TAHRİM SURESİ

04.10.2026
TAHRİM SURESİ

Nasıl insanın, eşyanın, devletlerin, duyguların eceli varsa dünyanın da bir eceli var. O gün geldiğinde yer ve gök dürülecek, her şey yok olacak, Allah’ın (cc) dışında baki kalan olmayacak. Allah’ın (cc) kanunu budur. Ecelini bilen insan kadar cahil olan var mıdır? Cüretkâr olan? Bilir de tedbir almaz, bilir de hemen unutur, bilir de yokmuş gibi hareket eder. Akıllı olan bilir ve gereğini yerine getirir. Neyin gereği? Kulluğun gereği, biz kulların nisyanını bilen Rabbimiz ısrarla hatırlatır yakîn gerçeği. Aynı gerçeği Âmine annemiz de Peygamberimize haykırmıştı. Evladına teselli olsun diye söylediği sözler yıllar sonra bize kadar gelip teselli oldu kulak verenlere. Neydi o sözler?

“Her başlayan biter, her gelen gider, her yeni eskir, her taze bayatlar, her güzel çirkinleşir, her yaşayan ölür. Ezelî ve ebedî olan sadece Allah’tır (cc). Evet, ben de ölüyorum; fakat adım ebediyen yâd edilecektir. Çünkü arkamda hayırlı ve tertemiz bir evlat bırakıyorum. Oğlum Muhammed’im, yolun bundan sonrasını bensiz gideceksin, korkma; Allah (cc) seni asla zayi etmeyecektir.“

Allah (cc) kulunun tertemiz niyetlerle yaptığı amelleri zayi eder mi, kulluğunu zayi eder misallerini, yönelişlerini, tövbelerini zayi eder mi? Hayır! Çünkü o insan değil, O Rabbimiz, yaratıcımız… İnsanı, insan zayi eder; Rabbi değil. Hayatın anlam ve amacını idrak etmemize Rabbimiz yardım etsin.

Saygıdeğer okurlarım, dergimizin bu sayısında Tahrim Suremizden rızıklanmaya çalışacağız. Artık bildik, iman ettik, en büyük rızık iman, amel, niyet, kulluk, eş, hayırlı evlat, salih arkadaş… Rabbimiz rızkımızı artırsın, rızkın kaynağını unutturmasın… Tahrim Suresi, mushaftaki sıralamada altmış altıncı, iniş sırasına göre yüz yedinci sûredir. Hucurât Sûresi’nden sonra, Tegâbün Sûresi’nden önce Medine’de nazil olmuştur. Suremiz adını Hz. Peygamber’in kendisi için koyduğu geçici yasaklardan söz edilirken ilk âyette geçen tahrîm kelimesinden almıştır.

Suremizin  konusu  “Kuran Yolu”  tefsirimizde şöyle ifade edilir: Hz. Peygamber’in (sav) bir eşine verdiği sırrı koruyamaması ve buna bağlı olarak gelişen olaylardan hareketle, aile ilişkilerinde güvenin önemi üzerinde durulmak­ta, müminlere hitap edilerek aile sorumluluğunun önemine dikkat çekilmekte, in­karcılar ve iman etmiş gibi görünen münafıklara sert bir uyarı yapılmakta, tövbe­nin kararlı bir iradeye dayalı olması gerektiği bildirilmekte; aile sorumluluğu kav­ramının yanlış anlaşılmaması için, yükümlülük çağındaki herkesin yaptıklarından şahsen sorumlu olacağı bazı örnekler ışığında açıklanmaktadır. Suremiz 12 ayettir.

Suremizin 1.ayeti bir uyarıyla, ikazla başlar; “Ey Peygamber! Allah’ın (cc) sa­na helâl kıldığını, eşlerini hoşnut etmek arzusuyla niçin kendine haram kılı­yorsun? Bununla beraber Allah (cc) bağışlayıcıdır, merhametlidir.”

İlk ayetimizin nüzulü hakkında birçok rivayet bulunmaktadır. Bu ayet ne için indi sorusunun cevabı olarak bugüne kadar çok farklı olaylar anlatılmıştır. Aslolan helalin yasak kılınması olayıdır. Allah’a rağmen alınan tavırdır. Taberî’nin belirttiği üzere âyetlerin ifadesine bağlı bir yorum yapmak daha isabetli görünmektedir. Buna göre; 1. âyetten çıkan mâna şu olmaktadır: Hz. Peygamber esasen helâl olan bir şeyi kendisine yasaklamıştı; Allah Teâlâ tarafın­dan, eşlerinin hatırına veya onlar sebebiyle kendisini böyle bir mahrumiyete itme­sinin doğru olmadığı bildirilmiş, 2. âyette de böyle bir karar yemin eşliğinde ve­rilmiş olsa bile, üzerinde sebat edilmesi uygun olmayan yeminlerden vaz geçip ke­faret ödeme tarzında şer’î bir yol bulunduğu hatırlatılmıştır. Ya­sağın konusu cariyesine yaklaşmama, bir şeyi yememe veya içmeme olabileceği gibi başka bir şey de olabilir. Hz. Peygamber’in (sav) kendisi için koyduğu bu yasak ka­rarını alırken yemin edip etmediği kesin olmamakla beraber yemin ettiğine dair bazı rivayetler bulunmaktadır.

Günümüzün ve her dönemin en önemli konularından biri aile ve korunması gereken sınırlar, sırlardır. Güvenin sağlanamadığı, evler bir süre sonra şeytanın oyun alanları olmaya namzettir. Ağızdan çıkan sözler emanettir, hangi şartlar altında olursak olalım onları korumak asli vazifemizdir. Bunu gerçekleştirenler dünyada cenneti yaşamaya başlarlar. Tersi de büyük bir hüsrandır. Ayetlerimizin devamı şu şekilde devam eder:

6. ayet “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız/güçlü, Allah’ın (cc) kendilerine buyur­duğuna karşı gelmeyen ve kendilerine emredileni yerine getiren melekler var­dır.”

7. ayet “Ey inkâr edenler! Bugün Özür dilemeyin. Siz sadece yapmış oldukları­nızın cezasını çekeceksiniz.”

8, ayet “Ey iman edenler! İçtenlikle ve kararlılık içinde Allah’a (cc) tövbe edin. Umulur ki Rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi altların­dan ırmaklar akan cennetlerine koyar. O gün Allah (cc) Peygamber’i ve onunla aynı imanı paylaşanları utandırmaz. Onların nurları önlerinde ve sağ yanla­rında ilerleyerek yollarını aydınlatırken şöyle derler: “Rabbimiz! Nurumuzu arttır, eksiltme ve bizi bağışla. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter,”

Bir yakıt düşünün insan ve taşlardan oluşan, bir ateş düşünün çepeçevre saran, sarmalayan… İman edenlerden istenen ne? Ehlinizi bu ateşten koruyun. Bugün işlediğimiz her haram ateşin bir yakıtıdır. Yakıtlar ahirete burdan gidecek. Her tür ahlaksızlık, kötülük, hadsizlik bizim sonumuz olacak Allahüm mahfazna.

Ahirette dilenen özürler, inkarcılara bir fayda sağlamayacak. Ahiret özür dileme yeri değil yapılan hataların, işlenen haramların karşılığını bulacağı yerdir. Rabbimizin rahmeti gereği ne eksik ne fazla her yanlış karşılığını bulacak.

Müminler hata da yapmış olsalar hemen ardından tövbe ettikleri için tövbenin bir anlamı olacaktır. Onlar kusur işleseler de dönüşü bilirler. Dünyada korku ve umut arasında yaşadıkları için ahirette de bu halleri devam edecek, tövbelerinin her zaman bir anlam ve değeri olacaktır. Müminlerin duası ,nurlarının artması ve bağışlanmaları yönündedir. İstiğfarın değerini bu ayetlerle bir kez daha anlamış oluyoruz. Hatalarımızın örtülmesini istiyorsak istiğfar ve tövbe libaslarını giyeceğiz. Hatada ısrar etmeyip yönelişimizi sağlam kılacağız. Rabbimiz demiyor ki siz günah işlemezsiniz. Günah işleyip tövbe edersiniz diyor. Ayetlerden anlıyoruz ki günah işlemeyen bir topluluk olsaydık Allah (cc) bizi giderir yerimize günah işleyip tövbe eden bir topluluk getirirdi. Burda temel espri nedir, biz müminler insanız unutur, yanılırız fakat hatada ısrar etmeyiz. Allah’ın (cc) bizden muradı arınmamız. Vaktinde, vakitlice, zaman kaybetmeden, hemen….

Tahrim Suresi’nin son ayetleri şöyle gelir:

 10. ayet “Allah (cc), inkâr edenlere Nuh’un karısı ile Lût’un karısını misal ver­mektedir: Onlar kullarımızdan iki erdemli kişinin nikâhı altındaydılar ama kocalarına hıyanet ettiler. Dolayısıyla kocalarının da Allah’tan (cc) gelen cezaya karşı onlara bir faydası dokunamadı ve “Haydi, diğer girenlerle birlikte girin bakalım ateşe!” dendi.

11. ayet “Allah iman edenlere de Firavun’un karısını misal vermektedir: O, “Rabbim!” demişti, “Yüce katında, cennette benim için bir ev yap; beni Firavun’dan ve yaptıklarından kurtar ve beni bu zâlimler toplu­luğundan da selâmete çıkar!”

12. ayette “Bir de İmrân kızı Meryem’i (misal vermiş­tir): O iffetini çok iyi korumuştu, biz de ona ruhumuzdan üfledik; o, Rabbinin sözlerini ve kitaplarını hep tasdik etti ve o içtenlikle itaat edenlerdendi.”

Kuranımızın muhteşem üslubuna, harika örnekler… Peygamber eşi ama inkar etmiş, azgın birinin eşi ama iman ziynetini bulmuş.Teslimiyet abidesi iki kadın, kıyamete kadar bizlere örnek olacak. Diğerlerinin akıbeti, Peygamber eşleri de olsalar Allah’ın (cc) rahmetinden uzak kalacaklar. Allahuekber… İtaat veya isyanın meyvesini devşirmek kişinin imanına/inkarına bağlanmıştır. Bu minvalde bir gün her türlü zulüm bitecek herkes yaptıklarının karşılığını tastamam alacaktır. O gün nurları; sağını, solunu, önlerini aydınlatanlara ne mutlu… Onlar ahirette Allah’tan saray/ev umabilirler… Hem dünya, hem ahiretini kaybedenler ne bedbahttır… Dönüş de yok, sığınma da, af ve bağış da olmayacaktır…

Rabbim kazandığımızı zannedip de kaybedenlerden eylemesin bizleri. Tahrim Suremizin bereketi üzerimize olsun. Sahibimize emanet olun…

Türkan UÇAR

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.