Aşırılığa Karşı Nebevi Reçete –Halil Demirbaş

Aşırılığa Karşı Nebevi Reçete –Halil Demirbaş

Hiç şüphesiz insanı en iyi tanıyan, ona nefsinin neleri fısıldadığını en iyi bilen ve ona şah damarından daha yakın olan Rabbimizdir. Zira insan denen bu çok bilinmezli denklemin yaratıcısı O’dur ve bu denklemin dengede kalmasına yönelik kesin formülleri Peygamberi vasıtasıyla vahyeden de yine O’dur. Dolayısıyla insan; çıkmaza girdiğinde, dengesini kaybettiğinde ve uçlarda gezmeye başladığını hissettiğinde vahye ve o vahyi tebliğ eden Muhammed aleyhisselama gitmelidir. Vahyin diriltici soluğuna teslim olmalıdır, yürüyen Kur’an olan Muhammed aleyhisselamın kendisine sunduğu reçeteyi büyük bir hassasiyetle takip etmelidir.

Aşırılık kavramının Kur’an’daki karşılığını iki kavram ile ifade etmemiz mümkündür; gulüv ve i’tidâ. Gulüv “Kur’an ve Sünnet’in belirlediği genel İslâm anlayışının sınırlarını aşmak” diye tanımlanabilir. Bu kavram Kur’an’ın iki yerinde Kitap Ehli’nin dinde aşırı gitmeleri anlamında kullanılmıştır. İ’tidâ ise “İlahi emirleri çiğnemek, haddi aşmak ve taşkınlık yapmak” olarak tarif edilebilir1. Sahih hadisi şeriflerde de benzer kullanımları bulmamız mümkündür. Mesela Efendimiz aleyhisselam abdest alırken bir uzvu üç defadan fazla yıkmayı i’tidâ kavramı ile ifade ediyor (Nesâî, “Ṭahâret”, 104). Dolayısıyla gerek ayetlerdeki kullanıma gerek hadislerdeki kullanıma baktığımızda şunu ifade edebiliriz; dine taalluk eden herhangi bir meselede olması gerektiğinden öteye geçmek, durulması gereken yeri aşmak ve bu dini bize pratik olarak öğreten Muhammed aleyhisselamın örnekliğinin dışına çıkmak aslında birer aşırılık durumudur.

Efendimiz aleyhisselamın farklı zaman ve zeminlerde farklı konulardaki aşırılıklara karşı Ashabını uyardığını bize gelen sahih rivayetlerden öğreniyoruz;

Mesela dua ederken sesi yükseltmeyi, hastalık ve yolculuk esnasında namaz ve oruç gibi ibadetler için tanınan ruhsatları kullanmamayı uygun bulmamıştır. (Buhari, Tevhid 9; Nesâî, Ṣıyâm 47 ve 48) Oruç tutarken iftarda acele etmeyi, sahuru ise geciktirmeyi tavsiye etmiştir.  (Müsned,V 147; Buhari, Ṣavm 33 ve 45) İnsan gücünü zorlayacak şekilde nâfile namaz kılmayı tasvip etmemiştir. (Buhari, İman 32; Teheccüd 18) İmamlık yapanların namazı uzatmalarını eleştirmiştir. (Müsned, IV 118; Müslim, Salat 182) Aşırı şekilde ibadete dalarak eşini ihmal eden Abdullah b. Amr b. Âs’ı uyarıp eşine karşı da sorumlulukları bulunduğunu hatırlatmıştır.  (Buhari, Ṣavm 55) Yaptıkları ibadetleri azımsayarak geceleri sürekli namaz kılacaklarını, gündüzleri de devamlı oruç tutacaklarını ve cinsî hayatlarına son vereceklerini söyleyen sahabelerin bu tutumunu İslâm’da ruhbanlığın bulunmadığını belirterek sünnetine aykırı bulmuştur. (Buhari, Nikâḥ 1; Ebu Davud, Teṭavvu 27) ve dinî hükümleri aşırılığa kaçarak uygulamaya çalışanların bunda muvaffak olamayacaklarına dikkat çekmiştir.2

Burada sayılan ve sayılmayan bütün bu aşırılıklara karşı kesin çözüm getirecek reçete Efendimiz aleyhisselamın sünnetine tabi olmaktır. Çünkü O, denge peygamberidir ve bize her zaman dengede kalmayı tavsiye etmiştir. Dolayısıyla uçlarda gezmek istemiyorsak, hayatı

1 Dia, “Teaddi ve Ğuluv” mad.

2 Dia, “Teaddi” mad.

fıtratımıza uygun bir modda yaşamak istiyorsak Efendimiz aleyhisselamın sünnetine gücümüz yettiği kadar tabi olmaya gayret edeceğiz.

Rabbimizden bizleri aşırılıklar karşısında Efendimiz aleyhisselamın sünnetine sıkı sıkıya bağlanan bahtiyar kullarından kılmasını niyaz ederiz..

Sözlerimizin sonu Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun…

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.