KAPAK-Dr. Yahya Macit – İslam’da Canın Korunması

İslam ve insan, birbiriyle sıkı ilişkisi olan iki kavramdır. Birisi Allah’ın dini, diğeri ise Allah’ın muhatap aldığı, kendisini mükerrem ve muhterem kıldığı varlıktır. Bu mükerrem varlığı yaratan Allah, onun dünyadaki menfaat ve maslahatını da en üst seviyede gözetmiştir. İslam, insanın hem dünya ve ahiretini mamur etmek hem de onu dünya ve ahirette mutlu etmek ister. Bu sebeple bireysel ve toplumsal hayatında ona fayda sağlayacak birtakım kurallar koymuştur.
İnsan ve toplum için hayati önem taşıyan birtakım esaslar vardır ki bunlar ihlal ve ihmal edildiklerinde insanın bireysel ve toplumsal çöküşü kaçınılmaz olur. İnsanın her türlü menfaat ve maslahatını teminat altına almayı amaçlayan bu kuralların en zaruri olanlarına zarûrât-ı hamse (beş zaruri maslahat) denir. Bunlar, insanın canını, malını, neslini, aklını ve ırzını korumayla ilgili olarak vazedilmiş kurallardır. Biz bu çalışmamızda sadece, insanın canının korunmasıyla ilgili konulara değineceğiz.
İslam bir şeyin varlığını ve haklarını ikame etmek istediği zaman, istemekle yetinmez onun varlığına ve haklarına kasteden şeyleri de ortadan kaldırmak için tedbirler alır. Bunu da kişisel kızgınlık, nefret ve intikamlara bırakmadan fıkhî kurallarla, diğer bir ifadeyle hukuk marifetiyle gerçekleştirir. İnsanın doğuştan elde etmiş olduğu yaşama hakkını ikame etmek, hakkıyla korumak için birtakım tedbirler almıştır ve insanlara bunu açık, anlaşılır ve net bir şekilde açıklamıştır. Bunlardan birincisi, onun çok değerli bir varlık olduğunu bildirmesidir.
Daha önce de ifade ettiğimiz gibi insan değerli bir varlık olarak yaratılmıştır. Rabbimiz, insanın değerli olduğunu vahyin net ifadeleriyle açıklamış; “Ant olsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.” (İsra, 17/70) buyurmuştur.
“Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde (takvîm) yarattık.” (Tin, 95/4) ayetiyle de insanı fiziksel, ruhsal ve zihinsel bakımdan tam kıvamında ve mükemmel bir varlık olarak yarattığını inzal buyurmuştur.
Peygamber efendimiz (a.s.), insanlığın kurtuluş reçetesi sayılabilecek veda hutbesinde insanın değerini insanlara hatırlatmıştır: “Ey insanlar! Kanlarınız, canlarınız, yaşama hakkınız, mallarınız, namuslarınız, haysiyet ve şerefleriniz, vücut bütünlüğünüz, Rabbinizle buluşacağınız güne kadar bu ayınızda, bu beldenizde, bu gününüzün saygıya, korunmaya layık olduğu gibi, saygıya ve korunmaya layıktır, dokunulmazdır.”
Bir varlığın değeri vurgulanıyorsa bu bir anlamda “ona dokunmayın” demektir. Rabbimizin bu doğrultudaki mesajı açıktır: “Ben onu değerli kıldım, ona dokunmayın.”
Allah’ın, can güvenliğini korumak için öngördüğü tedbirlerden birisi de insan hayatına kastetmenin kat’î bir üslupla yasaklanmasıdır. Savaş, meşru savunma ve kısas gibi haklı sebepler dışında insan canına kıymayı kesin bir ifadeyle yasaklamış ve onu dokunulmaz kılmıştır. Bunu da “Haklı bir sebep olmadıkça Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın.” (İsrâ, 17/33) ayetiyle beyan etmiştir.
Öte yandan, insan canını, bütün insanların canıyla eş değer tutacak kadar değerli kabul etmiş; “Kim haksız yere bir cana kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibi olur; kim de bir canı kurtarırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur.” (Mâide 5/32) ayetiyle onu öldürmenin neyi öldürmek olduğunu veciz bir üslupla beyan buyurmuştur.
İnsanın canının korunması yolunda alınmış tedbirlerden bir diğeri de Rabbimizin, “öldürenin öldürülmesi” emrini vermesidir. Yani kısası emretmesidir. Haklı sebepler olmadan, dolayısıyla haksız yere, bilerek ve isteyerek bir insanı öldüren öldürülür. Bunun için “Öldürme olaylarında kısas size farz kılındı.” (Bakara, 2/178) buyurulmuş; “Ey akıl sahipleri! Sizin için kısasta hayat vardır.” (Bakara, 2/179) diyerek de Allah buyruğunu tekrar etmiştir.
“Kısasta sizin için kısasta hayat vardır.” ayetiyle, ölen ve öldürenin olduğu yerde “hayata” vurgu yapar Rabbimiz. İnsan hayatının değersizleştirilmesi ve ucuzlamasını engellemek için öldürenin öldürülmesi, gelecekte cana kastedebilecek kimselere; “Yaşamak istemiyorsan öldür.” mesajının güzel bir ifadesidir. Bireysel ve toplumsal can güvenliğinin peşinen garanti altına alınmasıdır.
İnsanın kendini öldürmesi, savaştayken asker olmayan çocuk, kadın ve din adamlarının öldürülmesinin yasaklanması da insan canının korunmasına dönük diğer tedbirlerden bazılarıdır.

