah’a saygısızlıktan sakınınız. Apaçık bir hayâsızlık yapmış olmadıkça onları evlerinden çıkarmayınız, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa aslında kendisine yazık etmiş olur. Bilemezsin ki; belki Allah bundan sonra yeni bir durum ortaya çıkarıverir,

2. Sürelerinin sonuna ulaştıklarında onları ya uygun biçimde tutunuz yahut onlardan uygun biçimde ayrılınız; içinizden adaletli iki kişiyi şahit tutunuz ve şahitliği Allah için özenle yerine getiriniz. İşte Allah’a ve âhiret gününe inananlara öğütlenen budur. Kim Allah’a saygısızlıktan sakınırsa O kendisine bir çıkış yolu gösterir.

3. Ve onu hiç beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a dayanıp güvenirse O kendisine yeter. Şüphesiz Allah dilediği şeyi sonuca ulaştırır. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

4- Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlar ile âdet görmeyenler hakkında tereddüt ederseniz onların bekleme süresi üç aydır. Gebe olanların bekleme süreleri ise doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a saygısızlıktan sakınırsa Allah ona işinde bir kolaylık verir.

5- İşte bu, Allah’ın size indirdiği buyruğudur. Evet, kim Allah’a saygısızlıktan sakınırsa Allah onun kötülüklerini örter ve ecrini büyütür.

6- O kadınları imkânınıza göre kendi oturduğunuz yerde oturtunuz ve onları baskı altına almak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayınız. Eğer gebe iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını karşılayınız. Sizin hesabınıza (çocuğunuzu) emzirirlerse onlara karşılığını ödeyiniz ve aranızda güzelce konuşup anlaşınız. Anlaşmakta zorlanırsanız bu durumda o erkeğin hesabına başka bir kadın emzirecektir.

7-Varlıklı olan sahip olduğu imkânlara göre harcasın, rızkı daralmış bulunan da Allah’ın kendisine verdiği kadarından harcasın. Allah kimseyi kendi verdiğinden fazlasıyla yükümlü tutmaz. Allah güçlüğün ardından bir kolaylık sağlayacaktır.”

 – Kim Allah’a saygısızlıktan sakınırsa O kendisine bir çıkış yolu gösterir.

– Kim Allah’a saygısızlıktan sakınırsa Allah ona işinde bir kolaylık verir.

– Evet, kim Allah’a saygısızlıktan sakınırsa Allah onun kötülüklerini örter ve ecrini büyütür.

– Allah kimseyi kendi verdiğinden fazlasıyla yükümlü tutmaz. Allah, güçlüğün ardından bir kolaylık sağlayacaktır.

Kardeşlerim özellikle aldığım yukardaki bölümlerde rabbimiz bizlere ne söyler, muradı nedir? Hiç düşündük mü? Sadece boşanırken değil evliyken de ısrarla okunması gereken bu bölümler üzerinde tefekkür etmek zorundayız. Allah’ın muradı bizim üzülmemiz değil çıkış yollarını bulmamız. Ecrini düşünerek sabredenlerden olmamız. Evliliğin hikmetlerinden biri huzur bulmamızsa niye huzursuz olalım/huzursuz edelim eşlerimizi?

Yukardaki ayetlerde birçok fıkhi konular da açığa çıkar. Ortak nokta şudur: zulmetmeyin birbirinize. İyilik yolunu tutmak, kolaylaştırmak, empati yapmak, işler aleyhimize de işlese adaleti ve insafı elden bırakmamak ayetlerin bizlere vermek istediklerinden bazılarıdır diye düşünüyorum.(Allahualem)

Ayrıca harcamalarda da insafı elden bırakmamalıyız. Evin huzuru yerine insanların onayını almak için uğraşmak ahmaklık değil de nedir? Kimin ne dediğinin önemsizliği her şey elimizden gittiğinde anlaşılacak bir konudur. Evli, ehil, sağduyulu insanların yardımına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. İmtihan yeri olan bu dünyayı rabbimiz cennete girmemize vesile kılsın. Evlerimizi huzur ve sükûn kaynağı kılsın. Vesselam…

Kaynak:

1-Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/307.

2- Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 12/6233

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.