KAPAK-Dr. Fatih Muhammed Çakmak – Asr’ın Öğüdü: Hakkı ve Sabrı Tavsiye

KAPAK-Dr. Fatih Muhammed Çakmak – Asr’ın Öğüdü: Hakkı ve Sabrı Tavsiye

“Hâlikin nâ-mütenâhî adı var en başı Hak

Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak”

Mehmed Akif Ersoy

Kur’an-ı Kerîm’in en özlü sûrelerinden biri olan Asr sûresi, insanın kurtuluşunu dört temel ilke ile ortaya koyar: İman, salih amel, hakkı ve sabrı tavsiye. Bu ilkelerden özellikle “hakkı ve sabrı tavsiye” insanın hem bireysel hem de toplumsal mücadelesinin merkezinde yer alır. Çünkü hak, doğruyu savunma cesaretini; sabır ise bu yolda direnme iradesini temsil eder. Kur’an’ın başka ayetlerinde de bu vurgu açıkça görülür. Mesela, Âl-i İmrân sûresinin 200. ayetinde sabır kurtuluşun ön şartı olarak zikredilirken, Lokman sûresi 17. ayette iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak ve sabretmek azim gerektiren işler olarak tanımlanır.

Mehmed Âkif Ersoy, Safahât’ında Asr sûresinin özlü mesajını şu dizelerle dile getirir:

“Hani ashâb-ı kirâm ayrılalım derlerken

Mutlaka sûre-i ve’l-Asr’ı okurmuş bu neden?

Çünkü meknûn o büyük sûrede esrâr-ı felâh

Başta îmân-ı hakîkî geliyor sonra salâh

Sonra hak sonra sebât: İşte kuzum insanlık

Dördü birleşti mi yoktur sana hüsrân artık.”

Âkif’in işaret ettiği gibi, insanlığın kurtuluşu bu dört unsurun birleşmesindedir. İman ve amel, hak ve sabırla tamamlanmadığında insan hüsrana uğrar. Bu noktada Nurettin Topçu’nun sözleri, içinde bulunduğumuz günlerin zorlu mücadelesine bir vurgu olarak gün yüzüne çıkar:

“Bugün Fransız ve İtalyan milletlerini Katolik inancından, Türk milletini Müslümanlıktan ayırmak imkânsızdır… Çünkü İslâm, yalnız secde halinde değil, secdeye eğilen başımızdadır. Yalnız camide değil, ezan sesleriyle dolan evlerimizdedir. Yalnız Kur’an’da değil, onunla nurlanan yüzlerimizdedir. Onu imhaya çalışanlar, bilmelidirler ki bu ev yıkılmaz, bu baş koparılmaz, bu yüz yüzlerimizden çalınmaz” (Topçu, 2004, s. 18).

Topçu’nun mezkûr ifadeleri kimliğimizi, şahsiyetimizi ve milliyetimizi korumanın en büyük mücadele olduğunu gösterir. Söz konusu tespit ümitsizlik, karamsarlık ve buhran havası oluşturmak için yapılmamıştır. Bilakis aksiyona, harekete ve mücadeleye dönük bir davettir. Topçu’nun çizdiği çerçevede bizler Hz. İbrahim’den Hz. Muhammed’e (sav), Hz. Ömerlerden Kılıç Arslanlara, Yunuslardan Yıldırımlara uzanan büyük bir ruhun emanetini taşımaktayız. Her yeni ihtiyaca cevap ararken, bu mirası korumak ve onun rehberliğinde hareket etmek zorundayız. Bizim hareketimiz, mesuliyet hareketidir; davâmız hayata uymak değil, hayatımızı hakka uydurmaktır (Topçu, 2023, ss. 219-222).

Böyle bir nazarla düşünüldüğünde bugün hakkı ve sabrı tavsiye etmenin zirvesi, etrafı dört bir yandan kuşatan kötülüğe rağmen iyi kalabilmeyi başarmaktır. Zira bugün ümmet olarak karşı karşıya olduğumuz en büyük tehdit, kimliğimizi kaybetmek ve şahsiyetimizi yitirmektir. Batı’yı taklit etme hastalığı, maddeyi kutsallaştıran büyük sermaye ve dünyevileşmenin yıkıcı etkileri insan ruhunu kuşatmaktadır. Zor koşullar, sağlam irade ve gayret ister. Özgüven, birikim ve fedakârlık ister. Kuşatmalar ancak gayretli insanların inanç ve azimle yardımlaşmasıyla bertaraf edilir. Önce inanmak, sonra inancının gereği olarak harekete geçmek ve nihayetinde sebat ederek yılmadan mücadele etmek gerekir. İşte bu noktada Asr sûresinin öğüdü yeniden anlam kazanır: Hakkı ve sabrı tavsiye etmek.

Hakkı tavsiye, kötülüğe rağmen doğruyu savunmak ve iyiliği kaim tutmaktır. Şahsiyetsizleştirme çabaları karşısında kimliğimizi korumaktır. Sabır ise bu mücadelede yılmadan direnmek, şahsiyetimizi muhafaza etme gayretinde olmaktır. Âkif’in meşhur dizelerini hatırlayıp “Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım” iradesini kuşanmaktır:

“Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!

‘Adam aldırma da geç git!’ diyemem aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!”

Bugün hakkı ve sabrı tavsiye etmek, yalnızca bir öğüt değil, varoluşsal bir zorunluluktur. İyi kalabilmek, kötülüğe rağmen insanlığını koruyabilmek, sabırla mücadele etmek ve başkalarını da bu yolda teşvik etmek, Asr sûresinin çağımıza sunduğu en güçlü mesajdır.

Netice itibarıyla Mehmed Âkif’in Asr sûresinden çıkardığı dersler ile Nurettin Topçu’nun kimlik ve şahsiyet üzerine yaptığı vurgular aynı noktada birleşir: İnsanlığın kurtuluşu imanla başlayan, salih amelle devam eden bir mücadele; hakkı ve sabrı tavsiye ile sürdürülen bir yolculuktur. Bu yolculuk, milletimizin ruhunu koruyacak ve onu taklitçiliğin, maddeperestliğin ve kimliksizliğin karanlığından çıkaracaktır. Yaşadığımız çağın yolcuları, Asr’ın öğüdünü sık sık hatırlamak durumundadır: Hüsrana uğramayanlar ancak hakkı ve sabrı tavsiye edenler olacaktır.

Yararlanılan Kaynaklar

Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an Yolu Tefsiri. 5/682-684.

Mehmed Âkif Ersoy, Safahât. İstanbul: 1944.

Nurettin Topçu, Yarınki Türkiye. İstanbul: Dergâh Yayınları, 2023.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.