BİZİ KALBİMİZDEN YAKALADILAR

BİZİ KALBİMİZDEN YAKALADILAR

Zihniyet dönüşümümüzden bahsediyorum.

Her gün yeni bir güne değil, adeta yeni bir “çağa” uyanıyoruz. Baş döndürücü bir hızla gelişen teknoloji, bizi her an şaşırtmaya devam ediyor. Kimi zaman bu yeniliklerin sunduğu konfora kapılıp mutlu oluyoruz, kimi zamansa “Yok artık, bu kadarı da mı?” diyerek hayretler içinde kalıyoruz. Yapay zeka uygulamaları artık cebimizde bir akıl hocası, telefonlarımız ise adeta bir uzvumuz haline geldi. Peki, bu “akıllı” cihazlar bizi ne kadar hakiki bir hayata taşıyor?

Sanal dünyanın pırıltılı ışıkları arasında gerçek hayatı ıskalamak, günümüzün en büyük trajedisi. Burnumuzun ucundaki “an”ı hakkıyla yaşamak, bir dost ile samimiyetle sohbet etmek varken; neden sürekli ekran kaydıran birer gölgeye dönüştüğümüzü anlamak gerçekten güç. İşin acı tarafı, bu durum artık bir kuşak meselesi olmaktan da çıktı. Etrafıma bakıyorum; 40 yaş üstü anneler, babalar, sorumluluk sahibi yetişkinler de en az gençler kadar bu girdabın içinde.

Bu gidiş nereye? Hazzın esiri, sabrın yabancısıyız

Gençler zaten çoktan “sanal dünyanın vatandaşlığına” kabul edildiler. Onların dünyasında gelenekler, görenekler ve hatta dini hassasiyetler bile ancak dijital dünyanın izin verdiği ya da “trend” olduğu kadar yer bulabiliyor. Bu kopuşun temelinde ise derin bir yanılgı yatıyor. Sürekli haz peşinde koşmanın mutluluk getireceği zannı.

Bugün, her dediği anında ikiletilmeden yapılan, hayatın zorluklarından cam fanuslar içinde korunan bir nesil yetiştiriyoruz. Oysa hayatın zorluklarına dâhil edilmeyen, tahammül etmeyi ve “hazzı ertelemeyi” öğrenemeyen bireyler, ileride istedikleri gerçekleşmediğinde şiddeti bir kaçış yolu olarak görüyor. Gözden Kalbe Giden Yol

Bu ruhsal savruluşun ilacını aslında asırlar öncesinden İmam Gazali ne kadar zarif bir şekilde özetlemiş:

“Kâfirler, fâsıklar ve gâfillerle zahirî beraberlik, zamanla zihnî beraberliğe; zihnî beraberlik de bir müddet sonra kalbî beraberliğe dönüşür. Bu ise insanın adım adım helâke sürüklenmesi demektir.”

Gözümüzün daldığı ekranlar, vaktimizi paylaştığımız sanal karakterler ve zihnimize doldurduğumuz içerikler önce düşüncelerimizi, sonra da kalbimizi inşa ediyor. Bu noktada Rehberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin şu uyarısı, kulağımıza küpe olmalı:

“Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.”(Ebû Dâvûd, Edeb, 16)

Kiminle vakit geçirdiğimize ve ekranların bizi kiminle “arkadaş” yaptığına basiretle bakmayı Rabbim (İnşaAllah) cümlemize nasip etsin. (Amin ecmain)

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.