SOSYOLOJİK SİYER-Ömer Faruk Özcan – Zulümden Uzak Durmak Mazlumun Yanında Olmakla Olur

İnsanoğlunun hayattaki en büyük eksikliklerinden bir tanesi de hayatiyet derecesinde olan kavramlara uzak olmasıdır. Bu uzak oluş, farkına varmada çok büyük sapmaları da beraberinde getiriyor. Bu yazımızda zalim ve zulüm kavramlarını kısaca işlemeye gayret edeceğiz.
Kelime ve Kavram Karşılığı
Zulüm: Adalete aykırı davranma, haksızlık etme, kasten eziyet çektirme ve güç kullanarak başkasının hakkını gasp etme anlamına gelir. Diğer bir anlamı ise karanlıktır.
Arapça bir kelime olup Arap dilinde mastarı: “Bir şeyi ait olduğu yerin dışında bir yere koymak” anlamındadır. Bir şeyi eksik ya da fazla yapmak, yahut zamanının veya mekânının dışında yapmak da zulüm olarak ifade edilmektedir.
Zalim: Bir kimsenin hakkını zorla elinden alan, haksızlık yapan, merhametsiz ve gaddar kimse.
Kur’an-ı Kerim’de Zülüm ve Zalim
Kur’an-ı Kerim’de zulüm; cehalet, şirk, fısk anlamında “nur”un zıddı olarak kullanılır. Bu anlamlarıyla Kur’an’ın temel kavramlarından biridir.
Peygamberler, insanları zulümattan nura kavuşturmak için gönderilmişlerdir. Mesajları aydınlıktır; karışık yollar ise zulümattır, karanlıktır.
Bu konuyu anlamamıza yardımcı olacak, üzerinde bolca tefekkür gerektiren özel bir ayeti kerime şöyledir. Allah müminlerin velisidir, onları zulümattan nura çıkarır, kafirlerin velileri ise Tağuttur, onları nurdan zulümata çıkarır” (Bakara, 2/257).
İman ve inkar yolu net bir şekilde bu ayet ile açıklanıyor. Velimiz olan Allah’ın (cc) yolu nur, karşısındaki yollar ise zulüm yani karanlık yollardır. Elbette insan iradesi ile tercih yapar fakat hak yolu seçmeyen zalimin ta kendisi olur.
Kur’an’da zulüm çeşitlerinin en büyükleri olarak şunlar sıralanmaktadır:
- Şirk: Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti (Lokman, 31/13). Allah’a ortak koşmak adaletten sapmak ve hak etmeyene hak etmediği makamı vermek anlamına gelir.
- Allah’ın mescitlerinde O’nun adının (dolayısıyla emir ve yasaklarının) anılmasına engel olmak Allah’ın mescitlerinde O’nun isminin anılmasını engelleyen ve ibâdet yerlerinin harap olmasına çalışandan daha zâlim kim olabilir! Böylelerinin, oralara korku içinde girmekten başka bir hakkı olamaz. Onlara dünyada bir rezillik, âhirette de büyük bir azap vardır (Bakara, 2/114). Yeryüzünün bize mescid olduğu gerçeğinden hareket edersek biz olaya geniş bir şekilde bakmış oluruz. Özel olarak camii ve mescitlerde hakkın ve hakikatin anlatılmasına engel olanlarda bu ayetin direk muhatabıdır.
- Allah’ın bildirdiklerini gizlemek ve O’nun adına yalan söylemek: Allah buyuracak ki: “Sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe girin!” Her ümmet girdikçe yoldaşlarına lânet edecekler. Hepsi birbiri ardından orada (cehennemde) toplanınca, sonrakiler öncekiler için, “Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onun için onlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!” diyecekler. Allah da “Zaten herkes için bir kat daha fazla azap vardır, fakat siz bilmezsiniz.” diyecektir. el-A’raf, 7/38
- Allah’ın ayetlerini yalanlamak: Yahut “Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz diye (Kur’an’ı indirdik). İşte size de Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah’ın ayetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalimdir! Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız (En’am 157). İnsanın önüne kadar gelen nimetleri elinin tersiyle itmesi ne acı bir durumdur. Her ne gerekçeyle olursa olsun vahyin, ulaştığı kimse tarafından inkarı hayatta kendisine yapabileceği en büyük zulümdür.
- Allah adına yalan söylemek: İslâm’a çağırıldığı halde Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez (es-Saff, 61/7). Yine insanın kendisine zulmettiği hakikatini ortaya koyan bir durum.
İnsan, bütün bu zulümleri işlemeye müsait bir varlıktır. Bu nedenledir ki Kur’an-ı Kerim’de “çok zulmeden” anlamına gelen “zelum” olmakla nitelenmiştir (İbrahim, 14/34).
Zalimler ahirette cezayı hak ettikleri gibi bu dünyada da cezalandırılırlar. İnsanların başlarına gelen toplu felaketler, zulümleri sebebiyledir. “De ki: Allah’ın azabı size ansızın veya açıkça gelirse zalimlerden başkası mı yok olur?” (el-En’am, 6/47).
Yüce Allah, zalimleri dost edinmeyi de zalimlik olarak nitelemektedir. Hatta zulmeden, kişinin babası veya kardeşleri bile olsa onlara dost olmak, zalimliktir (bk. et-Tevbe, 9/23). Böylece dostluğun akrabalık bağlarına göre değil, adalet ve inanç esaslarına göre olması gerektiği anlatılmaktadır.
Kur’an-ı Kerim’i okuduğumuzda genel anlamıyla üç çeşit zulüm görmekteyiz:
a- İnsanın kendi kendine zulmü. İnsanın gerek bedenine ve gerekse ruhuna karşı işlediği haksızlıklar, kendi kendine yaptığı bir zulümdür. Yukarıda ayetlerle açıklandı.
b- İnsanın Allah’a karşı işlediği zulüm. Allah’a ortak koşmak, emirlerine riayet etmemek bu zulüm çeşidine girer. Öz olarak işlendi.
c- İnsanların kendi aralarında yaptıkları zulümler. Toplumların helak olmasına neden olan zulüm, bu çeşit zulümdür. Lut (as)’ın kavminin helakı, Medyen Halkı, Semud Kavmi, Nemrut ve Firavun gibi zalimlerin yaptıkları zulümler bu bağlamda ele alınabilir.
Günümüzde yaşanan zulümler de tarihi karanlıkları aratmaz belki rahmet okutur cinsine ulaştı. Şimdi eyleme geçme zamanı. Söz, fiil ve duayla. Zaman, safı belli etme zamanı.
Not: Bir sonraki ay Allah nasip ederse Efendimizin zulüm ve zalimler ile ilgili hadislerini ele alacağız.


