SÖZ MEYDANI-İbrahim Çiftçi – Unutulan Kavramlardan; Cihat ve Şehadet

04.03.2026
SÖZ MEYDANI-İbrahim Çiftçi – Unutulan Kavramlardan; Cihat ve Şehadet

Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke’nin fethini kasıtla şöyle buyurur: Fetihten sonra artık hicret yoktur, fakat cihad ve niyet vardır. (Allah yolunda) sefere çağrıldığınız zaman hemen katılın.”

Hicret bitse de cihat bitmez, buyuran Allah Rasulü, bu hadisiyle de cihadın kıyamete kadar süreceğini ifade etmiştir. Hicret, bir Müslümanın bulunduğu ülke ya da çevrede inancının gereklerini, yasak, baskı, zulüm ve işkenceden dolayı gereğiyle yaşayamıyorsa ya da yaşamasına müsaade edilmiyorsa yaşamak için, yaşayabileceği bir yere, Allah rızası için göç etmesidir. Önce, İslam’ı yaşamaya elverişli olmadığı hatta işkence ve zulüm hep devam ettiğinden Mekke’deki Müslümanlara (yaşlı ve hastalar yani hicrete güç yetiremeyenler hariç) Medine’ye göç emri verilmişti.

“İnanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır.” ayet-i kerimesi de hicret ve cihat edenleri övmekte ve onlara müjde vermektedir.

Daha sonraları şu, kural haline gelmiştir. İslam’ın yaşanamayacağı yer ve zamanlarda hicret, hem emir hem de caizdir. Ancak bu tür yerleri, (Darul Harb) İslam’ın yaşanabileceği yerler (Darul İslam) haline getirmek, Müslümanların üzerine farzdır. Bunun için de sadece hicret yetmiyor. Cihad da gerekli, farzdır. 

Cihad sözlükte meşakkat, elden gelen güç ve kuvveti sarf etmek demektir. Kavram olarak ise şeriatta “Allah adını yükseltmek, İslam’ı hakim kılmak için İslam düşmanlarıyla savaşmaktır. Cihad Allah için savaştır, mücadele etmektir. Hem cemaat hem ferdi anlamda mücadele, mücahededir. 

Ebû Katâde’den (Allah ondan razı olsun) rivâyet edildiğine göre, bir gün Efendimiz ashâb arasında ayağa kalktı ve “Allâh’a îman etmek ve Allah yolunda cihat, amellerin en fazîletlisidir.” diye hatırlattı. Bunun üzerine bir adam kalkıp: “Ya Resûlallah! Şayet Allah yolunda öldürülürsem, bu benim günahlarıma keffâret olur mu?” diye sordu. Resûlullâh ona: “Evet, şayet sen sabrederek, ecrini sadece Allah’tan bekleyerek, cepheden kaçmaksızın düşmana karşı koyup Allah yolunda öldürülürsen, günahlarına keffâret olur. Ancak borçların bunun dışındadır. Bunu bana Cibril söyledi.” buyurdu.

Batı dünyası önceki müsteşriklerin yapamadığını yaptı ve Müslümanlar için çok değerli ve kıyamete kadar devam edecek İslamî terimlerin içini boşalttı. Yeni nesil o terimlerin (kavramların) gerçek anlamını bilmiyor. Bu sebeple de o terimlerin ifade ettiği derin anlamdan uzak ve bilinçsiz yaşıyor. Yukarıda hadis ve ayetlerle ortaya konulan ”cihad” kavramı öldürme anlamına doğru kaydırıldı. Cihatçı” diye bir kelime uyduruldu ki bunu da çeşitli görsellerle desteklediler ve cihad öldürmek oldu. Batı’nın kurduğu ve desteklediğine inandığım, kendilerini “Şeriatçı” ilan eden çeşitli örgütleri, cihatçı ve sorgusuz sualsiz öldüren kişileri de Mücahid olarak lanse edildi. Türkiye de bir zihniyet bunu kabullenerek Allah rızası için yapılan her çalışmayı ve bilhassa cihadı olumsuz bir kavram olarak lanse etti. 

Cihad bu hale getirilince, şehitlik de anlam aşımına uğradı. Cihad yaparken Allah rızası için ölen kişi şehitken, görevi başında ölen herkese şehit denilmeye başlandı. Daha da ötesi ”basın, devrim şehidi” gibi acayip ve garaip kelimeler icat edildi. 

Mücahidin cihad eden, İslamî çalışmalarını korkusuzca cehdle yürüten, her türlü zorluğa katlanan ve sonuçta ölse de kalsa da kazanacağını bilen bir anlam ifade ettiğini bilmek gerekir.

Cihad Allah yolunda savaşmaktır. Hiçbir korku, tedirginlik, çekingenlik olmadan dini dünyaya hakim kılmak için savaşmaktır. Yani kendi hırslarını, makamını, sülalesini, soyunu ırkını, devletini, korumak için savaştıran ve savaşan cihad yapmış olmaz.

Dememiz ve tarih içerisinde bilinen o ki cihad Allah için savaştır. İşte bu savaşın sonunda Mücahid, ya şehid olur ya gazi olur, ötesi yoktur. Bunun için korku yoktur bilakis cesaret vardır.

1970’ li yıllara kadar cihadı, şehitliği bilmiyorduk. Ülkesini ve mevcut rejimi korumak için mücadele edenlere şehit deniliyordu o dönemler. Mısır İhvan’ının önde gelenleri, Hasan el Benna, Seyyid Kutub gibi şehitlerin hikayelerini imrenerek okurduk, dinlerdik. Müslümanlar İslami olmayan ve İslam düşmanı rejimlere baş kaldırınca rejimler onların üzerine gitti, şehid etti. Onlar silahsız tebliğ ederek İslamî cihad yapıyorlardı. Ama müsaade etmediler, üzerlerine gittiler, şehid ettiler. 1970’ler, 1980 sonrası genç fidanlar şehadetlerine şahitlik eder.

Sonra İran Devrimi, şehit ilahisi ve marşlarıyla bizleri etkiledi. İran’ın ABD’ye karşı yürüttüğü mücadele ve aldıkları sonuç bizim nesli çok mutlu etti. Cihad ve şehitlik aşkını ateşledi.  

Afganistan. Aah Afganistan. Tam cihad yapıyorlardı. Ruslara karşı, Rusların ordu ve teknik gücüne karşı ilkel silahlarla ama iman gücüyle cihad ediyorlardı. Dillerde tekbir, gönüllerde şehadet arzusu ile hem Ruslara hem de ölüme meydan okuyorlardı. Osmanlı’nın yıkılmasından sonra dünya da böyle bir savaş görmedik biz.

Afganistan tüm dünya Müslümanları için, özellikle Türkiye’nin Müslüman gençliğine bir “CİHAD OKULU” olmuştu. Üniversiteli gençler, meydanlarda Afgan cihadına gitmek için polis copları altında gösteri yapıyordu. Şehitliği arzu eden gençler ve oraya gidip şehid olan gençler. 

Sonra Bosna. Arkasına Batı’yı, Rusya’yı almış özellikle Sırplara karşı Bosnalı Müslümanların savaşı. Batı destekli soykırıma direnen çaresiz ve imkansız Bosnalı Müslümanlar. Oraya koştu Müslüman Gençler, arkalarına mektup bırakarak. Cihad ettiler ve Şehid oldular. Ahmet Pınar’ımız gibi nice genç Müslümanlar. Bosna da cihad mektebi oldu. 

Sonra Müslümanlaşan Filistin Direnişi ve Hamas. Hamas mensupları, eşi benzeri görülmemiş ve tüm dünyaya karşı yapılan bir cihadın muallimleri oldu, Hamas ve Gazze ise mektep. Sonra ilahiler, marşlar geldi. 

Şehit tahtında Rabbe gülümser 
Ah binlerce canım olsaydı der 
Şehit tahtında Rabbe gülümser 
Canım bedeli bir sofradan yer 

Öyle bir makam ki kolay erilmez, 
Hikmeti büyüktür sual edilmez, 
İbreti alemdir kokmaz çürümez, 
Şehitler ölmez gardaş, şehitler ölmez sırdaş, şehitler ölmez. 

***** 

Yumruklar sıkılmış çatılmış kaşlar, 
Hakka kenetlenmiş kartal bakışlar, 
Bedenler üstüne yığılsa taşlar, 
Şehitler ölmez gardaş, şehitler ölmez sırdaş, şehitler ölmez. 

***** 

Arşa yükseliyor tekbir sesleri, 
Allah, Allah diyor cihat erleri, 
Yoldaştır onlara peygamberleri, 
Şehitler ölmez gardaş, şehitler ölmez sırdaş, şehitler ölmez. 

Müslümanlar cihadına ve şehadetine sahip çıkmalı. Bunların aşınmasına fırsat vermemelidir. Allah’ım, İslam’ı ve Müslümanları koru ve muzaffer eyle. Bu da duam olsun. Duamız olsun. Çünkü, 

“Şehit olmayı Yüce Allah’tan samimi olarak dileyen kimseyi, Allah, rahat yatağında vefat etse bile, şehitlerin derecesine eriştirir.” 

“Allah’ım senin yolunda, senin uğrunda çalışıp mücadele etmek, dinini yeryüzünde hakim kılmak ve fitneyi ortadan kaldırmak için cihad etmeyi ve gerektiğinde seve seve ölmeyi, o cesareti ve şehitliği bana nasip eyle.”

Kalın sağlıcakla…

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.