SÖZ MEYDANI – Çetin İmtihan: Uhud / İbrahim Çiftçi

SÖZ MEYDANI – Çetin İmtihan: Uhud / İbrahim Çiftçi

“Uhud bizi, biz de Uhud’u severiz.” Bu hadis-i şerif hep dikkatimi çekmiştir. Allah Rasulü’nün Uhud’a düşkünlüğü malumdur. Her hafta Uhud’a gidip Uhud şehitlerini ziyaret etmesi ve onlara selam vermesi (bu selamı Uhud Şehitliği’nin kapısında yazılıdır), bazen oradaki şehitlerin bizzat isimlerini anarak “ya Hamza, ya Mus’ab…” diye onları selamlaması bunun en büyük işaretidir.

Uhud bir yenilgi mi, bir ders mi, bir hatırlatma mı? Uhud bir yenilgi olmaktan ziyade bir imtihan ama çetin bir imtihan. Yine savaşın üçüncü bitiş aşamasına bakıldığında (bir gün sonra Ebu Süfyan’ın takip edilmesi) Uhud bir zaferdir.

Bedir’de hiç ummadıkları bir yenilgiyi tadan ve deve diş gibi müşrikleri ölü ve yaralı olarak Mekke’ye götüren Mekke müşrikleri intikam için hemen savaş hazırlıklarına başlamışlardı. Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem bu hazırlıkların istihbaratını sürekli alıyordu. En son, amcası Hz. Abbas Mekkeli müşriklerin yola çıkacakları haberini O’na ulaştırdı.

Bir meydan. Neresi? Bayram namazlarının da kılındığı Mescid-i Nebevi’nin bahçesinde şimdiki Mescid-i Gamame’nin (bulut) bulunduğu düzlük. Allah Rasulü istişare ediyor.

Sahabiler toplanmış ve onlara soruyor: Mekkeli müşrikler bir ordu hazırlamışlar ve Medine’yi ele geçirmek, Bedir’in intikamını almak için geliyorlar. Ne yapalım, dedikten sonra “meydan savaşı veya sokak sokak Medine’yi savunmak şeklinde” iki alternatif sunuyor ve savunma savaşında müşriklerin daha fazla zarara uğratılacağını söylüyor. Bedir Savaşı’na katılan çoğu tecrübeli sahabi “savunma savaşı” fikrini savunuyorken Bedir Cihadına katılmayanlarla, genç sahabiler “meydan savaşına taraftar olduklarını coşku ve heyecanla ortaya koyuyorlar. Çoğunluk meydan savaşı isteyince Allah Rasulü meydan savaşına karar veriyor ve hazırlanın buyuruyor.

Allah Rasulü evine giyip zırhını giyerken, istişarede yanlış mı yaptık diyen gençler Allah Rasulü nasıl istiyorsa öyle yapalım deyince “Zırhını giyen Peygamber, Allah onunla düşmanı arasında hüküm verinceye kadar zırhını çıkarmaz.” buyuruyor.

Müslümanlar cuma namazı sonrası 1000 kişi ile Uhud’a doğru yola çıktılar. Şu anda Zırh Mescidi’nin olduğu yerde konakladılar. İkindi, akşam ve yatsı namazını orada kıldılar. İkinci zırhlarını da orada giydiler. Bu sebeple oraya Zırh Mescidi yapıldı. Burada, cihada bedensel olarak uymayanlar geri gönderildi. Geri dönmek istemeyen yaşı küçüklerin, engellilerin şehadet arzuları anlatılamaz…

Allah Rasulü, ikinci zırhı giyince münafıkların başkanı 300 yandaşını da alarak Medine’ye döndü. Allah Rasulü, hiç aldırmadan yoluna devam etti. Uhud’da vadinin dağ tarafındaki kenarına konakladılar. Sonra Ayneyn tepesine Abdullah b. Cubeyr başkanlığında okçuları yerleştirdi ve “bizim yenildiğimizi veya bizim üstün gelip ganimet topladığımızı görseniz bile yerinizden ayrılmayın” diye çok sıkı tembihlediler.

UHUD, İSTİHBARATTIR.

UHUD, İSTİŞAREDİR.

UHUD, KARARLILIKTIR.

UHUD, MÜNAFIK İHANETİDİR.

UHUD, PLANLAMADIR.

Savaş başladı. Allah’ın yardımıyla Müslümanların kahramanlığı hemen sonuç verdi ve büyük ümitlerle gelen Mekkeliler geri dönüp kaçmaya başladılar. Savaş bitmiş gibiydi. Ganimet toplama işine başlanmıştı. İşte bu sırada Okçular, başkanlarının net uyarısına rağmen savaş bitti diye yerlerinden ayrıldılar. O tepeyi kollayan Halid bin Velid, 70 atlısıyla tepenin arkasından dolanıp kalan okçuları şehit ederek Müslümanları arkadan çevirdi. Kaçan müşrikler bu durumu görünce geri döndüler ve Müslümanlar iki kuvvet arasında kaldı. İşte Uhud’un en çetin dönemi başladı. Müslüman safları karıştı. Kim ne yapacağını bilemedi.

Kimi Müslüman, savaşı kaybettik diye Medine’ye dönüşe bile başladı. “Peygamber arkanızdan sizi çağırırken, kimseye bakmadan kaçıyordunuz; kaybettiğinize ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diye Allah sizi kederden kedere uğrattı. Allah işlediklerinizden haberdardır.” (Âl-i İmran, 152)

Allah Rasulü dağılanlara seslendi. “Ben buradayım.” Bu arada müşrikler, Peygamberi öldürmek amacıyla mızrak ve kılıçlarını O’na yönelttiler. Peygamberin etrafındaki bir avuç Müslüman da göğüslerini sırtlarını siper ettiler. Onlarca ok, mızrak ve kılıç darbesi ve yarasına rağmen peygamberin çevresinden ayrılmadılar. Atılan taşla Efendimizin dişi kırıldı, miğferinin demiri yüzüne battı. Ama o dimdik ayaktaydı.

Talha bin Ubeydullah, Ebu Dücane, Ümmül Umare (Nesibe Hatun), Sa’d bin Ebu Vakkas, Musab bin Umeyr… O’nu korumak için kendilerini feda ettiler. Kimi şehit oldu, kimi sakat kaldı. İbn Kum‘e müşriği, Musab bin Umeyr’i şehit etmiş ve Allah Rasûlü’nü öldürdüğünü sanarak “Muhammed’i öldürdüm!” diye bağırmaya başlamıştı. İnsanlar arasında da şeytan mıdır, şeytani bir nefes midir “Muhammed öldürüldü, Muhammed öldürüldü” diye sesler yankılandı. Allah Rasulü seslendi. “Ben buradayım.”

Çekildiği yerde tedavisi yapıldı. Kızı Fatıma annemiz, kanını yaktığı hasır parçasının külüyle durdurdu.

“Esasen Allah size olan sözünde durdu: O’nun izniyle düşmanlarınızı kırıp geçiriyordunuz. Fakat Allah size arzuladığınız zafer ve ganimeti gösterince gevşeyiverdiniz, Peygamber’in verdiği emre uyup uymama hususunda birbirinizle tartıştınız ve itaatsizlik ettiniz. İçinizde dünyayı isteyen de vardı âhireti isteyen de… Sonra Allah, sizi denemek için o kâfirler karşısında bozguna uğrattı. Bununla beraber, yine de sizi affetti. Zira Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır.”(Âl-i İmran, 153)

UHUD, EMRE İTAATSİZLİKTİR. OKÇULARIN TEPEYİ TERK ETMESİ.

UHUD, İTAATTİR. ABDULLAH BİN CUBEYR VE YEDİ KİŞİNİN İTAATİ.

UHUD, FEDAKARLIKTIR, UHUD KAHRAMANLIKTIR. ALLAH RASULÜ’NÜ ÖLÜMÜNE SAVUNANLAR.

UHUD, TAM İMANDIR. “PEYGAMBER ÖLDÜ” DİYENLERE KARŞI “ALLAH BAKİDİR” DİYENLER. (ENES bin NADR)

UHUT BAŞINDAN SONUNA KADAR ÇOK ÇETİN BİR İMTİHANDIR. 70 SAHABİ ŞEHİT, ÇOK FAZLASI DA YARALI OLMUŞTUR.

Rabbim bizi imtihanı kazananlardan eylesin. Kalın sağlıcakla.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.