SEYAHAT SIHHAT ŞAHİD
Merhabalar
Önceki yazımda ” Ellerini açtı. Rabbi sesini duydu ve duasını kabul etti. Gözyaşlarımı tutamıyorum. Ravza’da teravih namazı hayalleri süslüyor hayatımı…” diye bahsetmiştim. Hayallerimin hayatım oluşunun yolcuğuna çıkıyoruz inşallah.
Nevşehir’den annemle birlikte diğer ekiple buluşmak üzere İstanbul’a uçuş yaptık transit transfer bir uçuştu. Medine uçağına çok az bir vakit kalmıştı vardığımızda. yetkililerden yardım istedim “çağır beni gelem sana” ilahisinin gerçek oluşunu ilk hissettiğim an bu andı sadece annem ve benim için bir kapı açıldı pasaport görevlisi bizim için geldi pasaportlarımızı kontrol etti ve biz dış hatlara geçmiş olduk görev yerini kitleyerek oradan uzaklaştı. Allah’ım öyle güzel ayarlamıştı ki her şeyi biz sahur vaktinde Medine’ye vardık. Sahurumuzu yapıp Medine sokaklarında yürürken ezan sesini duyduk o anların, O anki havanın hayatıma getirdiği bahar tarif edilemez bir güzellikteydi.
Cemaatle namaz kıldıktan sonra heyecanlı bekleyiş başladı. Ben her daim heyecanını diri tutan insanlardanım hangi işi yaparsam yapayım ilk heyecanımı hatırlar kalbimin sesini duyarak devam ederim 8 yıl aradan sonra Mescidi Nebevi’nin avlusunda olmak ilk gittiğim zamanki kadar mutluluk vericiydi. Yeşil kubbeye bakarak randevu saatimizi bekledik dualarla zikirlerle salavatlarla bazen gözyaşlarıyla. Gün doğuyor ve şemsiyelerin açılmasına şahit oluyoruz. Efendimiz burada diye mi bilmiyorum her şey güzel gelir mi insana gökyüzü, günün yavaş yavaş ağıran hali Yeşil Kubbe, tek bir amaç için bir araya geldiğimiz farklı dillere farklı tenlere sahip insanlar..
Sen bu kadar güzelsin diye mi güzel bakıyoruz Efendim 🌹 vakit yaklaştıkça elim ayağıma dolanıyor vuslatın güzelliğine kapılıyordum. Teknoloji çok ilerlemiş daha önceki geldiğimizde olmayan yenilikler var QR kodlarla giriliyor Efendimizin yanına…
Yanına dediysem mescidinin içine girmek nasip oluyor. Bölüm bölüm mescidinde ilerleyerek Efendimize yaklaşıyoruz önceki anılarımdan geldik mi diye hatırlamaya çalışarak geçti bu kısım. İçimden salavatlar getiriyorum çokça, toplu bir şekilde yürüyüş başladı. Alemlerin yaratılışına sebep olan Sevgiliye yaklaşıyoruz …
Yeşil demirleri görüyorum bir adım sonra yeşil halı’dayım hemen namaza duruyorum. Dünya zamanını kestiremediğim dakikalarca durdu sanki bütün üzüntülerim kırgınlıklarım dualarım bekleyişlerim aradıklarım yerini huzura bıraktı. Mekke ve Medine’nin dünyadan uzak yerler olduğunu söylemiştim ama hissetmek çok ayrı bir şey… Umre ziyaretlerinde ilk Medine’ye gidenler için Resulullah davet etmiştir diye bir yazıya denk gelmiştim yaşayarak tecrübe etmiş oldum Elhamdülillah.
Rabbim tüm isteyenlere dünyanın durduğu yeşil halıda Efendimizin yanında olmayı nasip etsin kolaylaştırsın ve tekrar tekrar davet etsin inşallah. Haliyle zaman doluyor ve ayrılış vakti geliyor. Ayaklarım gitmek istemiyor her anı sütununu minberini mihrabını hafızama kazımak istiyorum Elhamdülillah ki telefonlarımız var ve bu anları kayıt etme fırsatım oluyor. Çıkarken bize ikram da veriyorlar. Yanında olabilme ikramının yanında Efendimizin cömertliğini hatırlattı bana… Senin ümmetin olmak ne büyük Şeref Ne kıymetli bir ünvan Efendim…
Tekrar mescidin bahçesindeyim fark ediyorum ki kimse arkasına dönmüyor Sana, geri geri adım atarak çıkıyor selamlayarak ayrılıyorlar. “Sen hala 40 yaşındasın ve ümmetinin başındasın” Efendim…
İstirahat etmek üzere otelimize dönüyoruz Medine sokakları da hayran bırakıyor kendine beni sarı çiçekli sokaklardan geçiyorum. “Güller ağlar olmuş onun hasretinden” ilahisi çalıyor zihnimde. Öğlen namazı niyetiyle hazırlanıp mescide geliyoruz. Medine bir başka ya anlatamıyorum herkese yaşamak nasip olsun inşallah. İkindi namazını da kıldıktan sonra çevredeki mescitleri ziyaret için hocamızla birlikte yürüyüşe başlıyoruz ilk önce Gamame mescidine gidiyoruz. Bulut Mescidi olarak geçiyor Efendimiz Bayram namazlarını ve yağmur dualarını bu alanda yapıyor daha sonradan mescid haline getiriliyor. Çok yakınında Hz Ebubekir Mescidi var. Hazır mescidine gelmişken Hz Ebubekir’e dair de bir şeyler söylemek istiyorum. Cennetin her kapısının açılacağı tek insan. Efendimiz ne istese bende var ne söylese ben varım diyen ilk insan kendime dair düşündüğüm ve dilediğim örnek aldığım Aziz insan… Sıddıklığı ve yol arkadaşlığını rehber edindiğim yegane kul, kıymetli dost. Cennette tanışmayı konuşmayı Efendimizi senden dinlemeyi ne çok isterim ya Ebubekir…
Hz Ömer mescidi ile devam ediyoruz. Sırası ile Hz. Osman ve Ali mescidlerine ziyaretler yapıyoruz. Bu sıralarda rehberimiz kıymetli İsmail hocam halifelerimizden anlatımlar yaparak ve bizlere kitap önerileri yapıyor. Aklımda kalanlar lise zamanında okuma fırsatım olan Ali Ulvi Kurucu Hatıralarım ilk kez duyduğum Medine’de ölmeyi dileyen Dindar Bir Doktor Hanım Ayşe Hümeyra Ökten. Edindiğim ama okuma fırsatım olmayan Wadah Khafkar İlkbahar…
Tekrar mescide doğru dönerken Rehberimiz Beni Sakife gölgeliğini de gösteriyor bize. Bir dönem hurma ağaçları sökülmüş daha sonradan tekrar dikilip koruma altına alınmış ve etrafı çevrelenmiş bir şekilde duruyor burada siyer okumalarımda daha önce hiç duymadığım bir anlatım yapıyor:
Hz Ömer ve Hz Ebubekir arasında Efendimizden sonra birbirlerine halifeliği takdim ettikleri yer burasıymış. Rehberimizin İsmail hocam olmasından dolayı da hamd ediyorum. Ziyaretlerimiz burada son buluyor ve diğer heyecanlı bekleyişe gidiyoruz iftar vakti yaklaşıyor öyle bereketli bir cemaat var ki biz ancak bahçesindeki halılarda yer bulabiliyoruz. Kısa bir zaman sonra önümüze sofralar seriliyor iftariyelik paketler tek tek bize sunuluyor bununla da kalmıyor her insan getirdiği şekerden hurmadan paketli gıdalardan bizlere de ikram ediyorlar buradaki bereket buradaki medeniyet kalbimi derinden etkiliyor.
Vakit tamam diyor ve ezan okunuyor Efendimizin yanında bir iftar açmak bana da nasip oluyor Elhamdülillah Allah’ım denizlerindeki kum taneleri kadar sana hamdü senalar olsun…
Ramazan’da Medine’de olmanın heyecanları anlattıklarımla da sınırlı değil sırada yeni bir heyecan teravih namazı var. Bizim ülkemizdekinin aksine her şey o kadar yavaş o kadar sakin o kadar anda kalmak üzerine ki ikişer rekat şeklinde kılınan teravih namazı alışıla gelmiş olduğumuz hızlardan sıyırıyor beni. Pervanelerden gelen serin hava ara ara şemsiyelerin sütunlarından fışkırtılan sular hepsi şu an yazarken dahi beni tebessüm ettiren anlar elhamdülillah elhamdülillah elhamdülillah. Teravih namazı da son buluyor bir şekilde yolumu uzatmak nasip oluyor Medine’de az kalacağımı hissetmişcesine Efendimizin adımlarına adımlarım karışıyor neredeyse mescidin etrafını bir tam turlayarak şehrin bazen içine girerek ve tekrar avluya dönerek otelimize yürüyorum.
Şimdi yeni bir yolculuk başlıyor okçular tepesi Uhud’a doğru gideceğiz. İlk baş yadırgıyorum aslında gündüz mü gitseydik diye düşünüyorum ama gece görmek de bir başkaymış. Beni okçular tepesini terk eden sahabelerin isimlerini hiç öğrenemeyişimiz çokça etkiler. Nasıl bir ümmet bilinci ki kardeşini ifşa etmeyen ötekileştirmeyen yaftalamayan. Bir davranışın sonucunu kardeşlikle göğüsleyen bir ümmet. Sizleri görmeyi tanımayı Efendimizi dinlerken başınıza konan kuşu uçurmayan saygınızı hissetmeyi çok isterdim. Uhud’un heybeti ve hüznü gece dahi hissediliyor. Hz Hamza, Musab Bin Umeyr ve niceleri… Efendimizin yaralanışının kalplere verdiği sızı. Sığındığı mağaraya yaklaşamasak da bize sesleniyor sanki duyabiliyor insan. Daha önce ki geldiğimde hatırlayamadığım Şuheda mescidini görüyorum. Burası şahitlerle dolu ve bu yaşımda beni de şahit kıldı yine ve sayısızca elhamdülillah…
Küba mescidine doğru yol alıyoruz. Vardığımızda teheccüd namazı kılınıyor mescitte. Ekipçe azk kuyusunun bulunduğu hurma bahçesine giriyoruz öncelikle. “Küba Mescidi’nin yakınında, Gölgelik Bahçesi (Bustan el- Müntazıl) içerisinde bulunur. Peygamber Efendimiz’in hicretten sonra bu kuyunun suyundan içtiği ve bereketlenmesi için dua ettiği rivayet edilmektedir.” Efendimizin sünnetini gerçekleştirip Rehberimizin burada ki anlatımlarıyla yeşilliklerin arasında ki sohbetin tadına varıyoruz… Bu kuyuyu ve bahçeyi bilmiyordum nasip olmasının ve hem Küba mescidi hem burasını da gece görmenin gerçekten çok etkilediğini söyleyebilirim. Umarım gideceklerin fırsatı olur yahut tekrar nasip olur bir gecesi bir gündüzünü görmenizi diliyorum. Rehberimiz Hz. Osman’ın, üzerinde “Muhammed Resûlullah” yazılı olan ve Hz. Peygamber’den kendisine miras kalan mühür yüzüğünü düşürdüğü Erîs Kuyusunun yerinide göstererek anlatım yapıyor. (Hâtem Kuyusu olarak da bilinir).
Küba mescidinde namaz kılarak ayrılıyoruz.
Mescidi Kıbletyn’ e varıyoruz. İki kıbleli mescid nazlı çiçeğim Mescidi Aksa’yı getiriyor aklıma… Ne kadar özlediğimi fark ediyorum tekrar gitmeyi, daha çok gitmeyi ümmetçe gitmeyi dualarıma katıyorum. Bizi bekliyor hasretle, kavuşmalar ve fetihler nasip olsun inşallah… Otelimize dönerek istirahate geçiyoruz sabah Mekke’ye gideceğiz.
Bu gelişimde ziyaret edemedik ama Osmanlı tren garının karşısındaki amberiye mescidine değinmek istiyorum. Hikayesini dinlemeniz isminin nereden geldiğini öğrenmenizi tavsiye ederim.
Bavullarımızı hazırladık diğer bir vuslata yolculuk yapacağız inşallah. Medine’den ayrılırken Zülhuleyfe Mescidinde ihramlara giriyor ve Medine seyrini burada bitiriyorum.
Medine’den ayrılışım bu gelişimdeki ilk görüşümde ki hislerimin tercümanı olan Neccaroğulları’nın küçük kızlarından bahsetmek istiyorum. Efendimizi görünce sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi ‘beni seviyor musunuz’ diye sormuştu onlara ‘seni çok seviyoruz ya Habiballah’ demişlerdi. Sen de:
‘Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum’ demiştin.
Sana gelmek için tekamül etmeyi bekliyor bazen o pişme sürecini gözyaşlarımızla süslüyor sana layık bir ümmet olabilme sorumluluğunun hakkını vermenin çabasını sürdürüyoruz. Efendim Sana gelmeden önce beni sürekli ağlatan hasretin için bu satırlar döküldü gönlümden;
Sevdadandır dedi annem
Küçükken çok inanmıştım
Teslim oldum yaşlı gözlerle
Hicret eden kuşlar gibi
Selam yolladım rüzgarlarla
Gel dedi halime vâkıf olan
Özlem orucuma iftar verdi
Neccar oğullarının kızı gibiydim
Hayatımın en güzel anısı, dermanı
Bahçende yeniden attı sinem
Sevdiğim ne varsa sendenmiş meğer
Baharı hissettim Gül kokunda
Kardeşlerim demiştin Ebu Hüreyyeye
Abad oldum, Yeşil kubbeni görünce
Dünya durdu, ve ben yeniden doğdum
Seni gördüm ya bahar geldi hayatıma elhamdülillah kalan hayatımda yolum sık sık Ravzana çıksın inşallah hayır kapıları açılsın Rabbim tüm isteyenlere nasip eylesin inşallah
Bir sonraki seyrimizde kalplerimizi bir yörüngeye bağlayan o Mukaddes eve gideceğiz inşallah
Selam ve dua ile…
Elif ERGÜN