Hangi Cahiliye? – Atilla Değirmenci
Cahiliye… Duyarız ara sıra değil mi, bu ifadeyi. Peygamber aleyhisselamdan önceki döneme/zamana verilen isim olarak biliriz. Niçin cahiliye denilmiş acaba, o zamana? Yani bu zaman diliminde yaşayanlar hiç bir şey bilmez miymiş? Örneğin yemeğin lezzetini, kumaşın kalitesini, ev inşa etmeyi, alışveriş yapmayı, ticaretten kar sağlamayı, tarımsal üretimi, hastaları iyileştirmeyi, kaliteli ve kalitesiz ürün arasındaki farkı, yolculuk yapmayı, devlet yönetmeyi bilmez miymiş? Sayılarını artırabileceğimiz tüm bu sorulara cevabımız “hayır, o zamanda yaşayan insanlar da tüm bunları biliyordu” olacaktır. Öyleyse geçmişte yaşanılıp bittiği düşünülen o zaman dilimleri, niçin cahiliye adıyla anılır olmuştur?
Yukarıdaki örnek sorulardan yola çıkarak “cahiliyenin bilgisizlikle, bilgiye ulaşmakla, bilgiyi kullanmakla ve bilgiyi hayatın farklı alanlarına taşımakla bir ilgisi yoktur.” tespitini yapmamız gerekiyor. Çünkü insanın var olduğu her zaman diliminde insanlar; hayatlarını devam ettirebilecek faaliyetler yapıyor, etrafındakilerle çeşitli ilişkiler kuruyor, toplumlarının devamını sağlayabilmek için savaş dâhil her şeyi göze alabiliyor, kendisinden sonra daha düzenli bir hayat sürülmesi için gayret gösteriyorlardı. Geçmişteki insanların davranışları ve hayalleri ile şimdikilerin davranış ve hayalleri örtüştüğüne göre cahiliye zamanla da sınırlandırılamaz. Yani cahiliye geçmişte yaşanmış ve bitmiş bir süreç de değildir.
Cahiliye bilgisizlik değilse, zaman ve mekân ötesinde değerlendirilmesi gerekiyorsa cahiliyenin inanç çerçevesinde basit bir tanımı yapılmalıdır. Cahiliye; Allah ile insanlar arasındaki bağın zaman ve mekânla sınırlandırılmasıdır. Allah Teâlâ’nın hükümlerini barındıran İslam’ın hayata müdahalesini engellemek ve İslam’ın hayatla bağının koparılmasını sağlamaktır. Yani Allah’ı hayattan çıkardığınızda kalan ne ise cahiliye de odur. Tabi ki Allah’ın kuralları insan hayatından çıkarsa/çıkarılırsa yerine beşerin ve ideolojilerin kuralları yerleşecek/yerleştirilecektir. Ve yerleştirilecek her kural cahiliyenin nefesini taşıyacaktır.
Allah ile irtibatını ‘Kur’an ve Sünnet’ dengesinde sağlayan, eylemlerini de söylemlerini de Peygamber liderliğinde belirleyen ve tüm bunlar için zaman/mekân gözetmeyen herkes –okula gitmemiş olsa da, alfa-be’yi öğrenmemiş olsa da- cahiliyeden uzaktır. Çünkü bu insanlar hayatlarını Allah’ın sınırları çerçevesinde anlarlar ve yaşarlar. Yaşantılarının içerisinde yanlışta ısrar etmemek önemli bir prensiptir. Bir de yapısı Allah tarafından belirlenmiş bir denge üzerine hayat sürerler ki bu denge bu insanları aşırılıklardan korur. Neticede aşırılıklar cahiliyenin en bariz görüntüsü ve izidir.