SOSYOLOJİK SİYER-Ömer Faruk Özcan – Hastalıklar, Belalar Hayatın Gerçekleridir

SOSYOLOJİK SİYER-Ömer Faruk Özcan – Hastalıklar, Belalar Hayatın Gerçekleridir

Hayat, yaşamaktır acıyı ve tatlıyı itirazsız, feryat figan etmeden. İnsanın yetişmesinde eğitimi kadar kıymetli olan, başına gelen imtihanlara karşı tutumudur. Zaman olur, koşarken kat ettiğimiz mesafeden daha fazlasını evimizde kalarak bile yapabiliriz. Sabır öğrenildiği zaman birkaç sınıf birden atlamış oluruz. Ama tabii bu kavramı teorik olarak öğrenmek, anlamak ve yaşamak anlamına gelmiyor. İşte bu yazımızda Efendimiz Aleyhissalatü vesselamın hastalık, bela ve musibetlerle ilgili hadislerinden elde edilecek kazanımları yazmaya gayret edeceğiz.

Kimlere Daha Çok Bela ve Musibet Gelir?

Mus’ab İbnu Sa’d, babası (r.a) naklediyor: “Der ki: Ey Allah’ın Resulü, dedim, insanlardan kimler en çok belaya uğrar?” “Peygamberler, sonra büyüklükte onlara ve bunlara yakın olanlar. Kişi diyaneti nispetinde belaya maruz kalır. Kim dininde şiddetli ve sağlam olursa onun belası da şiddetli olur. Şayet dininde zayıflık varsa, Allah onu da diyaneti nispetinde imtihan eder. Bela kulun peşini bırakmaz. Ta ki o kul, hatasız olarak yeryüzünde yürüyünceye kadar.” (Tirmizi, Zühd 57, 2400)

Bu mübarek hadis bizlere, büyümenin önemli noktalarından bir tanesinin de bela ve musibetlere karşı davranışlarımızda belli olduğunu göstermektedir. Daha farklı bir ifadeyle dünya hayatında ve dahi ahirette derecesi ulvi olanların hayattayken imtihanları nasıl karşıladıklarıyla ilgisi büyüktür.

Hastalıklar Günahlarımıza Kefarettir

İnsanların hayatta başaracakları en önemli işlerden bir tanesi de bağışlanmış olmalarıdır. Hazreti Ali (ra) efendimiz mutlu ve başarılı geçen bir günü tarif ederken, “günahsız geçen gündür” buyurdu. İşte günahlardan arınmak için Efendimiz (sav) şöyle buyurdular;

Ebu Hureyre ve Ebu Said’in (r. anhüm) anlattıklarına göre, Resulullah aleyhissalatu vesselam şöyle buyurmuştur: “Mü’min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta bir ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü’minin günahından bir kısmını mağfiret buyurur.” (Buhari, Marda 1; Müslim, Birr 52, (2573); Tirmizi, Cenaiz 1, (966).

Hz. Cabir (r.a) anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam, Ümmü’s-Saib (r.a) yanına girdi ve: “Niye zangırdıyorsun, neyin var?” dedi. Kadın: “Humma (sıtma)! Allah belasını versin!” dedi. Aleyhissalatu vesselam da: “Sakın hummaya sövme! Çünkü o, insanların hatalarını temizlemektedir, tıpkı körüğün demirdeki pislikleri temizlediği gibi!” buyurdular.”

Hata ve kusurlardan arınmak, günahlardan temizlenmek en önemli niyazımızdır. Peygamber Efendimizin çokça hadisi şeriflerinde belirttiği üzere hastalık, bela ve musibetlere tahammülle başka bir ifadeyle sabra sımsıkı sarılarak imtihanı kazanma yoluna girebiliriz.

Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Mü’min erkek ve kadının nefsinde, çocuğunda, malında bela eksik olmaz. Ta ki hatasız olarak Allah’a kavuşsun.” (Muvatta, Cenaiz 40, (1, 236); Tirmizi, Zühd 57, 2401)

Hastalıklar ve Musibetler Sevap Kapısı da Olabilir

Niyet eylemek amel işlemekten daha hayırlıdır diye öğretti Alemlere rahmet Efendimiz. Bir işe başlarken sağlam bir besmele çeker ve yola koyuluruz. Ameli işleyemeden bazı manilerle dahi karşılaşabiliriz. Bu konuda da en güzel rehber efendimizdir.

Ebu Musa (r.a) anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Bir kul, salih amel işlerken araya bir hastalık veya sefer girerek ameline mani olsa, Allah ona sıhhati yerinde ve mukim iken yapmakta olduğu salih amelin sevabını aynen yazar.” (Buhari, Cihad 134; Ebu Davud, Cenaiz 2, (3091).

Mükâfatımız bitmez yani sapasağlamken yaptığımız eylemler gibi sevabı kazanırız Allah’ın izniyle.

Ateşe Korunak Büyük İmtihanlar

Biz iman ehli, bela ve musibet istemeyiz. Allah’tan gelen imtihanların kazanımlarına bakarız. Öyle ki, ne kadar büyük imtihan, o kadar yüce mükâfat demektir. Bugünün Gazzeli Müslümanları öyle büyük bir sınavdan geçiyorlar ki, dünyada çok az eşi benzeri görülmüş bir zulüm altındalar. Belki de dünya büyük bir imtihanı Gazze adresiyle yaşıyor. Annelerin feryatları kalbimizi sağır edecek hale geldi. Kim bilir, dünya kalbi sağırlaşmış insanlarla doldu. Çocuklarının ölümüyle imtihan olanlara Efendimizden müjde;

Ebu Sa’id (r.a) anlatıyor: “Kadınlar Resulullah aleyhissalatu vesselam’a dediler ki: “Ey Allah’ın Resulü! Sizden (istifade hususunda) erkekler bize galip çıktı (yeterince sizi dinleyemiyoruz). Bize müstakil bir gün ayırsanız!” Resulullah aleyhissalatu vesselam bunun üzerine onlara bir gün verdi. O günde onlara vaaz ve nasihat etti, bazı emirlerde bulundu. Onlara söyledikleri arasında şu da vardı: “Sizden kim, kendinden önce üç çocuğunu gönderirse, onlar mutlaka kendisine ateşe karşı bir perde olur!” Bir kadın sormuştu: “Ey Allah’ın Resulü! Ya iki çocuğu ölmüşse? “İki de olsa!” buyurmuşlardı.”

Konuyla alakalı yazacak çok şey var ama satırlar sınırlı.

Allah hastalarımıza şifa, dertlilerimize deva, bela ve musibet içerisinde olanlara da sabırlar ihsan eylesin.

YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.