YAVAŞLA VE DİNLE

YAVAŞLA VE DİNLE

Bazen bir caminin avlusuna girersin ve sebebini tam olarak anlayamadığın bir huzur çöker içine. Şehrin sesi aynı sestir, insanlar aynı insanlardır, gökyüzü aynı gökyüzüdür. Değişen tek şey, senin durmandır. Çünkü insan bazen dünyayı değil, kendi içindeki gürültüyü susturmaya ihtiyaç duyar.

Belki de bu yüzden camiler asırlardır sadece namaz kılınan mekânlar değil, aynı zamanda nefes alınan duraklar olmuştur. Yorulanın dinlendiği, arayanın yönünü bulduğu, kalabalıklar içinde yalnızlaşan insanın Rabbine sığındığı yerler… Minarelerden yükselen ezan, aslında biraz da telaş içindeki insana “Yavaşla.” diye seslenir.

Yavaşla…

Taşlarına asırlar boyunca secdelerin işlendiği bir caminin duvarlarına bak. O duvarlar nice sultanlar, nice âlimler, nice yolcular gördü. Hepsi geldi ve geçti. Dünya telaşı bitti, makamlar sona erdi geriye sadece Allah için yapılanlar kaldı.

Yavaşla…

Çünkü bazen yetişmeye çalıştığın şeyler seni kendinden uzaklaştırır. Bir caminin gölgesinde oturup gökyüzüne bakmak, birkaç dakika tefekkür etmek, koşarak geçirilen saatlerden daha kıymetli olabilir.

Üstelik sadece dünya işlerinde değil, isteklerimizde ve dualarımızda da acele ederiz. Hemen olsun hemen gerçekleşsin isteriz. Beklemek istemeyiz. Oysa bazen beklemek de kulluğun bir parçasıdır.

Kimi zaman çok istediğimiz, uğruna dua ettiğimiz, olursa mutlu olacağımıza bütün kalbimizle inandığımız şeyler nasip olmaz. İnsan buna üzülür, içi burkulur. Beklediği kapı açılmadığında, hayalini kurduğu şey gerçekleşmediğinde kalbinde sessiz bir kırgınlık hisseder. Fakat çoğu zaman göremediğimiz bir hakikat vardır: Biz bir şeyi gördüğümüz kadarıyla isteriz, Rabbimiz ise sonunu da bilir.

Biz kuluz; her istediğimiz olmaz. O ise Rahmân’dır; bazen vererek sevindirir, bazen vermeyerek korur. Bazen açılan kapıda, bazen kapanan kapıda hayır gizlidir. Bunu fark edebilmek için de biraz yavaşlamak gerekir.

Camiler sadece ibadet edilen mekânlar değildir. Onlar aynı zamanda insana kendisini hatırlatan duraklardır. Dünyanın hızından sıyrılıp ahireti hatırlatan, kalbi dinlendiren, insana yönünü yeniden gösteren mekânlar…

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey daha hızlı gitmek değil; bir caminin serin avlusunda birkaç dakika oturmak, bir kubbenin altında başımızı eğip tefekkür etmek ve kalbimizin sesini yeniden duyabilmektir.

Çünkü insan bazen yolunu koşarken değil, dururken bulur.

 Şüheda KARAKUŞ

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.