İnsan Tiplerine Bir Örnek –İsmail Ömer Albayrak

İnsan Tiplerine Bir Örnek –İsmail Ömer Albayrak

Münafıkûn Suresi 4

Hamd, her türlü övgü, kemâli hürmet, şükür Yüce Allah’ımıza, salât ve selâm onu pak, nezih, mürşid-i kâmil, âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimize, O’nun âline-ashabına ve onlara hayırla tâbi olan bütün müminlerin üzerine olsun.

Onlara baktığında dış görünüşleri sana iyi bir izlenim verir; konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Ama onlar sanki bir yere dayanmış kütükler gibidir (böyle güvendeymiş gibi görünürler). Her gürültüyü kendilerine yönelik sanırlar. Asıl düşman onlardır, onlardan korun! Allah kahretsin onları! Nasıl da haktan yüz çeviriyorlar! (Münafikûn, 4)

4. ayetteki ifadeler tarihî bilgiler ışığında şu şekilde açıklanmıştır. Abdullah b. Übey ve yandaşları olan münafıklar giyim kuşamlarındaki ihtişamla dikkat çeken, kalıpları yerinde, ifadeleri düzgün kimselerdi. “Ey Allah’ın Rasulü” diye hitap ederek saygılı oldukları izlenimini veren tumturaklı sözlerle Hz. Peygamber’in ve müminlerin kendilerini dinlemelerini sağlarlardı. Ama dinleme sırası kendilerine geldiğinde bilinçsiz, ruhsuz varlıklar gibi verilen bütün mesajlara kulaklarını tıkarlar, iyi niyetle dinlemeye ve gelişmeye kapalı bir halde dururlar, dinler gibi davranırlardı. Akılları fikirleri hıyanetlerini ortaya çıkaracak, maskelerini düşürecek bir açıklama yapılması veya kendilerine dışarıdan ani bir saldırı gelmesi ihtimaline takılıydı. Bir konuda ilân yapılması gibi dışarıdan yüksek bir ses gelse tedirgin olurlar ve telâşlanırlardı. “Onlar sanki bir yere dayanmış kütükler gibidir” şeklinde bir benzetme yapılarak akıl ve idraklerini söylenenlere tıkamış oldukları, “Her gürültüyü kendilerine yönelik sanırlar” ifadesiyle de haince düşünce ve eylemlerinin kendilerini evhamlı hale getirdiği belirtilmektedir. Dolayısıyla bu ayet-i kerimede bir karakter bozukluğu tasvir edilmektedir.

“Her gürültüyü, kendi aleyhlerine sanırlar” buyurmuştur. Mukâtil şöyle der: “Asker içinde biri bağırdığında, bir hayvan bağından kurtulup bir ses çıkardığında yahut da bir yitik için ilan verildiğinde münafıklar, kalplerine sinmiş o korkudan ötürü, bütün bunlarla kendilerinin kastedildiğini ve kendilerine seslenildiğini zannederler.” Bu böyledir, çünkü onlar Allah Teâlâ’nın, kendilerinin sır perdelerini açacağı, sırlarını ortaya koyacağı korkusu içinde olup her an başkalarına bu işin geleceğini beklemektedirler.

Ayet-i kerime münafıkları, sürekli etrafına bakıp duran, her hareketten, her sesten ve fısıldamadan ürken, gerçek kimliklerinin ortaya çıkmış olmasından korkan kimseler olarak tasvir ediyor!

Dolayısıyla Allah azze ve celle münafıkları karakteri bozuk, dalkavuk, şaşkın, nereye gideceğini, ne yapacağını bilmeyen, aptal kimselere benzetmiştir. Çünkü inancı sapık olanı, inancı belirsiz olanın ne ameli ne kalbi ne kendisi doğru olabilir. Rasulullah’ın şu uyarısı bizlere nasihat ve ibret olmalıdır. “Kalbi dürüst olmadıkça kulun imanı doğru olmaz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz” (Ahmed b. Hanbel, Müsned III, 198)

Münafıklar kalbi yamuk, çarpık kimselerdir. Dolayısıyla imanları bozuktur. Dilleri yalancıdır, bundan dolayı da kalpleri yalancıdır.

Gazali’ye veya İbn Kayyım’a nispet edilen şu nasihat çok ibretliktir. “İnsanlar üç sınıftır: 1.Gıda gibi olanlar. Onlardan hiç müstağni olunmaz.

2.İlaç gibi olanlar. Onlara bazen ihtiyaç duyulur.

3.Hastalık gibi olanlar. Onlara hiç ihtiyaç duyulmaz.

Fakat kul bunlarla imtihan olur.” Allah cümlemizi üçüncü zümre olmaktan muhafaza eylesin. Velhamdülillahi rabbilâlemin…

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.