YAVAŞLA (BU DÜNYADAN BİR KERE GEÇECEKSİN)

YAVAŞLA (BU DÜNYADAN BİR KERE GEÇECEKSİN)

Allahım…

Beni yavaşlat, aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir.

Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele.

Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver.

Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği,

belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.

Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol.

Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret;

Bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı,

Güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı,

güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi,

hülyalara dalabilmeyi öğret

Kemal Sayar

İçinde yaşadığımız çağın getirdiği telaş yüzünden fiziksel olarak sürekli koşturuyoruz. Modern dünya öyle bir akış halinde ki, bizden hızlı davranmayı yaşam kuralı haline getirmemizi istiyor. Ancak bu fiziksel koşturmamıza zihin dünyamız ayak uydurmaya çalışırken ne yazık ki duygu dünyamız eşlik edemiyor ve ruhumuzda derin yaralar açılıyor. Bolluk çağında ruhumuz açlıktan kıvranıyor.

6 senedir iş yerime giderken yürüdüğüm yolda bahçeli evler, ağaçların olduğu sokaklar ve iki tane de küçük park var. Ben bu yolda her gün yürürken yılın dört mevsimini doyasıya yaşıyorum. Anı fark edebilmeyi, şükredebilmeyi, Rabbimin yarattığı nimetlerin güzelliğini, ağaçların çeşidini-yaprağını-çiçeğini, toprağın bereketini öğrendim. Önceden neden bu güzellikleri fark etmediğimi düşündüm. Sadece koşuşturuyordum o zamanlar da, çocuklara yetiş, eve yetiş, işlere yetiş. Hayatın getirdiği zorluklar ve yoğun tempo… Meğer yavaşlamaya ihtiyacım varmış. Anı fark etmeye, o anda olanlara odaklanmaya ve en önemlisi görmeye çünkü ben sadece bakıyormuşum. Yağmurun içinde gizlenmiş şarkıyı duyabilmek için yavaşlamaya ihtiyaç varmış. Anın tadını çıkarabilmek için yavaşlamaya ihtiyaç varmış. Kendimize zaman ayırmak için yavaşlamaya ihtiyacımız varmış.

Hayatımda çok etkili olan bir kitap var ‘YAVAŞLA’. Psikiyatrist Kemal SAYAR,  ‘Yavaşla’ adlı kitabında; yaşadığımız bu hız çağında bir an koşmayı bırakıp, şöyle bir kendimize, geçmişe, bugüne ve geleceğe bakmaya çağırıyor bizleri. “Herkesin zamansızlıktan yakındığı bu çağda, hız yapmanın zaman kazandırmadığını, o hızla benliğimizden, sevdiklerimizden ve hayatı duyumsayarak yaşamaktan uzaklaştığımızı anlatıyor.” Bu dünyadan bir kez geçeceğimizi hatırlatan Sayar, yavaşlayarak ailemize, çocuklarımıza, gençlerimize, dostlarımıza ve kendimize zaman ayırmamız gerektiğini ifade ediyor.

Çocuklarımızın da büyümek, öğrenmek ve gelişmek için zamana ihtiyacı var. Bazen o kadar acele ediyoruz ki, her şeyi erkenden yapsın için ona baskı yapıyoruz. Hemen yürüsün, hemen okuma-yazma öğrensin, ödevlerini bitirsin, en başarılı olsun… Oysa bize düşen güvenli bir ortam sağlamak, hayatın ritmine göre onları desteklemek. Zamanın genişliğini doyasıya yaşasınlar. Anlaşmak için zaman gerekir, sevmek için zaman gerekir, güzelliği fark edebilmek için zaman gerekir. Çocuklarımızın bizimle yakın ilişki kurmaya ihtiyacı var. Peki biz ekrandan kafamızı kaldırıp çocuklarımızın gözlerine bakabiliyor muyuz? Onlara zaman ayırıp duygusal bağ kurabiliyor muyuz? Evimizdeki genç çocuklarımızla ne kadar sohbet edebiliyoruz? Unutmayalım bir genç ancak konuşmakla ve kendini ifade edebilmekle sağlıklı bir benlik duygusu geliştirir. 

Yine kitaptan bir alıntı ile yazımı bitirmek istiyorum: Meksika’da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle (Kızılderili) yola koyuluyor. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve öylece beklemeye başlıyorlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar. Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola koyulduktan sonra tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına geliyorlar. Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor, “Hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik?” Yaşlı rehberin cevabı; “Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik.”

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.