SOSYOLOJİK SİYER-Ömer Faruk Özcan – Rahmet Peygamberi Aleyhisselam
İnsanlığın dibe vurduğu zaman yaşanırken sevgi, şefkat ve rahmet gibi kavramların tedavülden kaldırıldığı dönemde Rabbimiz buyurdu: “Resulüm, biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 107)
Rahmetten uzak olan Mekke toplumundan bir kişi, Peygamber efendimizle konuşurken titreyen birine, “Endişelenme! Ben de senin gibi kuru et yiyen bir kadının oğluyum” dedi. (İbn Mâce, Et’ime, 30.)
Aileye Rahmet Efendimiz
Peygamberimiz (s.a.s) ile aile de huzur bulmuştur. O, Yüce Rabbimizin emri gereğince aileyi; sevgi ve merhamet, ülfet ve muhabbet, güven ve sadakat üzerine inşa etmiştir. Ailesinin hiçbir ferdine kaba davranmamış, kötü söz söylememiş, onları asla incitmemiştir. “Dikkat edin! Sizin kadınlar üzerinde hakkınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır” buyurmuştur (Tirmizî, Radâ, 11). Kadının bir eşya kadar kıymetinin olmadığı dönemde hem sözlü sünnetinde hem de fiili sünnetinde peygamberimiz hanımların haklarına titizce riayet ettiği gibi “Cennet annelerin ayağı altındadır.” buyurdu. Ailesine davranışıyla da örnek olan Efendimiz (sav), aileyi sözüm ona medeni ülkelerin şu an dahi ulaşamadıkları seviyeye yükseltmiştir.
Efendimizden Çocuklara Değer
Zaman, karanlığı koyu bir şekilde yaşarken karanlığın en çok vurduğu kesim çocuklardı desek yeridir. Oyun çağında olan körpecik bedenler, hayata doymadan cansız olarak toprakla tanışıyorlardı. Kız çocuklarına yapılan bu akıl almaz zulüm, erkeklerde de köle olarak satılmak ve zor şartlarda çalıştırılmak olarak tezahür ediyordu. Sevgi, şefkat ve merhamet hele hele oyun ve mutluluk çocuklara çok uzaktı.
Çocuklar, Peygamberimiz (s.a.s) ile sevgiyi tatmıştır. Allah Resulü (s.a.s); utanç vesilesi sayılan, diri diri toprağa gömülen kız çocuklarını koruyup gözeteni, terbiye edip yetiştireni cennetle müjdelemiştir (Ebû Dâvûd, Edeb, 120-121; İbn Hanbel, III, 96).
Gençler, Peygamberimiz (s.a.s) ile değer kazanmıştır. Allah Resulü (s.a.s) gençlere daima güvenmiştir. Onların fikirlerine değer vermiş, onlara öz güven ve şahsiyet kazandırmış, mizaç ve yeteneklerine uygun sorumluluklar yüklemiştir. Yaşlılar, Peygamberimiz (s.a.s) ile hürmet görmüştür.
Efendimiz (s.a.s), buyurdu: “Kim bir yaşlıya yaşından dolayı hürmet ederse, Allah da ona, yaşlılığında hürmet edecek birisini gönderir.” (Tirmizî, Birr, 75). Başka bir hadis-i şerifte; yaşlılara ilgi göstermeyi, onlarla alakadar olmayı öğütlemiştir. Özellikle yetimin ve mazlumun yüzü Peygamberimiz (s.a.s) ile gülmüştür. Allah Resulü (s.a.s), “İşaret parmağıyla orta parmağını bir arada göstererek, ben ve yetime kol kanat geren kimse cennette böyle yan yana olacağız buyurmuştur.” (Buhârî, Talâk, 25). Peygamberimizin rahmet oluşu sadece insanlar için değil, tüm canlıları kapsayan muhteşem bir hakikatin tecellisidir.
Şu an yeryüzünün dört bir köşesinde insanlar cahiliye karanlığından daha yoğun bir karanlığa itilmiş durumdalar. Doğu Türkistan’da kardeşlerimiz sırf tevhid inancına sahip oldukları için türlü türlü zulümlere uğratılıyor ve hatta hayatlarından oluyorlar. Filistin, Sudan, Yemen, Suriye, Arakan ve daha sayamayacağımız gönül coğrafyamızın ülkeleri haberlerde maalesef hep katliam ve işkence başlığı altında yer almaktalar. Tüm mazlumlara lazım olan birlik ve beraberliktir. Yani bize Resulullah’ın örnekliğinde toptan İslam’a sımsıkı sarılmak düşüyor. İşte rahmet-i Resulullah’a ermemiz bu kaideyle daha da kolaylaşacaktır. Rabbimiz bizlere rahmet eylesin. Ölümüze de dirimize de.