Aşırılar İbret, İtidaller Örnek Oldu – Burak Akgün

Aşırılar İbret, İtidaller Örnek Oldu – Burak Akgün

İslam, hayatın her alanında dengeyi esas alan bir dindir. İnançta, ibadette, ahlakta ve toplumsal ilişkilerde aşırılığı hoş görmez; insanı orta yolu bulmaya çağırır. Çünkü aşırılıklar, iyi niyetle başlasa bile çoğu zaman haddi aşmakla sonuçlanır. Tarih boyunca da bunun sayısız örneğini görmek mümkündür: ifratın getirdiği yıkımlar, tefritin doğurduğu boşluklar insanı hep sarsmıştır. Buna karşılık, ölçülü olanlar ve mutedil davrananlar hem toplum için örnek olmuş hem de inançlarını sağlam tutabilmişlerdir.

Adl kökünden masdar olup klasik sözlüklerde “iki aşırı tutum ve davranış arasındaki orta hal” şeklinde tanımlanan itidal, bu genel tanım çerçevesinde “orta halde bulunma, ölçülü ve ılımlı olma, soğukkanlılık, denge, düzgünlük, doğruluk” şeklinde açıklanmıştır. Aşırılık ise belirli bir ölçünün üzerine çıkmaktır. Ayet-i Kerime’de Allah aşırılığa sapanları sevmez” buyrulmaktadır.Söz konusu ayet, savaşla ilgili inmiş olsa da umumiyeti kapsıyor olduğu inkâr edilemez. Ayrıca, toplum ve devletlerin en zor anlarından birinde yani savaşta dahi aşırılığı kabul etmeyen İslâm dininin günlük hayattaki -gerek bireysel gerek Müslümanlar arasındaki-aşırılıklara nasıl baktığını varın siz düşünün.

Müslüman bir bireyin önüne tonlarca engel çıkabilir. Yürüdüğü yolda ayağına takılan tüm engelleri kolay ve doğru bir şekilde aşmasının yegâne yolu sünnete tâbi olabilmekten geçer. İtidal elbisesine bürünmek sünneti ise Hz. Peygamber Efendimiz aleyhisselamın mübarek bedeninde yer alan kisve sünnetinden çok daha önemlidir. Bedene giyilen elbisenin önemsiz olduğundan bahsetmiyorum elbette, ancak ahlak kisvesi bunların hepsinin en önemli tamamlayıcısıdır.

Müslüman bir birey, kurtulmak için kurtarma gayretinde olur. Etrafında olan olaylara asla kayıtsız kalmaz. Faydalı ve hayırlı biri olmak için çabalar. Bunun da en kısa ve en tesirli yolu örnek olabilmekten geçer. Örnek olabilmek ise başlı başına bir sorumluluk, bir imtihan ve bir yolculuktur. Örnek olmak isteyen kişinin kendinde bulundurması gereken en önemli ahlaklardan bir tanesi itidal iken uzak durması gereken başlıca işlerden bir tanesi de aşırılıktır. İnsanlar güçlerinin yetebileceğini, kalplerinin ısındığını ve fıtratlarının uyuştuklarını örnek almak isterler ve alırlar da. Aşırılığa kaçan birisi sonunda hem kendisini hem etrafındakilerini yorar. Hem örnek alınmaz hem de temsil ettiği vazifeden soğutur.

İtidalli olmak hayatın her yerini kapsar. Günlük işlerden ibadetlere, iletişimden yapılan etkinliklere değin dengeli bir yaşam sürmek insanın hem Rabbine, hem topluma hem de kendisine karşı bir sorumluluğudur. İnsan, yapmak istediği her fiilin ne kadar faydalı olabileceğini düşünmeli, bilmediğinde ise büyüklere danışmalıdır. İnanıyorum ki, bir işin, sözün, etkinliğin ve ibadetin başında, yorgunluk ve kötü örneklik gibi sonuçların ortaya çıkmaması için düşünmek bir salih amel derecesindedir. Peygamber Efendimiz aleyhisselam döneminden iki olay aktarıp bir de Kuran-ı Kerîm’den dua zikrederek konumuzu bitirelim.

Hazret-i Ayşe’nin bildirdiğine göre, bir kadınla birlikte otururlarken yanlarına Peygamber Efendimiz girer ve:

“– Bu kadın kim?” diye sorar. Ayşe validemiz:

– Bu filân hanımdır, dedikten sonra, onun çok namaz kıldığından bahseder. Bunun üzerine Resul-i Ekrem:

– “Bunları saymana gerek yok; gücünüzün yettiği nispette ibadet etmeniz size yeter. Allah’a yemin ederim ki siz bıkıp usanmadıkça Allah usanmaz!” buyurur. (Buhari, İman 32)

Bir başka hadislerinde de şöyle buyurmuştur:

“Farz olmayan amellerden gücünüz yettiği kadar yapın. Çünkü amellerin en hayırlısı, az da olsa devamlı olanıdır.” (İbn-i Mâce, Zühd 28)

Ashab-ı kiramdan bazıları bir gün Sevgili Peygamberimiz’in ibadetini öğrenmek için muhterem validelerimize sormuşlardı. Onlar da gördüklerini anlattılar. Efendimiz’in itidal üzere yapmış olduğu ibadetlerini az gören bu kimseler kendi kendilerine:

– Allah’ın Resulü nerede biz neredeyiz? Onun geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmıştır, dediler. İçlerinden biri:

– Ben ömrümün sonuna kadar, bütün gece uyumaksızın namaz kılacağım, dedi. Bir diğeri:

– Ben de hayatım boyunca gündüzleri oruç tutacağım ve oruçsuz gün geçirmeyeceğim, dedi. Üçüncü sahabe de:

– Ben de sağ olduğum sürece kadınlardan uzak kalacak, asla evlenmeyeceğim, diye söz verdi. Bir müddet sonra Peygamberimiz onların yanına geldi ve kendilerine şunları söyledi:

– “Şöyle şöyle diyen sizler misiniz? Sizi uyarıyorum! Allah’a yemin ederim ki ben sizin Allah’tan en çok korkanınız ve O’na en saygılı olanınızım. Fakat ben bazen oruç tutuyor, bazen tutmuyorum. Gece hem namaz kılıyor hem de uyuyorum. Kadınlarla da evleniyorum. Benim sünnetimden yüz çeviren kimse, benden değildir.” (Buhârî, Nikâh, 1)

“Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sebat ettir. Kâfirler güruhuna karşı da bize yardım et!” (Al-i İmran, 147)

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.