MUHASEBE-İbrahim Cücük – Kuvvetli Mü’min ve Kader Hükmüne Teslimiyet

Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Kuvvetli mü’min, (Allah katında) zayıf mü’minden daha hayırlı ve daha sevimli (kıymetli)dir. Gerçi her ikisinde de hayır vardır. Sen, sana faydalı olan şeyi elde etmeye çalış, Allah’tan yardım iste, asla âcizlik gösterme. Başına bir şey gelirse, ‘Keşke şöyle şöyle yapsaydım, böyle olurdu.’ deme! Lakin (başına gelen) ‘Bu (musibet), Allah’ın takdiridir, O, ne dilerse yapar.’ de! Şüphesiz ‘Keşke şöyle şöyle yapsaydım.’ sözü şeytanı memnun edecek olan (anlayış ve davranış)ların kapısını açar.” (Müslim, Kader, 34; İbn Mâce, Mukaddime, 10.)
Bu hadîs-i şerîfte ruhen, aklen ve bedenen kuvvetli mü’min olmaya teşvik vardır.
Zayıf mü’min de hayırlıdır, fakat kuvvetli olan mü’min daha hayırlıdır.
Kuvvetli mü’min ruhen, ibadet ve zikirle; aklen, bilgi ve tefekkürle; bedenen, sağlıklı beslenme, Sünnet’e uygun yeme içme, yanlışı yemekten ve yanlış yemekten sakınmakla kuvvetli olur.
Mü’mine gereken, faydalı olana yönelmektir.
Faydalı olanı elde etme konusunda;
a) Ciddi olmak,
b) Gayret etmek,
c) Gücü sonuna kadar sarf etmek,
d) Güzel metot takip etmek,
e) Prensipli olmak,
f) Sabır ve sebat etmek gerekir.
Bu kuvvetli mü’min bu sebeplere sarılır, fiilî duada bulunur, fiilî dua ile yetinmeyip Allah’tan yardım ister, asla âcizlik göstermez.
Başarmak için;
a) İlme müracaat eder,
b) Tefekkür eder,
c) Tasavvur eder/fizibilite raporlarını ortaya koyar,
d) Kasteder ve azmeder,
e) Azmedince fiile dönüştürmek için aklına, gücüne, çevresine, kurumuna değil, Allah’a tevekkül eder.
Allah Teâlâ, tevekkül edeni, Allah’a güveneni, Allah’a dayananı sever; sevince de sevdiği bu kimseye ikram eder, doğru olanı o kula ilham eder.
“…Azmedince Allah’a tevekkül et! Muhakkak Allah tevekkül edenleri sever.” (Âl-i İmrân sûresi 3/159.)
İlmi sahih, ameli sâlih, niyeti halis, yolu doğru olan o kuvvetli mü’minin başına bir musibet gelince Allah’a isyan etmez, Allah’ın takdirine teslim olur; “Keşke şöyle şöyle yapsaydım, böyle olurdu.” demez; “Bu musibet ve bu engelleme, Allah’ın takdiridir, O, ne dilerse yapar.” der.
Şüphesiz “Keşke şöyle şöyle yapsaydım.” sözünün şeytanı memnun edecek olan anlayış ve davranışların kapısını açacağını bilir de “keşke” demez, “Bunda nice hayırlar vardır.” deyip Allah’ın engelleme ve musibet hükmüne razı olur.
Kâmil mü’min; kendisine dünyalık bir şey ihsan edilince sevinir, ihsan edilmeyince daha çok sevinir, Allah’ın kader hükmüne teslim olur.
Allah Teâlâ da daha çok sevinmesi için kuluna engel çıkartır, vermez.
İşte bu vermemesi, vermesi demektir. Çünkü mü’min bilir ki Allah’ın rahmeti gazabını geçmiştir, rahmeti gazabına galiptir.
Allah, o kula rahmetinden dolayı engel çıkarmıştır.
Hedefine ulaşsaydı belki şükrü terk edecekti, veren, ihsan eden Rabbini unutacaktı, Allah’a isyan eden bir kul olacaktı.
Allah Teâlâ, hadîs-i kutsîde şöyle buyurmuştur: “Benim rahmetim gazabıma galiptir; benim rahmetim gazabımı geçmiştir.” (Buhârî, Tevhîd, 15, 22, 28, 55, Bed’ül-halk, 1; Müslim, Tevbe, 14; Tirmizî, Deavât, 109.)
Hedef edinip gayret ettiği konuda tam başaracak iken, Allah (c.c.), hikmeti ve takdiri gereği “Dur kulum!” der gibi karşısına bir engel çıkarır, kulu imtihan eder.
Şu da bir gerçektir ki kul sağlıkla da hastalıkla da fakirlikle de zenginlikle de darlıkla da genişlikle de imtihan edilmektedir.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “O (Allah) ki, hanginiz daha güzel işler yapacak diye sizi imtihan etmek için ölümü ve (her iki âlemde) hayatı yaratmıştır. Gerçekten O, sınırsız izzet ve kudret sahibidir. (bununla birlikte) çok merhametlidir.” (Mülk sûresi 67/2.)
Allah Teâlâ diğer bir âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmamızdan önce, bir kitap (Levh-i Mahfûz)da yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır. (Allah bunu) elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye açıklamaktadır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.” (Hadîd sûresi 57/22-23.)
Musibetlere karşı kadere bağlanmanın, kalbe kuvvet ve sağlamlık vermesi yanında, gerek acı ve gerek tatlı hadiseler karşısında insanı sarsmayan bir faydası da vardır. (Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili)
Herkesi imtihan eden Rabbimiz, bir üst derece vermek, bir üst makama ulaştırmak, günahlarına kefaret olsun diye imtihan eder.
Bizi imtihan eden, her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, çok merhametli olan, her hükmü yerinde olan, rahmeti gazabına galip olan Allah Teâlâ’dır.
Allah Teâlâ, bizi imtihanda başarılı kıldığı, başarılı olmaya muvaffak kıldığı kullarından eylesin.
